Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,5244
Dolar
Arrow
49,0072
İngiliz Sterlini
Arrow
64,8076
Altın
Arrow
6633,9823
BIST
Arrow
12.339

Bu nasıl bir çelişkidir yaşadıklarımız?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Medyada peş peşe kutuya düşen şu üç haberi sizler de izlemişsinizdir. Haberlerden biri, ‘Özelleştirilecek Köprü ve Otoyolların Yabancı Talipleri Ortaya Çıktı’; ikincisi, ‘Vatandaşlık Soruşturmasında 2. Dalga’; üçüncüsü ise, toplumu sarsan, geçen hafta yaşanan fon krizidir. Her üç olay da çok farklı, birbirinden bağımsız, masum haber gibi algılanabilecekken, aslında bazı bakımlardan birbirini andırır niteliktedir. Belki de, vazife şuuru ile hareket eden Sayın Adalet bakanının dikkatini bazı kamu dairelerine çevirmesi gerekir. 

Önce birinci haberi ele alalım. Anlaşılan, usulsüz, muvazaalı gayrimenkul satışı ile bazı kişiler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanmış. Seksen dolayında şüphesi hakkında adli işlem yapılmış ve 72 şüpheli kişi de gözaltına alınmış. Anlaşılan insanlar bir şekilde vatandaşlık almak istemiş, artık sebep her ne ise. Bunun bir yolu da mülke belirli para yatırmak olduğuna göre, anlaşılan insanlar bir yolunu bulup mülk değerini düşük göstererek, mülkü almış olarak, vatandaşlığı hak etmişler, Şimdi de fiyat üzerinden soruşturma yapılıyormuş. Bunun kısaca çözümlemesine geçmeden ikinci garip olaya bakacak olursak, orada da karşımıza özelleştirilecek köprü ve otoyolların müşterilerinin ülkemizi işgal etmesi karşımıza çıkmaktadır. Kısacası, birleştirecek olursak bu iki haberi, ülkenin haksız işgali diye yorumlayabiliriz, birinde devlete (yani topluma) karşı yapılmış haksızlık, ikincisinde ise, rahmet olsun Mümtaz Soysal Hocamız yaşamda olsaydı konuyu davaya taşır ve yüksek yargıdan “kamusal yararın ihlali” sonucunu istihsal ederdi. Her iki olayda da kamusal yarar tahrip edilmiş olarak, birini bir kişi işlediği işin takibata uğruyor, diğerini ise, şekilsel hukuka uyduğundan dolayı, devlet işlemiş olarak takibata uğramadığı gibi, kim bilir bu para hangi işlemlerde gelecek neslin hakkı berhava edilmiş olacaktır! Üçüncü haber ise, binlerce vatandaşımızın umut bağladığı fon dağın fare doğurması misali tebahhur etmiş olması ile ilgili. 

Nereden başlamalı ki, zira her üç olay da, tüm tarafların basiretsizlik, fırsatçılık ve ihmali sonucunda oluşmuştur. Peki, devlet niçin vardır? Biz bir ev alırken zemin analizi yapabilir miyiz? Hayır, bu iş devletin işidir. Bir bankaya ya da fona para yatırırken, yönetimin arka planını görebilir miyiz? Hayır, devletin her an denetimde olarak vatandaşın hakkını koruduğuna güvenmek durumundayız. Devlet, ehliyle teçhiz edilmeyip, salt beka sorununu tüm politikaların odağına koyup, beton misali çözülmeyecek şekilde bir şekilde ve bir mekanizmayla merkeze bağlanan dokulardan oluşursa, o devlette ilkin denetim çöker, saniyen yönetim çöker. Zaten, böylesi yapılanmalarda denetim suret-i haktan yapılarak, aslında çökertilir. Ancak bu durum, denetim varmış gibi gösterilerek perdelenir. 

Vatandaşlığa geçmek isteyen kişiler gayrimenkulü ucuz fiyata alırken, bu durumu tapu ve de vatandaşlık işlemini gerçekleştiren büro nasıl atlar? Bu insanlar, herhalde, işlemin tekemmül edebilmesi için tapu belgelerini ilgili mercie sunmuşlardır. Bu sürecin böyle bir oyuna alet edilebileceğini düşünmemek hangi akılla açıklanabilir ki! Mülk alınarak vatandaşlık alınabiliniyor ise, bu işlemi kafasına koyan doğal olarak bazı yan yolları araştıracak, hatta didikleyecektir. 

İkinci olaya baktığımızda, köprüler ve otoyollar ihaleye çıkmış ve potansiyel alıcılar sıraya girmiş. Ben bu durumdan utanıyorum. Kimden derseniz? Gelecek nesil çocuklarımızdan, torunlarımızdan utanıyorum. Bu anlaşmaları imzalayan kamu görevlileri hiç mi geleceği düşünmezler, hiç mi, gelecek neslin hakkı üzerine çöktüklerini  düşünmezler; bu nasıl bir gaflettir, ya da gözü dönmüş kaynak hırsıdır ki, çocuklarımızın hakkını yemekteler. Hem de kul hakkının en zor hesap verilebilen bir hak olduğunu bilmesi gereken, ya da yanlışlıkla öyle olduğunu düşündüğümüz  bir siyasi kadro olarak! 

Üçüncü konu daha da vahim. Binlerce vatandaşımız görünüşte fona, fakat zımnî olarak arka planda devlete güvenerek zar zor biriktirdiği kaynağını gitmiş meşru ve makbul olduğunu düşündüğü bir kuruluşa emanet etmiş. Evet, bir devlet varsa,  devletin mali ve idari işlerini, denetleyecek alt kurumları varsa bu kuruluşlara da bir müdahale söz konusu değilse, vatandaş niye parasını yatırmasın ki! Şimdi ise, devlet gerine gerine usulsüzlük işlemi yapılmış görüntüsü altında duruma müdahale etmektedir. Bu kuruluşların yöneticilerine baktığımızda, üst düzey yönetimin devletin oraya buraya üst düzey yöneticiliğe atadığı  kişilerden oluştuğunu görüyoruz. Bu nasıl bir istihbarattır ki, en üst düzeye atanan kişiler böylesi fon yönetiminde mevki makam sahibi olmuşlar, ve bu fon batağa saplanmış. Peki, bu gidişattan devlet bihaber olabilir mi, Hadi diyelim devlet uzaktan binbir iş arasında buralara pek takılmamış, peki ya o anlı şanlı yöneticiler de mi gidişattan habersizdi? Böyle bir şeyi aklınız alabiliyor mu? 

Tanınmış sanatçılara, dizi oyuncularına durmadan eroin ya da madde kullanımı şüphesi ile denetim, hatta kısmı gözaltı kararları geliyor. Sonuç alınmadan kişilerin ifşası sanırım eroin satıcılığı düzeyinde bir suç değil midir, eğer kişilik haklarına saygılı bir toplum yaratmak istiyorsak? Bu süreç bu minval üzere sürgit devam ettirilirse, oldukça vahim sonuçlara sürüklenebiliriz. Türkiye’de bu kadar bağımlı kişi varsa, nasıl oluyor da, bu bağımlılık sadece sanat ya da şov dünyası elemanlarında ortaya çıkıyor. Böyle bir istatistiksel olasılık olabilir mi! Aynı şekilde de, nasıl oluyor da tüm yerel idare suçları salt bir partiye bağlı yönetimlerde ve belirli bir tarih sonrası oluşmuş oluyor. Böyle bir olasılık milyarda bir bile söz konusu olamaz. 

Lütfen artık tüm kurumlar, daireler, hatta şahıslar bir toplumsal arınma sürecine girelim. Nasıl olacak, bu konu benim meselem değil, fakat ilgililerin, devlet katında görevli hukuk ulemasının kafasını yormalı bu konu.