Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,2320
Dolar
Arrow
42,7788
İngiliz Sterlini
Arrow
57,8340
Altın
Arrow
6374,2726
BIST
Arrow
10.729

Atatürk; Halkını cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler...

Büyük Taarruz bitmiş,

Mustafa Kemal’in önderliğinde mücadeleyi Türk Milleti kazanmıştı. O artık Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. 

19 Şubat 1923 tarihinde İzmir’den dönüyordu. Uşak'taki Türk Ocağına uğradı. Türk Ocağı Başkanı ve bazı kişiler kürsüye çıkıp konuşma yapıyorlardı.

***

Konuşmacılardan biri,

Atatürk’ün büyüklüğünü anlatırken onu Bismark ve Napolyon ile karşılaştırmaya kalkıştı. “Bismark, Napolyon ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk” deyince tam o esnada Atatürk müdahale etti.  

Bu karşılaştırma hoşuna gitmemişti.

-"Bey kardeşimizin izinleriyle burada bir noktayı aydınlatmak istiyorum.” dedi ve konuya girdi;

-“Efendiler!

Bu arkadaş beni Bismark ve Napolyon ile karşılaştırmaya kalkıyor.  Napolyon kimdir? Krallık ve macera peşinde koşan bir insan! Bismark ise krala hizmet eden bir adam! Ben böyle değilim!" dedi.

Uyardı.

Bu uyarı karşısında bu kez konuşma sahibi telaşlandı;

-“Af edersiniz Paşa Hazretleri sözlerim yanlış anlaşıldı. Sizin şerefinizden, şanınızdan bahsetmek istiyordum." deyince Atatürk yine rahatsız oldu. Kürsüye çıktı ve şu muhteşem sözleri söyledi;

-“Efendiler!

Bu kardeşimiz ikinci kez hataya düştü.

Hangi şan, hangi şeref? Eğer bağlı olduğum milletimin şanı ve şerefi varsa benim de şanım ve şerefim vardır. Aksi halde içinizden bir adam çıkar da şan ve şeref peşinden koşar ve benzersiz olmak isterse o başınıza beladır! Millet bu gibilere asla izin vermemelidir! “ dedi.

***

Konuşurken sözlerine dikkat ediyordu. Tane tane seçiyordu. Milletten bahsederken şimdikii politikacılar gibi “Benim Milletim” demiyor, kendisini milletten üstün görmüyor, “bağlı olduğum millet” diyordu. 

Öyle ya,

Cumhurbaşkanı da olsa bu millet kimsenin milleti değildi. Cumhurbaşkanları ancak o milletin bireyi olabilirdi.

İçinizden bir milletvekili bir başbakan veya herhangi bir Cumhurbaşkanı çıkar da şan, şeref peşinden koşar ve kendisine “Dünya Lideri” sıfatı yükletip benzersiz olmak isterse o adam  başınıza bela olur, o yüzden Millet bu gibilere asla izin vermemelidir diyordu.

***

Konuşurken bir ara durdu.

Düşündü ve şu cümlelerle sözlerini noktaladı. O cümlelerle sanki bu günlere sesleniyor, bu günlerdeki halkı cahil ve yoksul bırakan Başbakanlar ve Cumhurbaşkanlarını kast ederek konuşuyor gibiydi;

-“Halkını cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya mahkûmdur. Cehalet ve sefalete sürükleyen yöneticileri seçen halk da köle olmaya mahkûmdur..!”

Kısaca diyordu ki ey millet;

Halkı fakir bırakan Cumhurbaşkanı yok olmaya, o cumhurbaşkanını seçen halk da köle olmaya mahkumdur diyordu.

Kimi kastediyordu, elbette bu günküleri kast ediyordu.

Daha ne desin...

İsim mi versin...