Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
36,0060
Dolar
Arrow
32,9969
İngiliz Sterlini
Arrow
42,8443
Altın
Arrow
2569,0000
BIST
Arrow
11.139

6 Gün Savaşı’ndan bu güne

1967 Haziranı’nda cereyan eden 6 Gün Savaşı, Filistin meselesinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğu kadar İsrail-Hamas Savaşı’yla son perdesini yaşadığımız Gazze sorununun da başlangıcını teşkil etmektedir.

6 Gün Savaşı tarihteki en önemli askeri başarılardan biridir. İsrail, bu savaşta beş gün kadar kısa bir süre içerisinde Mısır, Suriye ve Ürdün’den oluşan, kendi ordusundan kat be kat fazla ekipmanve personele sahip bir koalisyonu yenilgiye uğratmıştır.

İsrail için bu savaşın önemi, varlığını tehdit eden dış tehdidi sakatlamak ve 1948’de ilan ettiği bağımsızlığında elde edemediği toprakları elde edebilmekti. Beklenmedik başarı sonucunda her iki amacına ve fazlasına ulaşmıştır.

İsrail, 1948’de Arap-İsrail Savaşı neticesinde kurulduğunda Yahudilerin elde edemediği Filistin toprakları komşu Arap ülkeleri tarafından ilhak edilmişti. Kudüs’ün doğusunun da yer aldığı Batı Şeria Ürdün’ün elinde kalmış, Gazze de Mısır’ın kontrolüne girmişti. Ortada giderek hararetlenen bir Filistin sorunu söz konusu olsa da Gazze ve Batı Şeria kurtarılmış bölgelerolarak tanımlandığından dolayı günümüzdeki Gazze ve Kudüs sorunlarına benzer dramlar ve şiddet eylemleri o günlerde mevcut değildi. Bunun yanı sıra İsrail’i çevreleyen Pan Arabist Arap devletleri 1948’de İsrail’in elde ettiği toprakları eninde sonunda geri alacaklarından emin oldukları için Filistin krizini geçici bir işgal olarak değerlendiriyorlardı.

6 Gün Savaşı sonucunda bu durum değişecekti. İsrail bu savaşta 1948’de elde edemediği Gazze ve Kudüs’ün geri kalanının yanı sıra çok geniş toprakları ele geçirerek mevcut topraklarını üç buçuk katına çıkardı. İsrail’in oldukça kısa bir zaman diliminde kazandığı katî zafer sonucunda işgalin hiç de geçici olmadığını herkes kabul etmek zorunda kaldı. Bu tarihten itibaren PanArabizm fikriyatı terk edilmeye başlandı ve İsrail’le savaşan Arap devletleri, İsrail’i yok ederek bölgedeki Filistinli Arapları kurtarma politikalarını terk ettiler ve İsrail’e kaptırdıkları toprakları geri almaya yönelik politikalara yöneldiler.

6 Gün Savaşı zaferi ile İsrail çevresindeki düşmanlarla rahatça başa çıkabilecek kapasiteye sahip olduğunu ispatlamış ve Orta Doğu’daki konumunu sağlamlaştırmıştı. Arap devletlerinin İsrail’le doğrudan giriştiği savaşlar 1973’teki Yom Kippur Savaşı’na kadar devam etti. İsrail bu savaşı da kazanarak kendisini çevreleyen Arap devletlerini başarıyla yıldırdı ve bu tarihten sonra hiçbir devlet İsrail’le konvansiyonel savaşa girmeye cesaret edemedi.

Ancak bu başarı silsilesi İsrail’e ne güvenlik kattı ne de İsrail’in Araplarla olan sorunlarını çözdü.

1948 Savaşı sonucunda İsrail sınırları içerisinde kalan pek çok Filistinli Arap Gazze, Batı Şeriave komşu Arap ülkelerine kaçmış veya zorla göç ettirilmişti. Bu çok da ideal olmasa bile bir çözümdü. 6 Gün Savaşı ise bu çözümü yok ederek günümüzde hala çözülememiş bir sorun doğurdu. 6 Gün Savaşı sonucunda İsrail’i çevreleyen Arap ülkeleri ikinci sınıf tehdit konumuna düşmüş olsa da etnisite sorunu sonucunda bu boşluk kısa süre içerisinde Filistin Kurtuluş Örgütü, Hizbullah ve daha sonra İslami Cihat ve Hamas gibi örgütler tarafından dolduruldu. Bunun yanı sıra bölgede yaşayan Filistinliler huzursuzluklarını pek çok kez bireysel olarak eyleme döktüler. 1987-1993 yılları arasında Gazze ve Batı Şeria’da Birinci İntifada, 2000-2005 yılları arasında da İkinci İntifada ve sayısız küçük çaplı ayaklanma yaşandı.

İsrailliler çevrelerindeki Arap ülkeleriyle konvansiyonel savaşta kolaylıkla başa çıkmışlardı. Ancak İsrail hiçbir zaman ne Batı Şeria’yı ne de Gazze’yi tam olarak kontrol altına alamadı ve bu bölgeler 1967’den bu yana tartışmalı bölgeler olarak kaldı. İsrailli liderlerin (özellikle Şaron ve Netenyahu) Batı Şeria’ya girişi daima çatılara keskin nişancılar yerleştirildikten sonra ve sayısız polis eşliğinde gerçekleştirildi. İsrail her ne kadar bu bölgelerde patlak veren ayaklanmaları zor kullanarak bastırmayı başarmış olsa da bağımsızlık ruhunu ve direniş mentalitesini hiçbir zaman yok edemedi. Özellikle Birinci İntifada’dan sonra bu bölgelerden yayılan huzursuzluk İsrail’i iç barıştan giderek uzaklaştıran güvensiz bir ülke haline getirdi. Hatırı sayılır bir polis gücünün istihdamı olmadan ülkede asayişin sağlanması hiçbir zaman mümkün olmadı ve ordu içeriden ve dışarından gelecek saldırılara karşı daima teyakkuz halinde kaldı. Bu huzursuzluk günümüzde öyle bir boyuttadır ki kalıcı bir barış ve huzur için 6 Gün Savaşı gazileri arasından dahi Gazze ve Batı Şeria’nın Filistinli Araplara verilmesini savunan İsrailliler çıkmakta.

Günümüzde yaşanmakta olan Hamas-İsrail Savaşı 1967’da başlayan sürecin yeni bir sayfası. Muhtemelen bu savaşı da İsrail kazanacak. Ancak 1967’den bu güne kadar yaşananlar ve etnik savaşın ne kadar kötü bir şey olduğu göz önüne alındığında Hamas-İsrail Savaşı hiç de iki millet arasında yaşanacak son savaş olacak gibi görünmüyor.