Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,2749
Dolar
Arrow
43,5516
İngiliz Sterlini
Arrow
59,4247
Altın
Arrow
6829,4512
BIST
Arrow
10.729

Seçimlerim

Apple’ın eski CEO’su Steve Jobs’un, evine bulaşık makinesi alırken en iyi tercihi neredeyse aylar süren bir araştırmanın sonucu yaptığı ve sonunda kendisine en doğru gelen Miele markayı tercih ettiği söylenir. Bu tip takıntılar toplumda genelde çok iyi algılanmaz; belli ki o da bu yüzden epey nefret çekmiş. Ancak eve bir şey alırken bazen çok düşünmek gerekiyor. Ya da çok değiştirip çok zor karar vermek garip görünüyor olabilir ama bence son derece doğru. Bu yazıda, şu ana kadar belki de çoğu elime doğmuş olan teknolojiler arasında seçim yaparken nelere dikkat ettiğimi yazmak istedim. Tabii ki bunlar benim tercihlerim. Markalardan bazıları benim düşündüğümden farklı özelliklere de sahip olabilir. Eğer öyleyse, yanlış değerlendirdiğimi düşünüyorlarsa, benimle iletişim ajansları üzerinden bağlantıya geçip bu konuda beni aydınlatabilirler; ben de bunları ayrıca yeniden yazabilirim. Ama şu ana kadar gördüklerim ve tecrübe ettiklerim arasında bana en doğru gelen tercihler bunlar. Başka konulardaki tercihlerimi merak ediyorsanız kategori konusunda benimle linkedin yada twitter (X) üzerinden bağlantıya geçebilirsiniz. Yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. Bir son bilgi de hiçbir şirket veya marka ile özel bir bağım yok. Takım tutar gibi marka tutma huyum yok. Ama başarılı olanı da kenara iteleyemem. 

İşte benim tercihlerim:

Cep telefonu

Ben ekosistemciyim. Bir düzen oturtmayı ve o düzenin içinde kalmayı tercih ediyorum. Birincisi bu nedenle, ikincisi de güvenlik ayarlarının genel olarak daha iyi olduğunu düşündüğüm için Apple’ı tercih ediyorum.

En son Mini modele kadar kullandım. Yanılmıyorsam iPhone 13’te Mini vardı. Uzun süre bekledim çünkü büyük telefon istemiyordum. iPhone 17 ile birlikte Air modeli dikkatimi çekti. Hafif bir telefon. İnsanı rahatsız etmiyor, ağırlık yaratmıyor, arka cebimde taşınabiliyor. İnce ama bu incelik kırılmasına ya da yamulmasına sebep olmuyor. Yan tarafındaki çelik çok güzel. Keşke arkasını da çelik yapsalarmış.

Arkası için “cam” deniyor ama ben en son iPhone 4’ün arkasında cam olduğunu hatırlıyorum. Bu bana cammış gibi gelmiyor. Keşke daha kaygan bir çelik ya da daha cilalanmış bir plastik veya daha iyisi cam olsaydı.

iPhone 17 Air’ın kamerasından hiç haz etmiyorum. Önde ve arkada kamera olması da ayrı bir sıkıntı. Bana sadece arka tarafta tek bir tane, çok çıkmayan, dikkat çekmeyen, düzgün bir kamera yeterdi. Onun dışındakilerin gereksiz olduğunu düşünüyorum.

Modüler telefonların kötü olduğunu düşünüyorum. Zaten Google da onu çalıştıramadı. Android bir telefona geçersem tercihim Google telefonu olurdu. Ya da bunların hepsinin dışında, yapay zekâ tabanlı bir işletim sistemine sahip herhangi bir telefon tercih edebilirdim. Büyük ihtimalle daha küçük bir telefon olurdu.

Katlanabilir telefonların hâlâ hakkını verebilir noktada olmadığını düşünüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla bu işin en yüksek fikri, Nokia’nın yuvarlanabilir, rulo hâline getirilebilir bir telefon fikriydi. O zaman belki ekranın katlanabilmesi üzerine konuşulabilir. Eğer sadece iki kat halinde olacaksa tek bir ekranın anlamı yok. Onun yerine iki ekrandan oluşan Microsoft Surface yaklaşımı bence çok doğruydu. Keşke devam etselerdi. Ama Microsoft’ta birçok iyi şey gibi onun da sonu geldi.

Mobil Operatör

Benim için operatör, iletişimle ilgili bütün ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir kaynak demek. Yani sadece hattımın açık kalması değil; verinin de açık kalması, mobil uygulamalarımı ve mobil çalıştığım tüm cihazları sorunsuz biçimde bağlayabilmem demek.

Türkiye’de ne yazık ki operatörler, İngiltere’de ya da Amerika’da olduğu gibi hat satarken yanında telefon ya da donanım vermiyor. Bu yüzden o tarafı elemek zorunda kalıyorum. Ama böyle bir sistem olursa ilk tercihim olur.

Ben limitlere denk gelmemek istiyorum. Dışarıda çok çalışıyorum. Cep telefonumu MacBook Air’im ve iPad Air’ıma bağlıyorum. Son 5–6 yıldır operatör tercihim Vodafone. Çünkü sınırsız hatta aboneliği sadece onda var. Ancak son dönemde gelen 15 GB’lık personal hotspot limiti benim için ciddi bir sorun.

Benim tercihim; limitsiz paket, donanım ve limitsiz personal hotspot. Keşke bu limitleri tamamen kaldırsalar.

Bu arada Vodafone’un ödeme sistemi de iyi çalışıyor. Ancak limitleri çok düşük. O limitlerin de yükselmesi lazım. Şu an yapay zeka ödemesi ve bir iki aboneliği ancak ödeyebiliyor. Kart kullanımına imkan kalmıyor. 

İnternet bağlantısı

İnternet bağlantısını ne yazık ki istediğimiz gibi seçemiyoruz. Servis sağlayıcılar kendi aralarında fiber altyapılarını  paylaşmıyor. Mesela geçenlerde ilginç bir durum yaşadım. Tuttuğum yeni yerde  fiber gördüm, Superonline sandım. Aradım, oraya hizmetimiz yok dediler. Haritalarında da görünmüyordu. Zaten servis sağlayıcı haritalarıyla Google Maps ve Apple Maps arasında ciddi farklar var.

Türk Telekom’u aradım, fiber yok ama 100 megabit bağlarız dediler. Neden sonra Superonline tekrar arayıp fiber olduğunu fark etti. Önce Türk Telekom’u, sonra Superonline’ı bağlattık.

Türk Telekom’un müşteri hizmetleri ve saha ekipleri çok iyi. Superonline o noktada değil. Vodafone’un önerdiği hızlar çok düşük o yüzden deneyemedim. Türk.net’i birkaç kez denememe rağmen bağlatamadım. Daha abonelik aşamasında basit sorunları çözülemedi.

İnternette fiber çok önemli. Adreste fiber kimde varsa onunla konuşmak lazım. Fiber yoksa download ve upload hızları birbirine yakın olan standart hatlar da kabul edilebilir. Ancak upload hızları yüksek olması şartıyla. 

Bir de işin cihaz tarafı (router ve modem) var. Servis sağlayıcılar son dönemde, ismini vermek istemediğim bazı Çinli markaların cihazlarını kullanıyor. Bunların çoğu dünyada internet dinlemesi nedeniyle ceza almış cihazlar. BTK’nın bu konuda yeterince dikkatli olmaması, cihaz çeşitliliğinin sunulmaması ve Türk Telekom hariç neredeyse herkesin bu cihazları kullanması tercihi çok zorlaştırıyor. Üstelik bu cihazlar ihaleye özel çok sayıda ve makul fiyatla üretildikleri için, teknik olarak yetersiz ve değiştirmek istediğinizde operatörler itiraz ediyor.

Sigorta

Sigorta seçerken uzun süre acenteye güvendim. Çünkü birçok problem acente üzerinden çözülüyor. Ancak Mersin gibi yerlerde acentenin şirket üzerindeki etkisi çok azalıyor. Bu yüzden artık internet ya da bankacılık üzerinden seçim yapabilirim.

Kasko ve trafik sigortası ayrı. Onları hâlâ bayiden yapmak doğru. Ama sağlık sigortasında, özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasında Allianz ile çok ciddi problemler yaşadım. Yardımcı olmuyorlar, hastaların arkasında durmuyorlar. 

O yüzden günün kahvesi için tavsiye veren markalardan sağlık sigortası almamak lazım. En çok kullandığınız hastanede en iyi çalışan sigorta şirketini seçmek en doğrusu. Ben bu konuda daha makul bir şirket bulamadım. Arıyorum…

Otomobil

Benim her zaman önceliğim Alman teknolojisidir. Bu konuda da Mercedes’i hem Türkiye’deki müşteri hedef kitlesi hem de ürün kalitesi olarak tek geçerim. Tabii iklim değişikliğini ciddiye almak gerekiyor. Daha bir hafta önce yağışlardan dolayı Mersin’de birçok dere taştı. Sedan araçların önümüzdeki on yılda şansı yok. Dünyanın en iyi şehrinde bile yaşıyor olsanız, bir şekilde şehir dışına çıkıyorsunuz. Bu sorunu çözebilecek araçlara ihtiyacımız var. Mercedes’in X Class modeli takip ettiğim araçlar arasında. 

Otonom sistemler sürüşü daha güvenli ve keyifli hâle getiriyor. Tam otonom olmasa bile, en yüksek otonomi seviyesi sürüş konforunu ciddi şekilde artırıyor. Daha uzun mesafelere ulaşmanızı sağlıyor.

Ama hâlâ elektrikli otomobiller değil. Hibritler daha mantıklı. Emre Özpınar’ın anlattığı kadarıyla tam hibrit sistemler şu an en geçerli çözüm gibi duruyor. Bu alanda da bildiğim kadarıyla Toyota önde.

Ancak illa elektrikli olacaksa da BYD’nin son dönemde yüksek menzilli ve SUV olduğu halde yüzebilen araçları sanki başka bir gezegenden. 

Televizyon ve VOD

Bu sektör en hızlı gelişen alan. Uydu artık anlamsız. Neyi seyredeceksem internetten seyrediyorum. Canlı televizyon yayınlarını da yayınlaması nedeniyle Turkcell TV+ içerik açısından güçlü görünüyor. Türkçe dublajlı içerik miktarı da yüksek. Ancak uygulama tarafında ciddi problemler var. Özellikle Apple TV uygulaması sık sık hata veriyor.

İçerik gücü açısından Amazon Prime Video çok iyi. Özellikle son dönemde popüler dizileri izlemek keyifli. Kullanıcı arayüzü ve kullanıcı deneyimi açısından ise Netflix bence en iyisi. Buna karşın Türkçe içerik kalitesi konusunda sorunlar var. Tabii Cem Yılmaz’ın showu hariç.

Türkiye’ye ilk geldiğinde çok mutlu olduğum ama sonrasında hayal kırıklığı yaratan platform Disney. Ücret ödediğiniz bir sistemde sürekli reklam görmek, reklamlar içerikle ilgili olsa bile, çok antipatik. Çocukların izlediği içerikler olmasa aboneliğini ilk kapatacağım platform Disney olurdu.

YouTube canlı içeriklere, mesela Formula 1 gibi yayınlara sahip olsa bu listede rahatlıkla ilk üçe girerdi. YouTube ve YouTube Music biraz farklı bir kulvarda ama çok hızlı gidiyor. Kullanıcı arayüzü ve kullanıcı deneyimi açısından bakıldığında hepsine ciddi anlamda fark atabilecek potansiyele sahip.