Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,2024
Dolar
Arrow
42,7544
İngiliz Sterlini
Arrow
57,8630
Altın
Arrow
6344,8955
BIST
Arrow
10.729

Trans-Kafkasya

Türkiye ile Ermenistan arasında buzlar eriyor. Normalleşme sürecinde önemli bir adım daha atılarak diplomatik, hususi ve hizmet pasaportu taşıyanlar için vize alma sürecini kolaylaştırma kararı alınmış, 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle 21 gün ikamet süreli ücretsiz elektronik vizeyle Ermenistan’a seyahat edebilme imkanı tanınmıştı. Umuma mahsus (bordo) pasaport hamillerinin ise ücretli olarak vize veya elektronik vize (e-vize) alması gerekiyor. E-vize internet üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde alınabiliyor. 

Dünya savaş çığırtkanlarıyla çalkanırken onlarca yıllık gerginliğin ardından iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin yumuşamaya başlaması sevindirici. Bunla ilgili bir sevindirici haber daha Türk Hava Yolları’ndan geldi. Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı Mart 2026 itibariyle Ermenistan’a direk seferlere başlıyor. İki ülke arasında hava ulaşımını yeniden başlatan ilk havayolu şirketi değil. Birkaç yıldır Türkiye’den Pegasus Havayolları ve Ermenistan’dan FlyOne iki ülke arasında hizmet veriyor ancak buna Türk Hava Yolları’nın da katılması iki ülke arasındaki normalleşme süreci için bir somut adım daha olması açısından ve elbette karşılıklı seyahat imkanlarının geliştirilmesi yönünden önem arz ediyor. 

Bugün siyasi tarafı bir kenara bırakarak seyahat ve turizm açısından coğrafyaya biraz göz atalım.

Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile beraber Güney Kafkasya’daki üç ülkeden biri. Ünlü Polonyalı gezgin Jan Potecki, Kafkasya'yı Anadolu’nun içine dahil ederek "Medeniyetlerin Beşiği" olarak tanımlıyor ve pek çok gezginin hayallerini süslüyor bu sisli sıra dağların ardındaki gizemli coğrafya Kafkasya. Öyle ki 19.yüzyılın ünü gezi yazarı Madam Carla Serena'dan Alman kaşif Julius Klaproth'a kadar pek çok oryantalist maceraperestin rotası oluyor Trans-Kafkasya. 

Madam Carla Serena'nın İzinde:

Yanı başımızda yer alan bu değerli mücevherin ilk peşine düşen kaşiflerden biri Belçika asıllı bir yazar ve gezgin olan Madam Carla Serena'dır. Bugün neredeyse unutulmuş olan Carla Serena (1824–1884), çağının en dikkat çekici seyahat yazarlarından biriydi; hem coğrafi hem de sosyal sınırları aşan, kartpostal manzarasının ötesinde anlam arayan modern gezginler için hala yankı uyandıran anlatılar bırakan bir Fransız entelektüeliydi.

Fransa’da doğan Serena, seyahat yazarlığının çoğunlukla askerler, diplomatlar veya sömürge yöneticileri gibi erkekler tarafından domine edildiği bir dönemde yaşadı. Anlatıları seferlere, antlaşmalara ve "egzotik" olana odaklanıyordu. Serena'nın yaklaşımı farklıydı. Büyük ölçüde bağımsız olarak seyahat eden Serena, güce değil insanlara, kaleler kadar mutfaklara da dikkat etti. Seyahatleri onu Doğu Avrupa, Rusya ve Kafkasya'ya götürdü; Batı Avrupa bu bölgelere şüpheyle veya romantik bir fanteziyle bakıyordu. Serena her ikisini de reddetti. Dikkatlice gözlemledi, sorular sordu ve dinledi; özellikle de dönemin çoğu seyahat günlüğünde hayatları görünmez olan kadınları.

19. yüzyılda, çoğu Avrupalı kadının salondan veya deniz kıyısından daha uzağa seyahat etmesi beklenmezken, Madam Carla Serena defterlerini toplayıp savaş, yerinden edilme ve emperyalist hırslarla yaralanmış bir toprak olan Kafkasya'ya gitti. Fethetmek, dönüştürmek veya sınıflandırmak için gitmedi. Görmek, keşfetmek için gitti.

Kafkasya Keşif Seyahatine Çıkan İlk Kadın:

Madam Carla, Kafkasya’ya ilk keşif seyahatine çıkan kadın seyyah olmasının yanı sıra 1875'te başladığı Kafkasya yolculuğu, özellikle de kadınlar için yiyecek, temizlik ve kişisel güvenlik açısından batılı gezginlerin alışık olmadığı bir dönemde şaşırtıcı bir seyahattir. Madam Carla'nın bu cesur ve sıra dışı Kafkasya gezileri, etnoğrafik ve sanatsal duyarlılığın yanında Avrupa ufkunda yeni ortaya çıkmaya başlayan bir dünyayı keşfetme açısından da çığır açıcıdır. Kafkasya dağlarını ve vadilerini aşan kaşif, köylüler, hancılar, prensesler ve valilerle bir araya gelmiş, Rus imparatorluğunun bu küçük ve nispeten keşfedilmemiş topraklarında yaşayan Gürcüler, Ermeniler, Rumlar ve Tatarlar arasındaki geniş yaşam yelpazesine dair büyüleyici ayrıntılar sunarak, 1800 yılların Kafkasya'sında mimariler, doğa, coğrafya, insanlar ve gelenekler hakkında kayda değer bir kayıt yapılmasını mümkün kılmıştır. 

En önemli eseri olan Mon voyage en Circassie (1877), Karadeniz yakınlarındaki kuzeybatı Kafkasya'da bulunan Çerkezya'daki yolculuğunu belgeliyor. Ziyaretinin zamanlaması çok önemliydi. Sadece on yıl önce, bölge Rus İmparatorluğu ile savaş nedeniyle harap olmuş, kitlesel yer değiştirmeler ve ölümler yaşanmıştı. Serena, imparatorluk "ilerlemesini" kutlamak yerine, gördüklerini kaydetti: terk edilmiş köyler, yerinden edilmiş aileler, tehdit altındaki kültürel geleneklerin sessiz varlığı.. Ölçülü bir üslupla yazdı, ancak sempatisi açıkça ortada. Onun Çerkezya'sı romantik bir vahşi doğa ya da fethedilmiş bir ödül değil; hâlâ hafıza ve dirençle dolu yaralı bir vatan.

Haritaların Bittiği Yer: Kafkasya’nın Bilinmeyenleri

Aşırı turizm ve kurgulanmış deneyimler çağında, Carla Serena seyahat yazarlığının ne olabileceğine dair bir hatırlatma sunuyor: dikkatli, etik ve insancıl. Ve Kafkasya politik engelleri aşıp bulutların üzerindeki sınırı kaldırıyor. Kartalların ülkesi ulaşılmaz vadilerini gezginler için saklamaya devam ediyor. Kar, taş ve sessizlik, Büyük Kafkas Sıradağları ardında bilinmezliğini koruyor. 

İmparatorlukların çarpıştığı bir coğrafya Kafkasya. Diller, inançlar ve direniş Kafkas halklarının alnındaki çizgilere dönüşmüşken, taş kuleler ve kadim yollar Kafkasya’nın hafızasını taşıyor. Bir coğrafyadan fazlası Kafkasya. Bir ev, bir çay, bin hikâye.. Şarabın dahi Kafkasya’da keşfedildiğine inanılıyor. Öyle ki Kafkasya’da bir hayat tarzıdır şarap, müzik ve dağ köyleri. Misafirler ise tanrının bir emridir Kafkas sofralarında. 

Madam Carla Serena’nın kendi fotoğraflarından alınan çok sayıda illüstrasyonu ve Kafkasya seyahati yazılarını Fransızca’dan İngilizce’ye çevrilen “Excursions In The Caucasus, From The Black Sea To The Caspian Sea, 1875-1881” adlı kitapta bulmak mümkün. Bir kaşifin izinde Gürcü krallığının göz alıcı mimarilerinden en eski şarap mahzenlerine ve Ermenistan'ın bilinmeyen dünyasına yol alabilirsiniz. Şimdi seyahat imkanları da oldukça fazla. Ağrı Dağı'na öte yandan da bir bakmak kulağa hoş gelmiyor mu?