“Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz,
Biçim veremediğimiz şeylerin
Biçimini alıyoruz.”
Şükrü Erbaş.
Gazetelerden okuyoruz adları rüşvetle, yolsuzlukla, kirli ilişkiler yahut kara para ile anılıyor; yargılanmıyorlar lakin, türlü koruma kalkanı ile hepimizin gözü önünde “itibarlı” veya “sevilen” kişi olarak boy gösteriyorlar.
Hepimizin mi?! Burada biraz durmamız gerekiyor sanırım. Aslında “hepimiz” diye tarif ettiğim kümedeki birileri tam da bu sevimli ya da itibarlı kişi payesinin sorumluları. Yani onlara göre bu isimler öyle adı suçla ilişkilendirilecek birileri değil.
Nerden mi anlıyoruz?
Davet ettikleri geceler söylüyor bunu. Bir bakıyorsunuz iş adamları gecesindeler, vakıf yararına düzenlenen yemeklerde görüyoruz onları, dahası köy pikniklerinde bile boy gösteriyorlar. Kurum başkanları gülücükler eşliğinde poz veriyor, geceye katılanlar malum kişilerle aynı karede çekilmiş fotoğraflarını paylaşıyor, pikniklerde el üstünde tutuluyorlar. İddialar, iddianameler, yaşadıkları hayat ayrı; halk ayrı konuşuyor.
Peki, halk sevinç gösterileri ışığında sahiplendikleri kişinin suçla ilişkilendirilen yüzünü hiç mi görmüyor, hiç mi duymuyorlar onca iddiayı?
Bir kısmı neredeyse hiç duymuyor.
Zira haber aldıkları gazeteler, izledikleri haber kanalları ücreti mukabilinde gerçekleri gizlediği için, olan biten, hiç olmamış varsayılıyor. Duyan, bilene aşk olsun.
Bir kısmı ise gerçeklerden haberdar; konuk ettikleri kişinin “suçlu” yanını bir şekilde biliyor, duyuyor, haberdar oluyor.
Fakat umursamıyor, üzerinde düşünmüyor, yok sayıyor; vicdanını zinhar işletmiyor. Çünkü gücün, güçlünün yanına gözükmek, o da güçten payına düşen hakkını almak istiyor.
Kimi zaman derneği, vakfı ya da şirketi için nakte dönüştürülecek bir pay oluyor bu; ihale oluyor, paslanacak bir iş oluyor, istihdam edilecek çalışan oluyor; ne derler “ağanın eli tutulmaz” o misal bir durum.
Suçlu işte tam bu noktada ağa oluyor; bey, efendi, siyasetçi oluyor.
Suçlu böyle olunca suç da bireysel bir eylemden çıkıp toplumsallaşıyor. Zira suçluların korunması dahası onlara itibar edilmesi suçun da toplumsallaşmasına yol açar.
Gücün, paranın, servetin, siyasi makamın kudreti ne kadar büyükse suçun toplumsallaşması da o kadar hızlı ve etkin olur.
Önce kelimenin tam anlamıyla basın satın alınır, sonra işbirlikçi ağlar örülür, akabinde kurumlara, kitlelere sızılacak kanallar kurulur. Toplum adeta dört bir taraftan kuşatılır.
Direniş duvarları yoksa, güçlü siyasal örgütlenmeler kurulamamış ve pek tabi onur, erdem, haysiyet gibi değerler günden güne çözülmeye başlamışsa kuşatma kısa sürede amacına ulaşır.
Artık kimse kendi suçlusuna söz ettirmez; harammış, suçmuş, günahmış tartışmaya dahi açmaz. Davet edilecek akşamlar, görülecek işler, ödetilecek harcamalar, bilançoya kaydedilecek rakamlar konuşulur.
Faili ganimete dönüştürenler kendilerini de fedai haline getirir.
Hal böyle olunca düne kadar itiraz ettikleri kişilerin karşısında el pençe divan duracak hale gelirler.
İnanç istismarcılarını baş tacı ederler.
Asimilasyon yöneticilerinden randevu almak için sıraya girer, gülücükler eşliğinde fotoğraf paylaşırlar.
Dilleri yoktur artık; alfabelerindeki kelimeleri bile unuturlar, koruyacakları yalnızca makamlar, kişisel ikbal ve heybeleridir.
Gücün, paranın, üst katlarda yer edinen rozetin galibiyetidir bu.
Gizlenecek suç ne kadar büyükse toplumlar da o kadar suçlu hale getirilir.
Sınırsız gücün, mutlak hakimiyetin, tahakküm kuran iktidarın yarattığı kötülük buradadır işte.
Onun için toplumu kötülük sarmalına sokacak bütün iktidar alanlarının sınırlandırılması, gücün dağıtılması gerekir.
Lord Acton’un dediği gibi “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.”
Yozlaşmanın, toplumsal çözülmenin, kitlesel çürümenin panzehiri eşitlikçi toplum yapısındadır.
Aksi halde yaşadağımız bu bataklık toplumundan çıkamayız.
Küresel kapitalist kurumlardan köy derneklerine kadar uzanan kirli ilişkiler ağı bunu söylüyor.
Belki araçsallaşmış akıl susar ama vicdanlarımız bunu teslim edecektir. Yeter ki siz konuşmak isteyin.
Çok Okunanlar
Otobüs şarampole devrildi! 4 kişi hayatını kaybetti
Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yeni rota uygulaması
Sigara satışında ezber bozacak adım
Fatih Altaylı, fırından yeni çıkmış anketleri paylaştı
General ve Teğmenler
Mutlak Butlan kararı ertelendi mi? Yüksek risk uyarısı!
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmada tutuklama kararı
İsrail’in gölgesinde Yunanistan Savunma Bakanı tehditte sınır tanımıyor
Cumhuriyet ve Kırıkkanat krizi yönetemedi
Kars ve yöresi ağızları sözlüğü