Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
52,1713
Dolar
Arrow
44,0683
İngiliz Sterlini
Arrow
59,1189
Altın
Arrow
7436,8763
BIST
Arrow
10.729

'Bombalar altında sevinç: İran’da neden bazıları ABD saldırılarını destekliyor?'

 ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından sosyal medyada paylaşılan bazı görüntüler, İran halkının en azından bir bölümünün bu saldırıları desteklediğini ortaya koydu. Peki, bu görüntüler ne anlama geliyor? İran halkı gerçekten ülkesinin bombalanmasını mı onaylıyor? Yoksa bu tepkilerin arkasında başka bir toplumsal ve siyasal gerçeklik mi var?

Bu soruların yanıtlarını bulmak için ailesi ve yakınları hâlâ İran’da yaşayan bazı İranlı isimlerle görüştüm.

Bu isimlerden ilki İstanbul’da yaşayan iş kadını Anna Tahra idi.  Tahra’ya öncelikle İran’da halkın şu anda ne durumda olduğunu sordum. İnternet erişimin kesintili olduğu için ailesiyle görüşemediğini söyledi Tahra.  Peki bu saldırıları “sevinç”  içinde karşılayan halk için ne düşünüyordu? Söyledikleri çarpıcıydı. Şöyle yanıt verdi: 

“İran halkının en azından büyük kesimi bunu bir savaş olarak değil özgürlük ve kurtuluş olarak görüyor. Onun için seviniyorlar. Dahası bir an önce İran rejiminin yıkılmasını istiyorlar; eğer bu İran ve İsrail saldırıları ile olacaksa onları da destekleyeceklerdir.”

 Peki, İran halkı neden böyle düşünüyor, neden işgalcileri destekliyordu? Bu soruya da, “Molla rejimi yaklaşık elli yıldır halka baskı uyguluyor, ülkeyi despot bir yönetimle idare etmeye çalışıyor. Halk olarak biz bu düzene isyan ettik, başkaldırdık fakat bir türlü yenemedik, çözüm alamadık. Onun için başka çare kalmadı.”

İsmini güvenlik gerekçeleri nedeniyle paylaşmak istemeyen İran’lı akademisyen/yazar ise İran halkının durumu şöyle açıkladı: “İran rejimi bugüne kadar sırf özgürlüklerini istedi diye binlerce insanı katletti. İran’da din görünümlü bir diktatörlük rejimi var. Ve bu rejim er geç yenilecek. Şu anda da o yenilginin eşiğindeler. İran molla rejimi son çırpınışlarını yaşıyor ve halk bu savaşta mollaların yanında yer almayacak. Bakın ben bile hala kendimi güvende hissetmiyorum, rahatça konuşup ismimi paylaşamıyorum.” 

“Peki, bazı İranlılar ABD ve İsrail’i destekliyor, siz de bu saldırılarda ABD ve ortaklarının yanında mısınız” soruma ise  şöyle yanıt verdi: 

“Bakın ben ABD, İsrail ya da başka saldırgan bir gücü elbette desteklemiyorum. Fakat bugün artık yapılacak bir çare kalmadı. İran bu rejim kurulmadan önce müreffeh, refah içinde yaşayan bir ülkeydi. Ben yıllarca İran’da yaşadım, ailem ve yakınlarım hala orada. İran, bugün yoksul bir ülke, halk acılar içinde boğuşuyor. Rejim bugüne kadar isyanları kanlı biçimde bastırdı. Üstelik yalnız bugün değil kurulduğu günden beri bütün özgürlük taleplerini reddetti. Daha kuruluşunun ilk yıllarında yüzlerce solcu, sosyalist yurttaşını öldürdü. Ben de bunları bir solcu, sosyal demokrat olarak söylüyorum. Türkiye’de bazı insanlar bu gerçekleri görmeyip, rejimin yüzünü ifşa etmeyip “İran halkının yanındayız” diyorlar. Böyle yanımızda olmayın. İran molla rejiminin karşısında olun. Biz elbette emperyalizme karşıyız, Trump’un da İsrail’in de ne olduğunu biliyoruz ama artık gidecek yolumuz kalmadı. İran’ın özgürlük isteyen halkı öyle bir noktaya geldi ki, İsrail’i ve ABD’yi bile işgalci olarak görmeyecek. Çünkü Molla rejimi onlara başka bir seçenek bırakmadı.”

Son olarak “Türkiye'de yaşayan halka bir çağrınız olacak mı” diye sordum. “İran halkının özgürleşmesi ve İran’a demokrasi gelmesi Türkiye’yi de etkileyecek, Türk halkı da bundan mutlu olacak. Zaman gösterecek bunu, İran halkının hürriyete kavuşması İran kadar Türkiye için de kıymetli bir gelişme olacak” dedi. 

İran’da 17 sene yaşayan ve İran halkının kültürüne, inancına doğrudan tanıklık eden Caferi din hocası İbrahim Şeren ise bu noktada farklı düşünüyordu.

İran’da yaşayan bazı insanların neden bu saldırılara destek verdiğini ona da sordum. “Öncelikle bu isimler yok sayılacak az” diyerek başladı cümlesine Şeren. Akabinde “Demokrasilerde karşıt insanlar olabilir, bu doğaldır. Fakat burada emperyalizmin ve siyonizmin dezenformasyonu söz konusu” diyerek sürdürdü sözlerini. Şeren’e göre sevinen insanlar emperyalist söylemlerin etkisi altında bu davranışlarda bulunuyorlardı.  Bu noktada Şeren’e “İran'da demokrasi var mı” sorusunu yönelttim. Şeren, İran’da olan demokrasinin pek çok ülkede olmadığını, İran’daki eleştiri kültürünün çok zengin olduğunu ve bu durumun örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Şeren kendilerinin Şia ve Caferi inancını benimsediklerini ve izzeti zillete tercih ettiklerini söyledi.

İran’daki isyanları ve akabinde ölen insanları hatırlattığımda ise “Bu insanlar CIA ve Mossad eliyle sokağa döküldü, emniyet güçlerine ateş etti, devlet binalarını ateşe verdi. Bu insanlara dur demek demokrasiye aykırı mı, hangi ülke kendisine yönelen bu isyanlara geçit verir” dedi. 

Şeren sözlerini “Eğer İran, ABD’ye teslim olsaydı, bugün yaşananların hiçbiri olmayacaktı. Venezüella başkanını evinden alan bir hayduttan bahsediyoruz.  Sürekli İran’a gidip geliyorum elbette ekonomi başta olmak üzere bazı sorunlar olabilir ama ödenecek bir bedel varsa bu ödenmeli” dedi. 

Şener’in Türkiye ve sevinen İran halkına bir çağrısı var mıydı? Şener bu soruya da şöyle cevap verdi. Türkiye ile İran’ın kader birliği var. Türkiye’nin varlığı İran’ın varlığıdır ve tersi de geçerlidir. Bugün bölge ülkeleri büyük bir kuşatma altında. Mısır, İran ve bir sonraki durak Türkiye olacaktır. Sayıları yok denecek kadar az olan İranlılara da şunu söylemek istiyorum. Ülkenize sahip çıkın, izzetinizi emperyalizmin kirli ayakları altına almayın. Şerefinize sahip çıkın. Bu bizim onur ve şeref davamızdır.”

Sonuç.

Hiç şüphesiz ABD dünden bugüne kanlı tarihi ile halkların vicdanına ve hafızasına sömürgeci ve haydut kimliği ile kazınmıştır.  Gittiği her yere acı ve ölüm götürmüştür. ABD’nin başını çektiği emperyalist politikalar halklara zulümden başka bir şey getirmemiştir. Bu bağlamda İran dahil olmak üzere emperyalizmin bütün saldırganlıkları kendi çıkarları doğrultusunda sonuç bulacaktır. Fakat İran halkının en azından bazı kesimleri, yaşanan durumu böyle yorumlamakta. Bu da başka bir hakikat olarak okunmalıdır.