Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,9781
Dolar
Arrow
43,8212
İngiliz Sterlini
Arrow
59,1359
Altın
Arrow
6905,6394
BIST
Arrow
10.729

Harvard Business Review perspektifinden bir çağ okuması

Bu hafta Medyascope TV’de Netizen programında konuğum Harvard Business Review Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan’dı. Programda onunla Türkiye’de internetin, iş dünyasının ve düşünce liderliğinin son yirmi beş yılını konuştuk; bir dönemin nasıl başladığını, nasıl evrildiğini ve bugün hangi eşiğe geldiğimizi birlikte tarttık.

Yirmi yılı aşkın bir zamandır aynı dönüşümlere farklı cephelerden bakan iki insanın ilk kez aynı programda bir araya gelmesi gecikmiş bir buluşmaydı. 2000’lerin başında, .com balonunun dünyayı sardığı, “yeni ekonomi” kavramının neredeyse her cümlede tekrarlandığı günlerde başlayan bir hikâyeyi masaya yatırdık. O yıllar, teknoloji ile iş dünyasının ilk kez bu kadar görünür biçimde iç içe geçtiği dönemdi.

Serdar Turan’ın İnfomag ile başlayan yayıncılık serüveni, yalnızca bir dergi çıkarma girişimi değildi. Türkiye’de teknoloji ve iş dünyası arasındaki bağı sistemli biçimde anlamaya çalışma çabasıydı. Batı’da yüzlerce sayfalık yönetim ve teknoloji dergileri çıkarken, burada benzer bir düşünce zemini kurmanın heyecanını anlattı bana. 

Aradan geçen yıllar, yalnızca yayıncılık formatlarını değil, iş yapma biçimlerini de değiştirdi. ERP, CRM gibi kurumsal sistemlerin “bu da ne?” aşamasından kurumsal zorunluluk haline gelişini; mobil devrimin iş dünyasını yeniden tasarlayışını; analitik düşüncenin ve yapay zekânın strateji masasına oturuşunu konuştuk. Fakat dikkat çekici olan şu: Araçlar değişiyor, hız artıyor, terimler yenileniyor; ancak iş dünyasının temel soruları pek değişmiyor.

Harvard Business Review’un 1923 tarihli ilk sayısına bakıldığında ele alınan başlıkların önemli bir kısmı bugün de geçerli. İnsan, verimlilik, liderlik, merkez bankaları, üretim biçimleri… O dönem elektrik ve sanayi dönüşümü tartışılıyordu, bugün yapay zekâ ve otomasyon konuşuluyor. Değişen kavram seti, değişmeyen temel sorular...

Programda özellikle “neden” sorusunun altını çizdik. Bir sistemi neden uyguluyoruz? Bir iş yapma biçimini neden sürdürüyoruz? O yöntem hangi sorunun çözümü olarak ortaya çıktı ve o sorun hâlâ geçerli mi? İş dünyasının en entelektüel refleksi, kendi alışkanlıklarını sorgulayabilme cesareti.

Şirket kavramının kökenine kadar indik. Company kelimesinin yoldaşlık, birlikte yürüme anlamına geldiğini hatırlattı Serdar bana. Şöyle devam etti şirketin başlangıçtaki amacı, yalnızca sermaye üretmek değil; bir ihtiyaca eşlik etmekti. Zaman içinde bazı fonksiyonlar özünden uzaklaştı. İnsan kaynakları örneğinde olduğu gibi, çalışan ile sermaye arasındaki dengeyi koruma iddiasıyla doğan bir yapı, farklı bir konuma savrulabildi. Bugün yeniden insan odaklılık, şefkatli liderlik, insan değeri gibi kavramların gündeme gelmesi tesadüf değil. Sistem, özüne dönme ihtiyacı hissediyor.

Harvard Business Review Türkiye’nin bugün geldiği noktayı da konuştuk. Artık mesele yalnızca bir dergi çıkarmak değil. İçeriği merkeze alan bir ekosistem kurmak. Dergi, dijital makaleler, video içerikleri, podcast’ler, zirveler ve düşünce liderliği projeleri tek bir eksende birleşiyor: Derinlikli içerik üretmek. Haber refleksiyle değil, analiz ve çerçeve üretme iddiasıyla hareket etmek.

Konu şu an yaşadığımız kaotik anlara gelince, belki de programın en önemli tespiti ortaya çıktı : Asıl olan belirsizliktir. Stabilite istisnadır. Pandemi döneminde dile getirilen bu fikir, bugünü anlamak için kritik. Dünya hiçbir zaman tam anlamıyla durağan olmadı. Biz yalnızca belirsizlik bulutunun içinde geçici düzen alanları inşa ettik.

Bugün yaşadığımız çağ geçişi de benzer bir eşikte duruyor. Geçmiş henüz tamamen ortadan kalkmadı. Gelecek henüz tam kurulmadı. Aynı anda iki gerçeklikte yaşıyoruz. Eski yöntemlere tutunma refleksi ile yeni olanı abartma eğilimi arasında gidip geliyoruz.

Bu dönemde yapılması gereken, korkuya teslim olmak değil; dengeyi bilinçli biçimde inşa etmek. İlişki, güven, gerçeklik ve denge kendi kendine oluşmuyor. İnşa ediliyor ve yönetilmezse bozuluyor. İş dünyasının, medyanın ve toplumun önündeki temel görev bu.

Netizen programında bu hafta konuştuğumuz şey bir nostalji değildi. Bir çağ muhasebesiydi. Yirmi beş yılın birikimiyle, önümüzdeki yirmi beş yıla nasıl bakacağımızı tartıştık. Çünkü her çağ geçişi, geçmişi inkâr ederek değil; onu anlayarak aşılabiliyor. Size de bu keyifli programı izlemenizi tavsiye ederim.