Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,2217
Dolar
Arrow
42,7694
İngiliz Sterlini
Arrow
57,8170
Altın
Arrow
6488,4612
BIST
Arrow
10.729

Devlet tanrılaşırsa, zulüm kutsallaşır

Tanrı kendi adına bir devlet kurulmasını mı istiyor?

Eğer öyleyse, Tanrı’nın bir devleti olacak ve birileri Tanrı adına o devleti yönetecek. Tanrı’nın askerleri, polisi, memurları, kurumları, hükümet yetkilileri ve bakanları olacak.

Peki, işler yolunda gitmezse ne olacak?

Suç oranları artarsa, adalet çürürse, halk yoksulluk ve zulüm karşısında isyan ederse… Ne olacak? Tanrı devleti yıkılacak mı? Yıkıldığını varsayalım, bu durumda Tanrı yenilmiş mi sayılacak?

Tersi de en az bu kadar vahim.

Halk bütün haklılığına rağmen “Tanrı’ya isyan” suçlamasıyla cezalandırılacak. Zalimlere karşı çıkmak Tanrı’ya karşı çıkmak olarak sunulacak. Zulüm, ilahi bir örtüyle gizlenecek; suç kutsalla aklanacak.

Tanrı devleti fikrinin teolojik ve politik düzlemde varacağı yer tam olarak budur.

Tarih bunu defalarca gösterdi.

Bu devletin adı kimi zaman “İslam”, kimi zaman “Hristiyanlık” oldu. Ama sonuç değişmedi. Tanrı adına zulmedildi, Tanrı adına suç işlendi. Yezid, birileri için Müslümanların halifesiydi; İslam’ı temsil ediyordu. Hz. Ali’nin çocuklarına yapılanları biliyoruz. Şimdi ne diyeceğiz? İslam devletinde bu zulüm Tanrı adına mı işlendi?

Devleti dini temelde kurar, yönetimi de dini söylemlerle meşrulaştırırsanız hadisenin gideceği başka bir yer yoktur.

“Kutsal” kitaplara baktığımızda Tanrı’nın bir hukuk kitabı göndermediğini görürüz. Hukuk yoksa devlet yoktur. Yasası olmayan bir rejim düşünülemez. Üstelik modern dünyada hukuk, hayatın neredeyse bütün alanlarını kapsar hâle gelmiştir.

Peki, Tanrı bu alanlarda ne diyor?

Bilişim hukukuna dair ne buyuruyor?

Denizcilik mevzuatı, uluslararası ticaret kuralları, sözleşme rejimleri hakkında ne söylüyor?

Hiçbir şey.

Çünkü Tanrı’nın böyle bir hukuku yok.

Ama birilerinin var.

Mezheplerin, tarikatların, cemaatlerin, “din âlimi” olduğunu iddia edenlerin… Yani insanların hukuku var. Ve bu insanlar kendi kurallarını Tanrı’nın yasaları diye sunuyor. Konuşan kendileri ama dili Tanrı’ya ait diyorlar. Yazıyorlar ama kalemin Tanrı’nın elinde olduğunu iddia ediyorlar. İşte ilahi devlet masalı böyle kuruluyor.

Bugün din devleti adına yola çıkanlar en çok çocukları, gençleri ve kadınları zehirliyor.

Bu ölüm bir anda gerçekleşmiyor. Adım adım ilerliyor. Önce bireyi devletten, toplumdan koparıyorlar. Sonra ailesinden… En sonunda anne-baba, kardeş bile “kâfir” ilan ediliyor. Aile bağları parçalanıyor.

Bu zehri soluyanlar, örgütlerin dışında neredeyse kimseyle iletişim kuramaz hâle geliyor. Çünkü herkes öteki, herkes sapkın, herkes küfrün içinde. Zihinlere kelimeler değil, kurşun yüklüyorlar. Silah vermeseler bile evleri mevziye, hayatı muharebe alanına çeviriyorlar.

Tanrı devlet istiyor ya, onlar da onun savaşını verdiklerini söylüyorlar!

Takvim yaprakları bu zehrin mağdurlarıyla dolu.

Üstelik din devleti adına yola çıkan gruplar, iktidar kavgasında birbirleriyle de savaştı. Tanrılarını bile birbirine kırdırdılar. Tarih, bugüne tuttuğu meşaleyle bunu açıkça söylüyor.

Zehir örgütlenemez.

Kadroları, kurumları, dergileri olamaz. İnanç sahibi insanlar göz göre göre bu yapıların eline bırakılamaz. Tanrı adına diktatörlük kurmaya çalışanlara, kendilerini Tanrı’nın yerine koyanlara izin verilemez.

O hâlde zehir tüccarlarının dükkânlarına yapılacak muamele bellidir:

Bir daha açılmamak üzere mühürlenmelidir o kapılar.