Öncelikle söyleyelim,
Atatürk olsaydı Ortadoğu’nun bu duruma gelmesine izin vermezdi.
Yıl 2 Ağustos 1990
I. Körfez Savaşı. Önce Irak Kuveyt'i işgal etti, Sonra Amerika Irak’a girdi, dönemin Cumhurbaşkanı Özal “bir koyup üç alacağım” diye hemen Amerika’nın yanında savaşa katıldı ama savaşın faturası Irak’tan sonra bize çıktı.
Özal’ın Amerika’ya verdiği destek Amerikalıları bile şaşırttı.
Atatürk olsaydı ne Irak Katar’a girebilirdi, ne de Amerika Irak’a girebilirdi.
Atatürk zaten Emperyalizmin her çeşidine karşıydı. Geleceği görür ve bir “Ortadoğu Paktı” kurardı.
Sadabat Paktı gibi.
Amerika Ortadoğu’yu ele geçirme, değiştirme, dönüşüm işine Irak’tan başlamıştı. 1990’da Irak işgali yarım kalmıştı. Irak’ı parçalamalıydı. Bu harekatı Güneyden yapamıyordu. Kuzeyden yapmalıydı. ABD'nin Irak’ı işgal etmesi için Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Türk toprakları üzerinden Irak’a kara harekatı yapılması amacıyla o dönemki Türk Hükümete tezkere(izin) hazırlattı. Tezkere 1 Mart 2003'te TBMM’de reddedildi.
Bu tezkere tarihe "1 Mart Tezkeresi" olarak geçmişti.
TBMM teskereyi reddetmişti ama, Amerika yine Türk topraklarını kullanarak Irak’a girmiş, Saddam’ı ele geçirmeyi başarmıştı. Çünkü dönemin Hükümeti Amerika’nın Türk toprakları üzerinden girmesine peyderpeyi izin vermişti.
Atatürk olsaydı izin vermezdi.
Amerika Saddam’ı ele geçirdi. Irak’ı parçaladı.
Ama bu yetmiyordu. 2011'de Mısır'dan başlayarak Arap ve Ortadoğu ülkelerinde “Arap Baharı” ilan etti. Ama bu bahar değildi, fırtınaydı. Ortadoğu ülkelerindeki liderler Amerika’nın Arap toplumlarını kışkırtmasıyla birer birer devrildiler.
Türkiye Amerika’nın yanında yer aldı.
Amerika ve Avrupa Libya’ya girdi ve Kaddafi ve ailesi katledildi. Libya Devleti yıkıldı, toprakları parçalandı.
Atatürk olsaydı Amerika’ya değil, Libya’ya destek çıkardı.
Aynı günlerde Suriye’de de yine Amerika’nın kışkırtmasıyla protestolar başlamıştı. Amerika ve Türkiye tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu(ÖSO) isimli Silahlı Radikal İslam örgütü Temmuz 2011'de Kuzey Suriye’ye gönderildi. Onların gönderilmesiyle Halep ve Şam’daki protestolar iç savaşa dönüştü.
Esat sert kullandı ve bu protestocuların ve Esat karşıtlarının tamamı göç etti.
Amerika’nın isteğiyle Türkiye ÖSO’yu Suriye’ye sokunca yaklaşık 10 milyon Suriyeli de Türkiye’ye girdi. Çünkü Amerika hemen önceden İsrail şirketleri aracığıyla Türkiye-Suriye sınır hattındaki mayınları Türkiye’ye temizletmişti. Sınırlar artık engel değildi.
Atatürk olsaydı ne o mayınları temizlerdi, ne ÖSO gibi radikal silahlı örgütleri desteklerdi ne de Suriye’nin iç işlerine karışırdı.
Tek adam rejimini bırakıp bir an önce demokratik rejime geçmesi için gerek Saddam’a ve gerekse Esat’a tavsiyelerde bulunurdu.
Ama Amerika’yı bu bölgenin işlerine karıştırmazdı.
Geldik bu güne.
Bu olaylar sonucunda Suriye ve Irak paramparça oldu. Kuzey Afrika ülkeleri de parçalandı. Araplar susturuldu, sindirildi, sıra İran’a geldi.
Amerika İsrail’in desteğiyle İran’a girmek istiyor.
Türkiye Amerika’ya destek veriyor. Sadece bugün değil, Özal’dan beri Türkiye’deki hükümetler Amerika’ya destek verdiler hep. Bir tek Ecevit destek vermedi, onu da devirdiler hemen.
Demem o ki,
Atatürk’ten, İnönü’den sonra yanlış politika izlendi Dış politikada. Ve sonuç: Türkiye’ye çıkan büyük ekonomik faturalar, ağır bedeller, ekonomik krizler. Hep Amerika’nın çıkarına hizmet edildi, Türkiye’nin çıkarına değil. Ve bunun faturasını da Türk halkı ödedi.
Neden? Çünkü Atatürk’ü sadece başınız sıkıştığında, işinize geldiğinde hatırlarsanız sonuç bu olur. Atatürk’ün dış politikası Ortadoğu’nun barışa açılan kapısıdır.
Sıkıştığında açılan kapı değil.
Bir kere Atatürk Ortadoğu’daki tek adam rejimlerini istemezdi. İşte, 1934 yılında Türkiye’ye gelen İran Şahı Rıza Pehlevi'ye Atatürk’ün bu konuda verdiği ayar.
İşte, Atatürk'ün, Ankara'da Suriye Başbakanı Cemil Mardam'a 21-22 Aralık 1937 de söylediği sözler.
İşte Atatürk’ün kurduğu Balkan Paktı. Sadabat Paktı.
Daha dün gibi tazeliğini koruyor. Nedir bunlar demeyin, araştırın okuyun.
Ayrıca Atatürk Anadolu’yu kurtarmakla aynı zamanda bütün Doğuyu ve Ortadoğu’yu kurtardı aslında. Diyordu ki Atatürk 1921 yılında Azerbaycan Elçisi İbrahim Abilov’a;
“Duvarda asılı haritanın da gösterdiği gibi Anadolu, mazlumlar dünyası olan tüm Asya’nın, zulüm dünyasına doğru ileri sürdüğü bir konumda bulunuyor. Anadolu parçalanmak isteniyor. Ama efendiler, bu saldırıların tek hedefi yalnız ve yalnız Anadolu değildir. Bu saldırıların genel hedefi bütün doğudur.”
Yani diyor ki Anadolu’yu savunmakla sadece Anadolu topraklarını savunmuyoruz diyordu. Bütün Doğu’yu savunuyoruz diyordu.
Şimdi ne oldu, Özal’la birlikte Anadolu Amerika’nın lehine düştü mü, düştü. Dolayısıyla Ankara düştü. Atatürk’ün, Ankara’nın politikası olan ve Doğu’nun sigortası olan “Yurtta Barış Dünyada Barış” politikası düştü. Kimin sayesinde, Amerikancı politikacılar sayesinde.
Anadolu düşünce de bütün Doğu, Ortadoğu düştü.
Atatürk’ün Ankara‘da yazdığı Sadabat Paktı veya stratejisi düşmeseydi, Ortadoğu düşmezdi. İslam alemi düşmezdi. Bu kadar acz içinde olmazdı.
Bunu böyle okumak lazım. Genel hedefe bakmak lazım. Amerika’nın asıl hedefi Çin. Genel hedef orası. Atatürk’ün dediği Anadolu’nun düşmesi demek, Suriye’nin, Irak’ın, İran’ın yani Doğunun düşmesi demekti. Nihai hedefte Çin’in düşmesi demekti.
Atatürk’ün büyüklüğünü, uzak görüşlülüğünü şimdi anlayabiliyor musunuz? Adam “Anadolu’ya yapılan saldırılar yalnızca Anadolu’dan ibaret değildir, genel hedef Doğudur” derken, işte tam da bu günleri kast etmiş.
Ey büyük Atatürk, sen yüz sene ileriyi görmüşsün ama, şimdikiler önünü göremiyor önünü.
Son olarak;
Kısaca, “Atatürk olsaydı” derken elbette Atatürk’ün bu günlere kadar yaşamayacağını biliyoruz biz de.
Ama Atatürk’ün politikaları yaşasaydı bu savaş çıkmazdı. Ne Amerika’sı ne Avrupası bu bölgeye giremezdi.
Balkan savaşını, Birinci Dünya Savaşını, Kurtuluş Savaşını ve hele hele İkinci Dünya Savaşını 14 sene önceden gören ve daha 1925 yılında “Versay Antlaşmasının Dünya barışını korumaktan uzak olduğunu” söyleyen Atatürk, bağıra bağıra gelen bu savaşı da rahatlıkla görür, gerekli tedbiri zamanında alırdı.
Dolayısıyla Atatürk olsaydı, bu bölgede Amerika’sı İngiliz’i olmazdı. Olamazdı.
Esamesi bile okunmazdı.
Çok Okunanlar
Mersin-Antalya yolundaki heyelan aracın üzerine düştü!
Açılım sürecinin yol haritası netleşti
Yenidünya düzeni ve Türkiye…
Cenab-ı Allah izin vermedi
İstanbul Fatih'te 2 bina çöktü
Diyarbakır’daki Nevruz kutlamasında skandal görüntü
Fenerbahçe eski golcüsünü getiriyor!
Beşiktaş’ta El Bilal Toure şoku
Sözleri yanlış servis edildi, editör işten çıkarıldı
Atatürk olsaydı bu savaşa girer miydi?