İstanbul Arnavutköy ilçesindeki bir İmam Hatip Ortaokulu’nda çocuklara ettirilen yemin Kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile Halis Bayuncuk arasındaki kavganın fitilini yeniden ateşledi. Cübbeli Ahmet’e göre bu yemin Tevhid ve Sünnet Cemaati lideri Halis Bayuncuk tarafından yazılmıştı. Söylemi ise Işid’e dayanıyor ve devlet karşı açık bir provakasyon içeriyordu.
İlgili haberin ayrıntılarını haberlerimizden de okuyabilirsiniz. Bununla birlikte Halis Bayuncuk’un Cübbeli hakkında söylediği sözler tabiri caizse yenilir yutulur cinsten değildi. Bayuncuk’a göre Cübbeli; Kur’an, Sünnet ve Hanefi mezhebine göre bir sapkın, fasık ve belamdı. Dahası Yine Bayuncuk’a göre Sünni tasavvuf kitaplarına göre yol kesici, yol düşkünü bir sahtekardı. İfade ettiğimiz gibi kavgada söylenmeyecek sözlerdi bunlar.
Bu kavga bize ne söylüyor, hangi hakikati haykırıyor peki? Bilindiği üzere her iki isim de “şeriatı” savunuyor, demokrasiyi küfür rejimi olarak görüyorlar. Şimdi yarın Bayuncuk yönetiminde bir şeriat devleti kurulsa burada Cübbeli Ahmet’e düşecek statünün ne olduğu açık sanırım. Zira, sapkın, fasık, yol kesici birinden bahsediyor Bayuncuk. Örneğin “şeriat yasalarına” göre yol kesmenin cezası çok ağırdır. Bu suça farklı cezalar verilebilir ki, bunlardan biri de öldürülmeleri yahut el ve ayakların çapraz kesilmesidir. Yani Bayuncuk zihniyetindeki bir devlette Cübbeli’nin rahatlıkla yaşayacağı bir Müslümanlık yok. Aksine karşılaşabileceği hayat ortada.
Öte yandan Cübbeli’nin geçmişte Bayuncuk’a yönelik sarf ettiği sözleri de hatırlıyoruz. En hafifinden Ebu Hanzala künyesini kullanan Halis Bayuncuk için şöyle diyordu Cübbeli: “Bu adamlar milleti terörist olarak yetiştiriyorlar.” Teröristin de egemen fıkıh düzenindeki cezası belli. Yani Cübbeli’nin şeriatında da Bayuncuk ve grubunun pek yaşama şansı yok.
Yani yarın iki isimden birisi şeriat devleti kurduğunda yapacakları ilk işlerden birisi karşıtını ortadan kaldırmak olacak. Üstelik bunu din yani İslam adına yapacaklar. Müslümanların dünyasında sizin yeriniz sürgün, hapis hatta ölüm diyecekler. Peki, bugün onların bir arada yaşamalarını kim sağlıyor, kim onlara eş zamanlı olarak yaşam hakkı ve güvencesi veriyor? Küfür düzeni olarak gördükleri laiklik ve demokrasi onlara bu hakkı tanıyor, kendileri için de bir sigorta işlevi görüyor. Bugün her iki isim de, sert biçimde eleştirdikleri laik ve demokratik düzen içinde faaliyet gösterebiliyor. Televizyon programları yapabiliyor, sosyal medyada konuşabiliyor, dernek ve cemaat organizasyonları kurabiliyorlar. “Küfür düzeni” olarak niteledikleri sistem, onlara da ifade alanı ve hukuki güvence sağlıyor.
Buna karşın Bayuncuk, Cübbeli’yi eleştirirken sözüm ona aşağılamak kastından “Kemalist Vaiz” ifadesini kullanıyor. Cübbeli’de ona cevaben “benim söylediklerimin Kemalistler ve laiklerle ne ilgisi var” kabilinden cevap veriyor. Oysa her ikisi de bugün Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet sayesinde varlık gösterebiliyorlar. Hakikat böyledir işte. Bazen yüzünüze tokat gibi çarpar ve “küfür” dediğiniz düzene belki de can borcunuz olduğunu size hatırlatır. Biz değil yaşananlar ve konuşulanlar söylüyor bunu.
Sorulması gereken soru belki de şudur: Birbirini din dışına iten yorumlar mı daha güvenli bir gelecek vaat eder, yoksa farklılıkların aynı hukuk içinde yaşayabildiği bir düzen mi? Tartışmanın asıl haykırdığı hakikat tam da burada yatıyor.
Çok Okunanlar
Abdullah Öcalan'ın yeni mesajı okundu
Kas gevşetici yerine başka ilaç verilen doktorun kalbi durdu
Kerem Aktürkoğlu’ndan Avrupa’da tarih yazan performans
Ders işlerken sınıfa giren davulcuya tepki gösterdi
Avcılar’da 2 metrobüs çarpıştı: Yaralılar var
Trafik cezalarında büyük artış: Hangi ihlale ne kadar ceza var?
Bahçeli teröristbaşına ne gibi bir 'Statü' istiyor?
Ne Avrupa Sevr’i unuttu ne de ABD BOP’u
IMF raporu ve Türkiye ekonomisinin gerçek sorunu: Büyüdük ama kalkındık mı?
Bahçeli'nin 'Öcalan statüsü' sözleri kulisleri hareketlendirdi