Adam büyük adam.
Boy, tamamı tamamına bir doksanbir.
Zengin mi zengin.
Han hamam apartman…
Tarla arsa…
Para…
Adam yakışıklı.
Boy da birdoksanbir…
Altı fabrikanın tek patronu.
İşçileri yüzlerce.
Ve işçileri,
Bu günlerde grevde.
Adamda gurur kibir.
Azgınlık…
Kudurmuşluk, acımasızlık.
İşte bu kibir ve gurur sahibi adamın
Fabrikalarından birinde bir grev olmuş.
Kibirli adam, arabasına binmış.
Direksiyonda şoförü,
Kendisi arkaya kurulmuş.
Arabasını korumaları izliyor.
Grev sahasına gelmişler.
Sendika başkanı,
Sendika yöneticileri,
Grevdeki işçiler hepsi orda.
Çoook yaşlı bir emekçi,
Grevdeki işçilere konuşma yapıyormuş.
Dinleyenler saygılı ve sessiz.
Öyle bir sessizlik ki
Sinek uçsa duyulacak.
Çölde su bulmuş gibi
Kana kana içiyorlar,
İhtiyar emekçinin konuşmasını…
Bizim kibirli,
Merak etmiş.
Arabasını işçilerin göremeyeceği bir yere çekmiş.
O da başlamış dinlemeye.
İhtiyar emekçi bir hikaye anlatıyormuş:
Zamanın birinde Büyükçe bir ilçe varmış.
Bu ilçeye yeni bir kaymakam atanmış.
Gururlu kibirli, ne oldum delisi bir adammış.
Her kes ona hürmet etsin istermiş.
Önünde eğilsin istermiş.
Herkesin korkudan ve saygıdan
Önünde titremesini,
Yerlere kadar eğilmesini istermiş.
Bir gün bu kaymakam ilden dönüyormuş.
Atının üstünde gururla ve kibirle
Baston yutmuş gibi dimdik oturuyormuş.
Geçtiği yerlerde
Herkes korkudan yerlere kadar eğiliyormuş.
Bizim Bektaşi de
Yolun kenarında bir ağacın dibinde,
Bir iki yudum Şarap içiyormuş.
Daha bir yudum almadan
Kaymakam gelmiş onun önünden de geçmiş.
Makamına gitmiş.
Gitmiş ama bu Bektaşi dervişi,
Hiç oralı olmamış.
Kaymakam mı geçti?
Kuş mu uçtu,
bektaşinin umurunda değil.
Her neyse,
Biz uzatmayalım sözü.
Kaybetmeyelim özü.
Kaymakam çok kızmış.
Ulan hele bak demiş şu dervişe.
Hele ettiğine bak.
Bize aldırmadı bile.
Zaptiye başını çağırmış.
Tez zamanda şu Bektaşi dervişini,
Huzuruma getürün.
Zavallı derviş yaka paça
Kaymakamın huzuruna çıkarılmış.
Kaymakam bektaşiyi görünce,
Hindi gibi kabarmış.
-Bre hadsiz, diye kükremiş.
Sen kimsin ki koca ben
Yani ilçenin kaymakamı geçiyor.
Sen ayağa kalmıyorsun.
Neden?
Söyle hele.
Bektaşi:
-Gayet basit.
Ben senden büyüğüm de ondan, demiş.
Kaymakam sinirden kudurmuş.
-Bu nasıl olur bre melün.
Bektaşi demiş ki:
-Şimdi sen nesin?
Kaymakamım. Koskoca kaymakam.
Bektaşi:
-Sonra?
Kaymakam:
-Daha büyük bir ilçeye kaymakam olacağım.
Bektaşi:
-Sonra?
Kaymakam:
-Sonra vali olurum.
Bektaşi:
-Eeee sonra?
Kaymakam:
-Padişahın sarayın gider vezir olurum.
Derviş:
-Diyelim onu da oldun. Ya sonra?
Kaymakam:
-Veziriazam olurum.
Bektaşi:
-Onu da oldun diyelim. Ya sonra?
Kaymakam:
-Bakarsın padişah olurum.
Bektaşi:
-Sonra?
Kaymakam:
Sonra hiiiç.
Bektaşi:
-Kaymakam Bey döndün dolaştın.
Çırpındın didindin hiç olacaksın sonunda.
Ben şimdiden hiçim.
Demekki benim şimdiki makamım
Senin makamından çok çok büyük.
Kaymakam susmuş kalmış.
Derin düşünceler dalmış.
Yaşlı emekçi de sözünü şöyle tamamlamış.
Emekçi kardeşler,
Emekli yoldaşlar!
Bu hikâyede hiç olmak,
Bağımsız kişilik sahibi olmak demektir.
Halkı sevmek halka hizmet etmektir.
Çıkarcı olmamaktır.
Dürüst olmaktır.
Emekten ve haktan yana olmaktır.
Sevmektir.
İnsanı ve doğayı sevmektir.
Cana minnet etmemektir.
Çok Okunanlar

Teğmenlere 500 Bin Lira tazminat çıkarıldı... Dolar Kuru ayrıntısı...

Devlet Bahçeli 66 gün sonra geri döndü!

CHP’de Olağanüstü Kurultay hareketliliği

İşte Jose Mourinho- Okan Buruk geriliminin perde arkası!

Vatandaşlardan Ekrem İmamoğlu'na 15.5 milyon oyla dev destek!

AKP’li belediyeden ucuza aldı, İBB’ye 10 katına sattı

Can Yaman'ın 'El Turco' yapımı dünyayı fethediyor!

Eşref Rüya'nın 3. bölümü gelecek hafta ekrana gelecek

Yüksel Güran'ın cinayet günü telefon ve internet kayıtları ortaya çıktı!

Adana Portakal Çiçeği Festivali 2025 ne zaman? Kortej yürüyüşü ne zaman?