Eğitim politikaları, ama özellikle müfredat, üzerinden nasıl bir gençliğin yaratılmak istendiğini tartışır dururuz.
Eğitim politikalarını, ne yazık ki, müfredat ve okul kapsamının dışında düşünmediğimizden böyle yaparız.
ABD, uzay yarışında Sovyetlerin gerisinde kalınca dört bir koldan duruma el attı. Okul müfredatı, film endüstrisi, müzecilik, kültür endüstrisi... Hepsi topyekun harekete geçti ve gençlik dikkatini uzaya verdi. Bu çabanın en nadide örneklerinden birini Los Angeles'ta Griffith Rasathanesinde gördük.
Genç Türkiye Cumhuriyeti çağdaşlaşmayı hedefe koydu. Halkevleri, Türk Ocakları, Okullar, tekstil, turizm, müzecilik... Hepsi birlikte çalıştı ve Türk kimliğini, Türk milletinin hedefini şekillendirdi.
Atatürkçü nesil, dindar nesil, Özal nesli... Neler neler denendi. Müfredat savaşları yerine hayat ve hayatın ihtiyaçları, tüketim kültürü, kapitalizmin tüketim alışkanlıkları üstün çıktı. En sonunda, edilgen, teslimiyetçi, çıkarcı ve egoist bir gençlik türedi.
İsyankar görünümlü itaatkar, boyun eğen, tepkili ama hemen pes eden bir insan nesli hakim oldu ülkemize. Üstelik yalnızca gençlik değil... Tüketim alışkanlıklarının büsbütün değişmesiyle dikkat süresi inanılmaz ölçüde kısalmış, kötümser, teslimiyetçi, tepkili bir nüfus oluştu. Bir de buna kutuplaşma da eklenince insan malzememiz büsbütün çürüdü.
Şimdi belki de en büyük güvenlik riskimiz insan malzememizin bu durumu. İnsansızlaşma çağına yaklaşırken bunların yaşanması doğal diyebilirsiniz. Gelgelelim, bu hızda bir çürüme, insansızlaşmayla açıklanamaz.
İçinde bulunduğu imkan ve şeraite karşı tamamen ilgisiz, yahut büsbütün şuursuz bir kitle çevreye de kendisine de zararlıdır. Gerçeklikle, potansiyeliyle, günümüzün ihtiyaçlarıyla ilişkisi kopmuş bir zombi nüfusun parçasıyız. Bir de buna dijital ve kimyasal uyuşturucular ve uyuşma pratikleri eklenince tablo hepten kararıyor.
Buradan çıkış mümkün mü bilmiyorum. Ama çıkışı aramanın elzem olduğu kanısındayım. Aksi takdirde, sağı sollu suçlarken hep birlikte denizin dibini boylayacağız.
Birbirimizi şablonlara ikna etme üzerine kurulu eğitim politikası savaşlarını terk edip, bizi içinde bulunduğumuz bu çürümeden kurtaracak gerçek eğitim politikaları üzerine kafa yormalıyız. Evet bir nesil yaratmalıyız. Ama bu nesli müfredat tartışması kolaycılığı ve yüzeyselliğiyle yaratamayacağız.
Çok Okunanlar
Şampiyonlar Ligi'nde sezon başladı: İşte günün sonuçları
2026 Ballon d’Or adayları belli oldu
Ballon d’Or’da genç oyuncu adayları belli oldu
Antalya ve Mersin’deki yangınların enerjisi düşürüldü
‘Sandıkta alınamayan belediyeler yargı yoluyla hedefte’
Kremlin’den Ukrayna için müzakere mesajı
Dusan Vlahovic, hakaret gerekçesiyle PFDK'ya sevk edildi
Trabzonspor'dan Fatih Tekke açıklaması
Melih Gökçek'in savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı
Türker Ertürk’ün tutukluluğu devam edecek