Meseleye bir de şu zaviyeden bakalım.
Patlayan fon skandalında konuştuğumuz rakam yani tasfiye kapsamına alınan fonların toplam büyüklüğü18,3 milyar dolar yani 830 milyar TL!
Ben söylemiyorum, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek açıkladı.
Vurgunun hacmi ve kaybolan nakit para inanılmaz boyutlarda. Adli soruşturmalara yansıyan rakamlar adeta dudakları uçuklatıyor.
Soruşturma kapsamında, Pusula Finans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın hesabından İsviçre'deki bir bankaya 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'ın hesabından ise 25 milyon euro olmak üzere, toplamda yaklaşık 4,1 milyar TL değerinde şüpheli para transferi tespit edildi.
Krizin odağındaki büyük bir özel bankada, sadece 8 kişinin ortak olduğu bir fondan tek bir gecede 45 milyar TL nakit çekilerek fon varlığı 52,8 milyar TL'den 7,4 milyar TL'ye düşürülmüş.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve MASAK tarafından yürütülen operasyonlarda, şüphelilere ait hesaplarda şu ana kadar dondurulabilen veya el konulabilen toplam tutar yalnızca 750 milyon TL seviyesinde!
Yani devede kulak!
SPK kararıyla Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy şirketlerine ait 130'un üzerinde fon için 6 aylık tasfiye süreci başlatılmış olsa da varlıkların şişirilmiş değerleri nedeniyle yatırımcılar ciddi anapara kayıpları yaşayacak.
Ancak benim açımdan asıl ürkütücü olan, milyarlarca liralık para kaybı meselesinden çok sistemin içine çekilmiş insan sayısı.
SPK’nın açıklamasına göre tasfiye kapsamına alınan 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı varmış .
455 bin 758 insan!
Neredeyse yarım milyon kişi...
Aile fertleriyle hesapladığınızda, ortada bu skandaldan etkilenen 2 milyon insan var.
Türkiye’nin 18 yaş ve üzerindeki nüfusunu düşündüğümüzde, kabaca her 140-150 yetişkinden biri bu fonların yatırımcıları arasında yer almış.
Yani, birkaç zenginin başına gelen bir olay değil. Bunu yurdum insanının önemli kesiminin dahil olduğu bir hikâyeşeklinde düşünebiliriz.
Burada başka bir soruyu gündeme taşımak gerekiyor.
Bu insanların parası aslında nereye gitti?
Cevabını vermeden önce bir parantez açalım.
İktidar yıllardır yurdum insanının yastık altındaki altınlarına bir şekilde çökmenin derdinde.
Gizli saklı değil!
Türkiye'de bankacılık sistemi dışında evlerde tutulan yastık altı altın miktarının yaklaşık 5 bin ton olduğu ve güncel piyasa fiyatlarıyla toplam değerinin 600 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.
Öyle, böyle bir miktardan söz etmiyoruz. Neredeyse, Türkiye’nin dış borcunun tamamını kapatabilecek bir miktar!
Sadece onda biri sisteme girse Şam’da kayısı…
İktidar bunun için kuyumcu, rafineri ve bankaları birbirine bağlayan modeller bile geliştirdi. Ayşe teyzenin, Fatma ablanın, Hatice annenin yastığının altında kötü günler için biriktirdiği ya da bir türlü evlenmeye niyet etmemiş oğlunu münasip bir kızla baş göz etmek için sakladığı altınları sisteme sokması için mekanizmalar kurdu.
Karşılığında bu altınlar banka hesabında altın ya da TL olarak değerlendirilecekti.
İktidarın çabası bir ölçüde sonuç verdi.
Merkez Bankası’nın 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu’nda, “Türkiye’de tarihsel ve kültürel olarak hanehalkı birikimlerinde önemli bir yeri bulunan altının finansal sisteme entegrasyonu amacıyla uygulanan politikalar, Merkez Bankası altın rezervlerindeki artışta etkili olmuştur” deniliyordu.
Ama yurdum insanını ikna etmek kolay değil.
Türkiye’nin sosyolojisini az buçuk kıraat etmiş herkes bunu bilir. Bizim milletin kahir ekseriyeti kargadan başka kuş evden, arsadan, altından başka yatırım aracı bilmez.
O halde iktidarın vatandaşı sisteme çekmek için cazip bir hikâye anlatması, akıl tutulmasına neden olabilecek kadar büyük bir peyniri kapana koyması gerekiyordu.
Formülü buldular:Fonlar…
Dediler ki, altınını evde tutma; bozdur, bankaya götür, mevduatta bekletme, fon al; paranı çalıştır, enflasyona karşı koru, tasarrufunu finansal sisteme sok.Nasıl olsa gayrimenkul piyasası durgundu, altın da dibe çakılmış halde bekliyordu.
Fonlara akın başladı.
Kâğıt üstünde yatırdıkları paranın birkaç yüz katına çıktığını görünce çok sevinmiş oldukları muhakkak ama mutlulukları uzun sürmedi, bir sabah sistem kitlendi; balon patlamıştı.
Neredeyse bir haftadır konuşuyoruz. Mesele nerede ve nasıl nihayetlenir, hep birlikte bekleyip göreceğiz.
Yıllardır vatandaşın yastık altındaki servetine göz dikmişiktidarın olduğu bir ülkede yüz binlerce insanın aynı anda fonlara yönelmiş olması başlı başına incelenmesi gereken bir sosyolojik ve ekonomik olaydır.
Bunun altını kalın kalemle çizelim.
Bu insanlar arasında kaç kişi altınını bozdurdu, kaç kişi dövizini sattı, kaç kişi mevduatını çekti, kaç kişiyıllarca biriktirdiği parasını bu fonlara taşıdı?
Bu soruların cevabını da aramak gerekiyor.
Eğer gerçekten yastık altındaki altınlarını bozup finansal sisteme girdilerse ve şimdi de paralarının önemli bölümünü kaybetme riskiyle karşı karşıyalarsa, ortada yalnızca bir fon skandalından fazlası var demektir.
Bunun bütün ayrıntıları ile ortaya çıkarılması için mutlaka kaybolan paranın izinin sürülmesi, siyasi bağlantılarının deşifre edilmesi gerekir.
Yoksa geri kalanı lafı güzaftır, diyerek yazımıza noktayı koyalım.
Çok Okunanlar
CHP'de üç belediye başkanına ihraç kararı
Dilan Polat adli kontrolle serbest bırakıldı
Yastık altındakilere çökme operasyonu muydu?
Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu
Nagehan Alçı’dan Fatma Betül Sayan Kaya iddiası
Bakanlıktan Akın Gürlek'in New York'ta çekilen fotoğrafına açıklama
TESK’te 19 yıllık Palandöken dönemi bitti
Kremlin’den Türkiye’deki S-400’ler için açıklama
Afra Saraçoğlu ve Aras Bulut İynemli’nin test sonucu belli oldu
T24 için kapatma kararı