Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,4616
Dolar
Arrow
47,9150
İngiliz Sterlini
Arrow
64,8293
Altın
Arrow
6862,6329
BIST
Arrow
14.132

Bu iş nasıl nihayetlenir?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Özgür Özel'in kendi ayağına kurşun sıktığı 'evet'ini ve çocuk kandırır gibi sıraladığı anlamsız bahanelerle iktidara yaptığı kuyrukçuluğu savunuyor olmasını şimdilik bir kenara bırakalım.

Son derece önemli bir eşikteyiz, bu yüzden önce meseleyi doğru yerde konumlandırmak gerekiyor.

Meclis’ten geçirilen çerçeve yasayı yalnızca terör örgütünün tasfiyesi ya da yıllardır tartışılan bir sorunun çözümü üzerinden okumaya çalışmak zinhar hata olur.

Çünkü burada asıl hesap silahların susmasından çok daha büyük; siyasetin iktidarın çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn edilmesi, anayasa değişikliği ya da yeni bir anayasa için gerekli siyasi ve sosyal zeminin hazırlanması, Tayyip Erdoğan'ın siyasi ömrünün mümkün olduğunca uzatılması...

Yasanın hazırlanış biçimi, kullanılan dil ve sürecin üzerine örtülen sis perdesi zaten bunun işaretlerini veriyor.

Önümüzde iki ihtimal var.

Birinci ihtimalde süreç, iktidarın hesabına uygun biçimde ilerler. Bunun anlamı, DEM/PKK cephesinin taleplerinin adım adım genişlemesi, cezaevlerindeki bazı hükümlülerin ve dışarıdan gelecek örgüt bağlantılı unsurların siyasetin içine taşınması, buna karşılık iktidarın anayasa değişikliği için ihtiyaç duyduğu siyasi desteği tahkim etmesi...

DEM cephesinden gelen açıklamalar beklentilerin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı tutulmadığını zaten gösteriyor. Sürecin önüne sürekli yeni başlıklar konulacağı, siyasi pazarlık alanının genişletileceği gün gibi ortada.

İkinci ihtimal ise sürecin kendi içindeki çelişkilerle duvara toslaması!

Bu yasanın, uygulanması birkaç siyasi beyanla tamamlanabilecek basit bir düzenleme olmadığını, sakız çiğnerken ayakkabısını bağlayabilecek kadar zekası olan herkes anlayabilir.

Örgütün faaliyetlerini sona erdirdiğinin doğrulanmasından başlayarak güvenlik kurumlarının değerlendirmelerine, yargısal incelemelere ve kurulacak denetim mekanizmalarına kadar uzanan çok katmanlı bir süreç söz konusu.

Her aşama, bir öncekinin sonucunu yeniden tartışmaya açabilecek nitelikte. Tabii, eğer muhalefet bu tartışmayı ateşleyebilecek bir pozisyon alırsa...

Burada Saray’ın başka hesapları devreye giriyor. Zaman bu sürecin en önemli faktörü.

DEM/PKK açısından zaman; tabanı tahkim etmek, talepleri büyütmek, uluslararası alandaki görünürlüğü artırmak ve siyasetin merkezindeki ağırlığını yükseltmek için kullanılacak.

Saray açısından ise zaman; Meclis aritmetiğini korumak, anayasa değişikliği için gerekli çoğunluğu oluşturmak, farklı siyasi aktörlerle yeni denklemler kurmak ve seçim hesabını olgunlaştırmak, demek!

İki taraf da aynı saate bakıyor ama hesapları farklı.

DEM ile kurulmuş siyasi ilişkinin seçimlere kadar süreceği ortada. Altan Tan’ın, AKP ile DEM’in seçim döneminde birbirinden kopamayacağı yönündeki değerlendirmesi bu siyasi denklemin nasıl şekillenebileceğine ilişkin önemli bir işaret.

Bu iki hesabın ortak kesişme alanı ise anayasa. Türkiye açısından asıl tehlikeli denklemin bu olduğunun altını çizelim.

Çünkü anayasa, hükümet programı gibi ha deyince değiştirilecek bir metin değildir.

Yıllarca “Kürt oylarını kaybetmeyelim” hesabıyla yapılan her siyasi manevra, sonunda Türkiye’nin tamamının siyasi dengesini değiştirdi.

Yanlış adaylıklar yapıldı.

Yanlış ittifaklar kuruldu.

Yanlış insanlar pohpohlandı.

Her itiraz “faşizm” diye susturuldu.

Her uyarı “ırkçılık” diye yaftalandı.

Yurdum muhalifi de “AKP neden hala iktidarda?” sorusuna cevap arıyor.

Ne diyelim...

Çerçeve yasaya dönersek, bu yeni bir siyasal mimarinin başlangıç adımı. Tamamlanmış bir bina değil, temeli atılmış, bundan sonra katları çıkılacak, duvarları örülecek, çatısı çatılacak.

Binanın katlarında Türkler ile Kürtlerin “kurucu unsur” kabul edildiği yeni bir anayasal düzen, bölgesel özerklik, anadilde eğitim, farklı hukuk alanlarının tanınması ve vatandaşlık tanımının yeniden ele alınması var.

Önce kavramlar üzerinde oynayacaklar, sonra hukuku değiştirecekler, ardından siyasi statüleri tartışmaya açacaklar...

Afaki kalmasın, meseleyi biraz daha ete kemiğe büründürelim.

Çerçeve yasa için “Türkiye’nin üniter devlet yapısının aşındırılmasıyla sonuçlanabilecek bir sürecin başlangıcı” demiştik, bunu söylerken zinhar herhangi bir etnik kimliği hedef almıyoruz.

“Millet” kavramını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üzerinden okumak başka bir şeydir, Türkiye’nin siyasi yapısını etnik temelde yeniden kurmak başka şey.

Birincisi Cumhuriyet’in yurttaşlık hukukudur. İkincisi devletin yapısını etnik, mezhepsel ve dinsel kimliklere göre değiştirmektir.

Bugün silahların bırakılması...

Yarın siyasi statü...

Bugün cezaevlerindeki dosyalar...

Yarın anayasal güvence...

Bugün “demokratikleşme” retoriği...

Yarın bunun üzerinden bölgesel özerklik...

Bugün “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” sözleri...

Yarın, Türkiye’nin belirli bölgelerinde merkezi devlet otoritesinin yetkilerinin sınırlandırılması talebi...

Bunların her birini tek başına masum düzenlemeler gibi yurdum insanına ittireceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın.

Ama hepsini yan yana koyduğunuzda ise ortaya çıkacak olan, siyasi olarak farklılaşmış, hukuken farklılaşmış, idari olarak farklılaşmış bir Türkiye.

Sonra da buna “yeni demokratik Cumhuriyet” diyecekler.

Artık yersen, dolapta dolma var.

Ardından federasyon konuşulacak, sonra başka ülkelerdeki Kürt yapılarıyla ilişkiler...

Ve emperyalizmin yüz yıldır bitmeyen hayali “Büyük Kürdistan” meselesi...

Bir gün bakacağız ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana korunan siyasi birliği doğrudan tartışmanın kendisi haline gelmiş.

Dün hayal bile edilemeyecek şeyler, “zaten süreç böyle gelişti” denilerek normalleştirilecek.

İşte benim itirazım tam buraya.

Çünkü bu ülkede yıllardır “terör bitsin” denilerek büyük bir tezgah kuruluyor. Terörün bitmesi elbette istenir.

Ama terörü bitirme adına devletin siyasi bütünlüğünü tartışmaya açmak, terör sorununu çözmek değildir.

Bu, başka bir sorunun başlangıcı olacaktır.

İktidarın seçim hesabı uğruna devlet yapısı tamamen değiştirilecek,  cumhuriyetin bütün kazanımları çöpe atılacak.

Asıl tehlike budur.

Hasılı kelam, çerçeve yasa, Türkiye’nin siyasi birliğini, üniter devlet yapısını ve uzun vadede toprak bütünlüğünü  ortadan kaldıracak bir sürecin ilk basamağıdır, bunu görmemek gaflettir, dalalettir ve hatta hıyanettir, diyerek yazımıza noktayı koyalım.