Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Atatürk’ün eğitim ve öğretimdeki hedefi neydi?

Urfa ve Maraş’taki okullarımızda yaşanan canımızı yakan acı olaylar gündeme bomba gibi düştü. 1 öğretmen ve 8 öğrenci, başka bir öğrencinin silahlı saldırı sonrasında da acı bir şekilde hayatını kaybetti.

Başıboş kaldı okullar. İhmal edilen güvenlik ve ihmal edilen öğrenciler.

Okullarımıza, öğrencilerimize, çocuklarımıza gereken önemi veriyor muyuz? Vermiyoruz. Gereken önemi verseydik, Maraş’ta Urfa’da bu acıları yaşamazdık. 

Peki neden bu hale geldik, ne zaman biz Atatürk ilke ve devrimlerinden koptuk, işte o zaman çöküntü başladı. Sadece eğitimde değil, her alanda. Canım bu olayların Atatürk ile ne ilgisi var diyenleri duyar gibiyim. Atatürk’le çok ilgisi var.

Siz şöyle muhteşem bir söz duydunuz mu bu ülkeyi yönetenlerden?

“Vatanı kurtarmak, çocukları korumakla başlar” Duymadık. Ama Atatürk 1 asır önce zaten söylemiş. Bu günkü liderlerden duymak da mümkün değil zaten. Kimi kafasını kaldırıyor çocukların, kimisi harçlık veriyor aşağılar gibi, kimisi de kafasına vuruyor.

Oysa Atatürk 1922'de, Bursa'ya gittiğinde, kendisini çiçeklerle karşılayan çocuklara, ilkokul öğrencilerine eğilerek, “Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı, talih ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa sizler kavuşturacaksınız. Kızlarım, çocuklarım, sizlerden çok şey bekliyoruz." demiştir. Sonra durup düşünmüş ve:¨Çok çalışacaksınız değil mi?” diye sormuştur. Çocuklar hep bir ağızdan:Söz verince Atatürk tekrar çocuklar dönerek “Biz ne yaptıysak sizler için yaptık. Sizin mutluluğunuz, onurunuz için yaptık. Başınız dik gezin, kimsenin kulu kölesi olmayın diye yaptık. Bir daha bu acı günleri yaşamayın diye yaptık.” Demiştir. Ve Atatürk’ün yanında duran Fevzi Paşa'nın bu manzara karşısında gözleri yaşarmıştır.

İşte Atatürk çocuklara bir öğrenci gözüyle bakmaz. Vatanın kendisi gözüyle bakardı. Onlara bu vatan kadar değer verirdi.Onlara "Küçük hanımlar, küçük beyler!” diye seslenirdi.

Birileri gibi kafasından tutup kaldırmazdı. Veya onlara harçlık verip küçük düşürmezdi. Çocuklara bir büyük gibi davranırdı. "Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir" derdi

Atatürk çocukların nasıl yetişmesi gerektiğine dair de kafa yorardı.

Atatürk’e göre çocuk eğitimli, bilgili, kültürlü bir anne ile yetişirdi. 1916 yılında 16. Kolordu Komutanı iken Silvan Malabadi köprüsünün altında Kurmay Başkanı ile birlikte sosyal hayatın düzenlenmesine dair şu notu düşmüştür:

“Güçlü ve hayatı bilen anne yetiştirmek, kadınlara özgürlük vermek.”

E bugün öyle mi? Bugün anne babalar çocuklarının eline silah verip atış eğitimi yaptırıyorlar poligonlarda. 

Peki Cumhuriyette. Böyle miydi? Değildi. O eller silah tutmazdı. Mandolin tutardı, keman tutardı. O eller piyano çalardı.

Cumhuriyet ilan edilmeden önce daha 1923’te Atatürk,İzmir İktisat Kongresinde bile “Evlatlarımızı öyle eğitip öğretmeliyiz ki, onlara öyle bilgi vermeli ve kültür aşılamalıyız ki, ticarette, tarımda, sanatta ve tüm alanlarında yararlı olsunlar, etkili olsunlar, çalışsınlar”dedi.

Şimdi bakıyoruz, çalışma yok. Emek yok. Çaba yok. Kendi odasına kapanıp, sabahlara kadar bilgisayarda oyun oynamak var. Okullarda cinayet işleyen seri katillerin durumuna bakıyoruz aynı. Çalışmadan yorulmadan, kendilerini kapatıp, internetin esiri oluyorlar. Oradaki silahlı oyunlardan, silahlı dizilerden etkileniyorlar. Halbuki Atatürk çocukları anneden ve babadan başlayarak, bilime, kültüre, sanata, doğaya bitki ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlara yönlendirmişti.

Ve şunu demişti;

“Pratik ve kapsamlı bir eğitim ve öğretim için, vatan sınırlarının önemli merkezlerinde modern kütüphaneler, bitki ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlar, sanat okulları, müzeler ve güzel sanatlarla ilgili sergiler kurulmasının gerektiğini” söylemişti.

İlçe merkezlerine kadar bütün memleketin matbaalarla donatılması gerektiğini söylemişti.

O’nun hayali buydu. Çünkü biliyordu ki Avrupa’da aydınlanma tiyatro ve sanat merkezlerinin açılması ile ivme kazanmıştı.Avrupa’daki akıl perdesi, bu merkezlerin hayata geçirilmesi ile aralanmıştı. Böylelikle Avrupa’da örneğin 17.Yüzyılda Descartes, Pascal, Tomas Hobbes,Spinoza,Leibniz gibi düşünürler ve bilim adamları yetişmişti.

Oysa bu günün Türkiye’sine bakıyoruz, tam tersi. Yıkılan tiyatro binaları, kapatılan orkestralar, sanat okulları ve kütüphaneler, yok olmaya yüz tutmuş müzeler, basılmadan toplanan kitaplar, sorgusuz sualsiz alacakaranlık sabahında evinden alınıp içeri atılan yazarlar, aydınlar, düşünürler. 

Bu günün Türkiye’sinde ise katliamlar cinayetler eksik olmuyor. Çünkü akıllı toplum yetişmiyor. Çünkü eğitimsiz bir toplumuz.

Bugün neden bu hale geldik, Atatürk’ün eğitim sisteminden saptığımız için bu hale geldik.

Atatürk Medeni bilgiler El kitabında der ki; “Devlet vatandaşının tahsil ve eğitimi ile çok ilgilidir. Ve genellikle eğitim devletin kontrolü altında ve onun programları çerçevesinde yapılır.”

Şimdi bakıyoruz, eğitimle devlet ilgileniyor mu? Hayır.

Devlet okullarla ilgilenmiyor.

Atatürk’ün dediği gibi adam gibi bir eğitim ve öğretim için, modern kütüphaneler, bitki ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlar, sanat okulları, spor okulları ve spor salonları, orkestralar, operalar, baleler. Müzeler ve güzel sanatlarla ilgili tüm sergilerin kurulması gerekiyor.

Yoksa o okullarda katledilen çocuklarımız Devlet büyüklerinin bugün ağlama duvarı, yarının da unutma olayı değildir.

Atatürk’ün dediği gibi devlet bütün çocuklarla, okulların tüm sorunlarıyla bizzat ve derhal ilgilenmelidir.