Mustafa Kemal Paşa Sivas’ta idi.
1919 Eylülünde Kongre çalışmalarını sürdürüyordu.
Her ne kadar bu kongrede işgal altındaki Türk Milletini örgütleyip toparlamaya çalışsa da işi kolay değildi.
Birçok engeller vardı karşısında: Örneğin Osmanlı Hükumeti Sivas'ta Ali Galip’i Atatürk’ü tutuklaması için görevlendirmiş, ancak Ali Galip başarılı olamamıştı.
Kaçmıştı.
Ancak bu kez kongre toplanmaması için Hükümet bir yalana başvurmuş, Sivas'ta, Padişah güçlerinin kongrenin yapılacağı lise binasına baskın yapacağı dedikodusunu yaymıştı.
Güya Mustafa Kemal Paşa’yı ve arkadaşlarını bu baskınla öldüreceklerdi. Böylelikle Mustafa Kemal'i korkutup, Sivas'tan kaçmasını sağlayacaklardı akıllarınca.
Bunu Osmanlı hükümeti İstanbul’daki yandaş basını aracılığıyla bilerek yayıyor, Anadolu’da Milli Mücadele veren Atatürk’e halkın katılmasını da önlemeye çalışıyordu.
Buna rağmen Türk halkı Atatürk’e destek vermeye çalışıyordu.
O günlerde bir Türk genci Sivas’ta Mustafa Kemal’e katılmış ve hizmetine girmişti. Kongre çalışmalarının yürütüldüğü Sivas Lisesinde çay getiriyor, ortalığı topluyor ve Atatürk’e yardım ediyordu.
Ancak bu söylentileri duyan ve bu durumdan endişe duymaya başlayan bu gencin babası da sık sık lise binasına gelerek oğlunu uyarıyor ve ikna etmeye çalışıyordu.
“Bugün yarın Sivas Lisesinin Padişah güçleri tarafından basılacağını, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının tutuklanacağını, onların her şeyi göze aldığını” söylüyordu.
Ve “kendini ve aileni düşün” diyordu. Mustafa Kemal’den ayrılmasını ve köyüne dönmesini istiyordu.
Atatürk ya bu, elbette etrafında olan bitenden haberi vardı. Genç, bir keresinde çay getirdiğinde Atatürk kendisine sordu;
-“Kimdir bu sık sık gelip giden?”
-“Babam” dedi delikanlı çekinerek…
-“Ne istiyor peki?” diye sorunca delikanlı utana sıkıla anlattı. Bunun üzerine Atatürk delikanlıyı karşısına aldı ve şu unutulmaz sözleri söyledi;
-“Bak çocuk. Senden memnunum ama baba hakkı büyüktür. Madem baban öyle istiyor, git; ama babana şunu söylemeyi unutma. Vatan elden giderse evladın ne hükmü kalır?”
Evet.
Son cümle çok önemliydi. Öyle ya; vatan elden giderse evladın ne hükmü kalırdı?
O söz o gün çok önemliydi. Aradan neredeyse bir asır geçmiş ama bugün de çok önemli bu söz.
Çünkü bugün de İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ tutuklanıyor, “Millet İradesi” “Hak” “Hukuk” “Adalet” mücadelesi veriliyor.
Ve tüm mal varlıklarına el konuluyor. Babası Hasan İmamoğlu da çıkıyor, korkmadan, cesurca ve mağrur bir şekilde şu açıklamayı yapıyor;
-"Hesap veremeyeceğim hiçbir şey yok! Benim için her şeyden önce oğlum değil, Türkiye gelir!” diyor.
Atatürkçü bir baba. Korkusuz.
Atatürk gibi düşünüyor. Önce oğlum değil, Türkiye diyor. Yani Vatan elden giderse evladın ne hükmü kalır demek istiyor.
Çok Okunanlar
TÜVTÜRK'te polis memurunun öldüğü kavgada tutuklama
Gizli tanık nasıl getirildi?.. Eski Başsavcı ABK Davası Savcısını neyle suçladı?
Adresi çalınmış Atatürkçüler
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan'dan 'Tom Barrack' tepkisi
Türkiye’de en fazla göç alan şehirler belli oldu
Furkan Bölükbaşı'ndan cezaevi sonrası 'hayatımı sorguladım' paylaşımı
Rus anne ile kızının katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı
Belediye başkanının kıyafetini hedef alan Mehmet Emin Korkmaz tutuklandı
Bugünkü liderler Atatürk’ün tırnağı olamazlar
Prospera Zede imtiyazlı şehrinden Eğer şiirine