Emperyalizmi unutanlar, unutturmak isteyenler, yeniden hatırlıyor. Hatırlamamak mümkün değil. Epstein vakası, Gazze'de yaşananlar, Rusya-Ukrayna Savaşı, AB içindeki bürokratik kriz, Çin'e karşı gümrük savaşı, İran'ın işgali senaryoları, İran-İsrail füze ''dalaşı''... Emperyalizmi inkar etmek, günümüzde psikotik bir durum. Gerçekliğin inkarı anlamına gelir. Elbette emperyalizme dair kuramsal yaklaşımımız farklılaşabilir. Ama gevşek bir çerçeve içinde ele alındığında ''emperyalizm''i inkar, gerçekliği inkardır.
15 yıl önce yazdığım bir metinde aktarmıştım. Atatürk'ün emperyalizmi tarihinden bugüne kuşatan özlü bir tarifi var:
''Bize bugün sınır itibariyle, dünyanın en güzel, en hayale sığmaz barış koşullarını hediye etseler, kapitalizmin sözünü ettiğimiz bu çarkı, bugünkü biçimiyle etkisini sürdürdüğü ölçüde mahvolmamız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkânı yine düşünülemez… Zenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan yine odur… Mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri şeytan gibi birer birer yok etmeye çalışan ve bizi birbirimize düşüren hep odur!''Mustafa Kemal Atatürk (20 Temmuz 1920)
Şeytan benzetmesi ne kadar da isabetli, değil mi? Atatürk'ün, kapitalizm ile emperyalizm arasındaki özsel bağı ifşa etmesi de bir o kadar anlamlı. Fakat bugün bunun çok daha ötesine geçilmiştir.
Mafyalaşmış bir emperyalizm, tarikatlaşmış bir emperyalizm söz konusu. Epstein vakasında ikisini de görüyoruz. Ritüelleştirilmiş bir kötülük, ''tarikat'' imgesiyle estetize edilmiş bir vahşet ve şeytanlık ayan beyan ortada. Benzeri Türkiye'de de yaşanıyor. FETÖ ve Adnan Oktar örgütleri sadece siyasal veya çıkar amaçlı suç örgütleri olmayıp küresel ölçekteki ajanlık faaliyetlerine eklemlenen yapılar... Benzerlerinin sürüp sürmediği meçhul.
Emperyalizmi, onun ardındaki ekonomik ve sosyal yapıyı es geçerek bugünü anlamak, bugünü konuşmak anlamsız. Bu türden konuşmalar, en hafif deyimle saflık; en ağır deyimle suçu gizlemek amaçlı propagandadır.
Emperyalizmin ardındaki ekonomik ve sosyal yapının farkında emperyalistler. Öyle olmasa, 36 yıl önce yıkıldığı düşünülen bir sisteme ve ideolojiye sabah akşam söverler mi?
Soru hala ortadada. Emperyalizm bu denli güçlüyse, emperyalizmin iç ilişkilerini ifşa eden bu gelişmeler kimin eseri? Farkında olmadan mazlum milletler emperyalizmi mi yendi? Yoksa proletarya devrim mi yaptı? Açığa çıkan her gizli ilişkinin ardında bozulan bir ortaklık vardır. Ortaklığı bozulanlar kimler? Belki de emperyalizm içinde yeni bir dönüşüm vardır. Bu yeni dönüşümü doğru anlamak, ilericiler ve Türkiye için kritiktir. Dönüşümü doğru anlarsak, emperyalistler arası kavgada yeni ufuklara yelken açabiliriz.
Çok Okunanlar
Erdoğan'la görüşen Yavaş'ın geleceğiyle ilgili bomba iddia
Şampiyonlar Ligi'nde günün sonuçları: Bol gollü karşılaşmalar
Archie Brown, İsmail Kartal'ın istifasını öğrenince şaşkınlık yaşadı
Fenerbahçe'den açıklama: İsmail Kartal'a şişe atan kişi tespit edildi
Mehmet Akif Ersoy davasında tahliye
Beşiktaş’tan Tahir Kum için hukuki adım
Suriye'yi böyle 'aldık'!..
Baskı ortamında hukukla demokratik mücadele
Aziz Yıldırım: İsmail Kartal görevinin başındadır
Sağ yükseliyorsa, önce sola bakmak gerekir