Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,0233
Dolar
Arrow
48,8115
İngiliz Sterlini
Arrow
65,3203
Altın
Arrow
6872,7070
BIST
Arrow
13.309

Telefon satın almak zorunda mıyız?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Uzun zamandır Türkiye’deki mobil operatörlere söylediğim bir şey var:

Bana yalnızca iletişim hizmeti satmayın. Telefonumu da siz verin.

Zaten her ay bir mobil iletişim faturası ödüyorum. Telefonum olmadan o hizmetin, hizmet olmadan da telefonumun pek bir anlamı yok. O halde neden bunları iki ayrı ekonomik ilişki olarak yönetiyorum?

Telefonu bir yerden satın alıyorum. Finansmanını başka bir yerden sağlıyorum. Hattımı başka bir şirketten alıyorum. Cihazın sigortası başka yerde, garantisi başka yerde, birkaç yıl sonra eski telefonu satmak ise tamamen benim problemim.

Bunun yerine operatörüm bana şunu söylese:

“Telefonun bu, iletişim paketin bu, sigortan bu, aylık toplam ödemen de bu. İki yıl sonra telefonu getir, yenisini al.”

Benim açımdan hiçbir problem yok.

Hatta yıllardır olması gereken modelin bu olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de bunun çeşitli versiyonları denendi. Operatörler cihaz sattılar, cihaz bedelini faturaya eklediler, farklı finansman modelleri oluşturdular. Fakat Türkiye’deki kredilendirme sistemi, mevzuat ve uygulamadaki bazı sorunlar bu modeli zaman içinde son derece karmaşık hale getirdi.

Üstelik geçmişte bu sistemin kredi değerlendirmesi tarafında da ciddi problemler yaşandı. Telefon faturalarının içindeki çok küçük tutarlı gecikmelerin bile tüketicinin kredi geçmişini etkileyebildiği dönemler oldu. Bir iletişim hizmetiyle cihaz finansmanının birbirine karışması, olması gereken basit modeli gereksiz yere karmaşıklaştırdı.

Bugün geldiğimiz noktada pahalı bir telefonu klasik tüketici kredisi mantığıyla uzun vadeye yaymak zaten oldukça güç.

O zaman belki yanlış soruyu soruyoruz.

Telefonu nasıl kredilendireceğimizi değil, telefonu neden satın almak zorunda olduğumuzu tartışmamız gerekiyor.

Çünkü telefon artık eskiden satın aldığımız telefon değil.

Eskiden bir telefon alır, yıllarca kullanırdık. Telefon büyük ölçüde bağımsız bir üründü.

Bugün elimizdeki cihaz ise bir hizmetler bütününün terminali.

Bulut depolaması var.

Müzik servisi var.

Video servisi var.

Uygulamaları var.

Yapay zekâ hizmetleri var.

Mobil iletişim hizmeti var.

Sigortası var.

Ve bunların hepsinin ortasında birkaç yılda bir teknolojik olarak yenilenmesi gereken oldukça pahalı bir donanım var.

Böyle bir dünyada telefonun mülkiyetine sahip olmak gerçekten vazgeçilmez mi?

Ben bundan pek emin değilim.

Hatta meseleyi yalnızca telefon üzerinden düşünmek bile yanlış olabilir.

Türkiye’de Kiralarsın gibi şirketler bunun daha geniş bir versiyonunu uyguluyor. Telefon kiralayabiliyorsunuz, tablet kiralayabiliyorsunuz, bilgisayar kiralayabiliyorsunuz. Farklı elektronik cihazları satın almak yerine ihtiyacınız olduğu süre boyunca kullanabileceğiniz bir model ortaya çıkıyor.

Garanti BBVA da telefon kiralama modeliyle aynı yönde ilerleyen örneklerden biri.

Aslında burada ortaya çıkan şey yalnızca yeni bir ödeme yöntemi değil.

Teknolojik ürünlerle ilişkimiz değişiyor.

Bir otomobili kiralamayı son derece doğal karşılıyoruz. Bir şirketin kullandığı otomobillerin, bilgisayarların veya başka ekipmanların mutlaka şirketin mülkiyetinde olması gerektiğini düşünmüyoruz.

Peki bireysel kullanıcı neden farklı olsun?

Evde kullandığım bilgisayarın mutlaka benim olması gerekiyor mu?

Telefonun?

Tabletin?

Oyun konsolunun?

Bunların hepsinin ortak bir özelliği var: Teknolojik ömürleri ekonomik ömürlerinden daha kısa olabiliyor.

Beş yıllık bir bilgisayar hâlâ çalışıyor olabilir ama benim yapmak istediğim işi artık yeterince iyi yapmayabilir. Üç yıllık telefonum kusursuz durumda olabilir ama yeni teknolojik özellikleri çalıştırmayabilir.

Üstelik şimdi bu denkleme yapay zekâ giriyor.

Yeni nesil yapay zekâ sistemleri cihaz üzerinde çalıştıkça işlemci, Neural Engine ve özellikle RAM daha önemli hale geliyor. Bir telefon fiziksel olarak kusursuz durumda olsa bile birkaç yıl sonra yeni yapay zekâ özelliklerini çalıştırmak için yeterli donanıma sahip olmayabilir.

Eskiden telefonu ekranı kırıldığı, pili öldüğü veya artık çok yavaşladığı için değiştiriyorduk.

Şimdi gayet iyi çalışan bir telefon, yeni yapay zekâ yeteneklerini çalıştıramadığı için teknolojik ömrünün sonuna gelebilir.

Burada ilginç bir durum ortaya çıkıyor:

Cihaz eskimiyor, yeteneği eskiyor.

İşte kiralama modelinin bana mantıklı gelmesinin nedenlerinden biri de bu.

Eğer teknolojik değişim cihaz yenileme süresini kısaltacaksa, tüketicinin her seferinde cihazın bütün mülkiyet maliyetini üstlenmesi gerçekten gerekli mi?

Belki de bunları birer demirbaş gibi satın almak yerine kullandığımız süre için ödeme yapmak daha rasyonel.

Hatta bunu daha ileri götürelim.

Ben gelecekte tek tek cihaz kiralamaktan ziyade bir çeşit kişisel teknoloji aboneliği oluşabileceğini düşünüyorum.

Telefonum, bilgisayarım ve tabletim için ayrı ayrı satın alma kararları vermek yerine bir teknoloji paketine abone olabilirim.

Örneğin telefonumu iki yılda, bilgisayarımı üç yılda, tabletimi dört yılda bir yenileyen bir paket.

Cihazlardan biri bozulduğunda servis problemi benim değil, hizmeti sağlayan şirketin problemi olur. Sigortası paketin içinde olur. Eski cihazın ikinci el değerini hesaplamakla uğraşmam. Kullanım süresi bittiğinde cihaz geri alınır, yenilenir ve ikinci kullanıcıya gider.

Ben ise cihazın kendisini değil, teknolojiye sürekli erişimi satın alırım.

Aslında yazılım dünyasında bunu çoktan kabul ettik.

Sunucu satın almak yerine bulut kullanıyoruz.

Yazılım satın almak yerine hizmet olarak yazılım kullanıyoruz.

Müzik albümü satın almak yerine müzik servisine abone oluyoruz.

Film koleksiyonu yapmak yerine platformlara abone oluyoruz.

Donanım neden bunun dışında kalsın?

Üstelik yapay zekâ çağında bunun ekonomik gerekçesi daha da güçlenebilir. Yapay zekâ geliştikçe işlemci, bellek ve özel AI donanımı daha hızlı eskiyecek. Çalışan bir bilgisayar veya telefon, yeni AI modelleri açısından yetersiz hale gelebilecek.

Bu durumda tüketici açısından asıl değer cihazın mülkiyeti değil, güncel teknolojiye kesintisiz erişim olabilir.

Ben böyle bir modele karşı değilim.

Tam tersine, doğru fiyatlandırılır ve tüketiciyi tek bir şirkete mahkûm etmeyecek şekilde tasarlanırsa oldukça mantıklı buluyorum.

Hatta yıllardır operatörlerden beklediğim şeyin daha geniş hali tam olarak bu olabilir.

Bana yalnızca telefon hattı satma.

Telefonumu da ver.

İstersen bilgisayarımı da ver.

Tabletimi de ver.

Sigortasını, bakımını, yenilenmesini ve ikinci el yaşam döngüsünü de sen yönet.

Ben bütün bunları tek yerden göreyim ve mümkünse tek fatura ödeyeyim.

Fakat burada vazgeçmememiz gereken bir şey var.

Mülkiyetten vazgeçmek ile seçim özgürlüğünden vazgeçmek aynı şey değil.

Kiralama modeli tüketiciyi kilitlemenin değil, tüketicinin hayatını kolaylaştırmanın aracı olmalı. Sözleşme şeffaf olmalı. Toplam maliyet açıkça görülmeli. Erken çıkış koşulları makul olmalı. Normal kullanım izleri sonradan sürpriz faturalar yaratmamalı. Ve kullanıcı istediği zaman başka operatöre, başka markaya veya başka ekosisteme geçebilmeli.

Ben telefonuma sahip olmak zorunda değilim.

Bilgisayarıma da sahip olmak zorunda değilim.

Tabletime de.

Ama hangi cihazı kullanacağıma, ne kadar süre kullanacağıma ve ne zaman başka bir sisteme geçeceğime karar verebilmeliyim.

Çünkü belki gelecekte önemli olan kaç tane teknolojik ürüne sahip olduğumuz olmayacak.

İhtiyacımız olduğunda hangi teknolojiye erişebildiğimiz olacak.