Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3497
Dolar
Arrow
43,1307
İngiliz Sterlini
Arrow
58,0269
Altın
Arrow
6090,3310
BIST
Arrow
10.729

Bu bir adam kaçırmadır ve adı haydutluktur!

Adını doğru koyalım.

Kimse meseleyi hafife almasın, magazinleştirmeye kalkmasın.

Amerika, egemen bir devletin devlet başkanını gözünü kırpmadan kaçırmıştır.

Bu ne bir operasyondur ne hukuki bir süreçtir ne de demokrasi müdahalesi...

Bu, açıkça uluslararası hukukun hunharca ihlalidir.

Kimin gücü kime yeterse ilkelliğinin vücut bulmuş hâlidir.

Bir ülkenin devlet başkanını rızası dışında hedef almak; tehdit etmek, alıkoymak ya da zorla tasfiye etmeye kalkmak, haydutluğun dik alasıdır.

Uluslararası hukuk ne diyor?

Egemenlik, diyor.

Devletlerin eşitliği, diyor.

Diplomatik dokunulmazlık, diyor.

Trump ne yapıyor?

“Ben istersem olur” diyor.

“Benim hukukum var, sizin yok” diyor.

“Boyun eğmeyeni tepelerim” diyor.

ABD, Maduro’yu kaçırarak şunu ilan etmiştir:

“Sandıkla yenemediğimi kaçırırım.”

“Ambargo yetmezse rehin alırım.”

“Hukuk bana işlemez.”

Bu, modern bir devletin zihniyeti değil; çünkü bu zihniyetle ancak mafya olunabilir!

Bugün için Trump’ın hedefi Venezuela...

Ama meseleyi sadece Maduro’nun kaçırılması olarak değerlendirmemek de gerekir.

Mesele tam olarak şudur:

Eğer bu kaçırma işi meşrulaştırılırsa, yarın dünyada hiçbir devlet başkanı güvende olmayacaktır. Kimin gözü kimi keserse tepesine binecek, kaçıracak ya da öldürecektir.

Ondan sonra yandı gülüm keten helva!

Bugün Latin Amerika, yarın Ortadoğu, öbür gün Asya…

Uluslararası düzen, bu haydutluğu normalleştirdiğimizde; hatta sosyal medyada bir tık fazla alabilmek için magazinleştirdiğimizde çökmeye başlayacaktır, kimsenin kuşkusu olmasın.

Trump’ın yaptığı “dünya liderliği” değildir; zorbalıktır, korsanlıktır, postmodern sömürgeciliğin fragmanıdır.

Trump, bu emri vererek aslında meşruiyetini de kaybetmiştir.

Bundan sonra yeniden başkan olabilmek için ihtiyacı olan başarı hikâyesi “Maduro’nun kaçırılması” değildir.

Uluslararası kamuoyu sessiz kalmamalı ve gerekli tepkiyi göstermelidir!

Yoksa, bunun önü açılır ki, sonrası tufan diyerek noktayı koyalım.