Çerçeve yasa Meclis’ten geçti.
Yurdum insanına ittirdikleri şekliyle temel amacı, PKK’nın silah bırakması ve kendisini feshetmesi sonrasında uygulanacak hukuki mekanizmaları belirlemek...
Örgüt üyeliği, örgüte yardım, propaganda, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçlar ve terörizmin finansmanına ilişkin düzenlemeler kapsam içinde.
Ancak ciddi bir boşluk da var.
Yasada PKK’nın yıllardır beslendiği uyuşturucu kaçakçılığına dair özel bir düzenleme bulunmuyor.
Oysa asıl can alıcı noktanın bu olduğunu çok iyi biliyoruz. Öyle böyle değil, milyarlarca dolar söz konusu.
Gelin yakın gözlüğümüzü takalım ama önce adını doğru koyalım; PKK kelimenin tam anlamıyla bir narko-örgüttür. Uyuşturucu trafiğinin Afganistan'dan Avrupa'ya uzanan güzergâhının İran ve Irak'tan geçen bölümünü elinde tutar, buradan gelen milyarlarca dolarla kendisini ve siyasi uzantılarını finanse eder.
Ete kemiğe büründürmeden önce hafızalarımızı tazeleyelim.
Örgütün uyuşturucu ticaretiyle bağlantısı kurulduğu döneme kadar uzanıyor ama Batılı başkentlerin radarına 1990'ların başında takıldığını biliyoruz.
O dönemde Avrupa’daki uyuşturucu soruşturmalarında PKK bağlantılı kişiler ve ağlar ortaya çıkmaya başlamıştı. İlk başlarda çok ciddiye alınmadı ancak 1995'e gelindiğinde çömlek patladı; BM, İtalya ve Almanya'daki polis raporlarına dayanarak PKK'nın küresel ve bölgesel uyuşturucu kaçakçılığındaki rolünü kayıtlarına geçirdi.
Bu son derece önemliydi ama Batılı memleketler, nalıncı keseri gibi kendilerine yontmayı tercih ettiği için bir süre daha üç maymunu oynadılar. Nasıl olsa istihbarat servisleri işin içindeydi, herkes payını bir şekilde alıyordu.
Ancak, 13 yıl sonra Washington'dan beklenmedik bir ses geldi. PKK, uyuşturucu kaçakçılığında öyle güç kazanmıştı ki görmezden gelme eşiği aşılmıştı. ABD Hazine Bakanlığı 30 Mayıs 2008'de örgütü “Foreign Narcotics Kingpin Designation Act kapsamında” önemli yabancı uyuşturucu kaçakçısı olarak tanımlamak mecburiyetinde kaldı.
PKK'nın Avrupa'daki ağı üzerinden 20 yılı aşkın süre boyunca afyon ve kenevir üretimi, taşınması ve ticaretine katıldığını yazmış, daha da önemlisi uyuşturucu ticaretini PKK'nın en kazançlı suç faaliyetlerinden biri olarak nitelendirip bu gelirlerin silah ve malzeme temininde kullanıldığı tespitini yapmıştı.
Bu sadece genel geçer bir suçlamalar değildi.
Mesela, 2012'de Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım uygulanan Zeyneddin Geleri'nin PKK'nın üst düzey isimlerinden biri olduğu ve Avrupa'da uyuşturucu ticareti yapan Romanya merkezli bir yapılanmayla bağlantılı olduğu belirtiliyordu.
Aynı belgede PKK aktivisti olduğu belirtilen Cerkez Akbulut'un Moldova'da 199 kilogram eroin ele geçirilen bir operasyonla bağlantısı anlatılıyor, PKK adına hareket ettiği belirtilen Ömer Boztepe'nin ise uyuşturucu kaçakçılığından 12 yıl hapse mahkûm edildiği kaydediliyordu.
Bunlar önemli çünkü soyut istihbarat değerlendirmelerinden ziyade belirli kişiler, belirli operasyonlar resmi belgelere yansıtılıyordu.
Tabii bir de Europol'un 2022 TE-SAT raporu var.
PKK üyelerinin Avrupa'da para aklama, haraç, gasp ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suç faaliyetlerine karıştığını açıkça yazılmıştı.
Daha önemlisi, bu değerlendirme 2024 raporunda da devam etmişti.
PKK'nın Avrupa'daki finansman kaynakları arasında bağış, etkinlik, üyelik aidatı ve ürün satışları gibi görünüşte yasal gelirlerin yanında gasp, dolandırıcılık, haraç/raketeering, kara para aklama ve uyuşturucu kaçakçılığı da sayılmıştı.
Gelelim Türkiye'ye...
Türkiye, Asya'dan Avrupa'ya uzanan Balkan uyuşturucu trafiğinin önemli kavşak noktalarından biri.
Özellikle Afganistan kaynaklı eroin İran üzerinden Türkiye'ye, buradan Balkanlar üzerinden Avrupa'ya gönderiliyor. Dolayısıyla PKK'nın Türkiye'nin doğusu, Irak'ın kuzeyi ve Avrupa arasındaki coğrafyada faaliyet göstermesi, uyuşturucu ekonomisi açısından stratejik bir coğrafi kesişim yaratıyor.
Altını çizmekte yarar var, PKK'nın uyuşturucu ekonomisiyle bağlantısını yalnızca, “PKK uyuşturucu satıyor” şeklinde tarif etmek fazla basit kalır.
PKK'nın suç-terör ilişkisinde birkaç farklı mekanizmadan söz edebiliriz.
Birincisi, doğrudan uyuşturucu üretimi veya ticareti; ikincisi, uyuşturucu kaçakçılarından “vergi”, haraç veya komisyon alınması; üçüncüsü örgütün kontrol ettiği bölgelerde uyuşturucu üretimi ve sevkiyatının güvenliğinin sağlanması karşılığında gelir elde etmesi; dördüncüsü, uyuşturucu ticareti yapan kişilerle örgüt mensuplarının aynı suç ağında bulunması; beşincisi, uyuşturucudan elde edilen paranın başka ülkelerde aklanması ve daha sonra örgüte aktarılması; altıncısı uyuşturucu parasının doğrudan örgüte gitmese bile örgüt mensuplarının veya bağlantılı yapıların faaliyetlerini finanse etmesi.
Dolayısıyla açılan soruşturmaların hedefi yalnızca uyuşturucuyu taşıyan kişi değil, paranın gittiği adres olması gerekirken, meselenin bu yönü “siyaseten” sürekli göz ardı edildi.
İşin ucu Batılı istihbarat servislerine dokunuyordu ve birileri de doğal olarak frene basıyordu.
Geçmiş yıllarda PKK'nın uyuşturucudan 1,5 milyar, 2 milyar hatta 3 milyar dolar gelir elde ettiği yönünde çeşitli rakamlar yayımlandı. Ama bunun buz dağının görünen yüzü olduğunu meselelere biraz aşina olan herkes çok iyi biliyor.
Avrupa ayağı gelirsek...
Europol'un raporları burada önemli bir pencere açıyor.
Avrupa'daki PKK yapılanmalarının yalnızca propaganda ve siyasi faaliyetlerle sınırlı olmadığı; finansman, eleman devşirme ve örgütsel faaliyetlerin de sürdürüldüğü belirtiliyor. 2024 raporu, uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklamayı da bu finansman kaynakları arasında sayıyor. Üstelik Europol'un değerlendirmesine göre uyuşturucu ticareti Avrupa'daki organize suç ekonomisinin en büyük gelir alanlarından biri ve uyuşturucunun organize suç gelirlerinin yaklaşık beşte birini oluşturuyor.
Gelelim zurnanın zırt dediği yere; diyelim ki bize yedirmeye çalıştıkları gibi örgüt tasfiye sürecine girdi ve kepenkleri kapattı.
Peki, mevcut suç ekonomisi ne olacak?
Bugünkü çerçeve yasa açısından asıl kritik mesele bu.
Eğer PKK'nın silahlı yapısının tasfiyesiyle birlikte bir örgütsel çözülme süreci başlayacaksa, şu soruların sorulması gerekiyor:
Uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen paralar araştırılacak mı?
Örgütle bağlantılı suç gelirlerinin finansal izi sürülecek mi?
Avrupa'daki uyuşturucu bağlantıları hangi mekanizmayla soruşturulacak?
Örgüt adına uyuşturucu parasını aklayan kişiler ne olacak?
Uyuşturucu gelirleriyle alınmış taşınmazlar ve şirketler araştırılacak mı?
Örgüt mensuplarıyla uyuşturucu kaçakçıları arasındaki finansal ilişkiler incelenecek mi
Terör finansmanı soruşturmaları ile uyuşturucu soruşturmaları birbirinden kopuk mu yürütülecek?
PKK'nın silah bırakması, geçmişteki uyuşturucu ve organize suç faaliyetlerinden doğan sorumlulukları ortadan kaldıracak mı?
En önemlisi:
Örgüt silahını bırakırken uyuşturucu kaçakçılığından beslenen finansal altyapısı da tasfiye edilecek mi?
Sözüm ona “Terörsüz Türkiye” sürecinde yalnızca silahların nereye teslim edileceği kadar paranın nereden geldiği ve nereye gittiği de masada olacak mı?
Ez cümle, PKK silah bırakırken uyuşturucu trafiği kimin kontrolünde kalacak, diye soralım ve yazımıza noktayı koyalım.
Çok Okunanlar
Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray ve Fenerbahçe karşı karşıya gelebilir
Aynı maçları izliyorlar ama aynı ücreti ödemiyorlar
Cübbe ve sarığını çıkaran Yaşar Alptekin'den açıklama
TFF'den yabancı oyuncu kuralında flaş değişiklik
Üsküdar Belediyesi’nde başkanvekili krizinde yeni gelişme!
Ümit Özdağ’dan AKP için olay yaratacak iddia
AKP'li Şamil Tayyar'dan gazilerin eylemiyle ilgili itiraf
Nepal ve Tibet'i sel ve heyelan vurdu
Yeni doğan servisindeki 15 bebek hayatını kaybetti
Hakkari'de PKK'lı teröristler için taziye düzenlendi