Küreselleşme dolayısıyla neo-liberalizm siyasi ve ekonomik krizdedir. Neo-liberalizm, kendi krizini savaş ve işgallerle aşmaya çalışmaktadır.
Emperyalist ülkelerin, başta ABD olmak üzere, işgal ve paylaşım politikaları dünyada yeni bir bloklaşmayı zorunlu kılmaktadır. Emperyalizm bir ülkeyi işgal edip yeraltı ve yerüstü kaynaklarını paylaşırken, sadece işgal ettiği ülkeyi değil, birçok ülkeyi de bu savaş ve işgal politikasından etkilemekte, hatta daha ağır bedeller ödetmektedir.
Son olarak İran ve ABD arasında yapılan savaşta sadece İran etkilenmedi. Türkiye başta olmak üzere Avrupa Birliği ve birçok komşu ülke bu haksız savaştan etkilendi.
Çok basit bir anlatımla; Türkiye’nin cari açığı, dış ticaret açığı ve enerji açığı iki katına çıktı ya da çıkacak. Dolayısıyla tüm ekonomik ve mali veriler yeniden revize edilmek zorunda kalınacaktır.
Küreselleşme, yeniden ulus devletleri refah milliyetçiliğine ve iktisadi milliyetçiliğe zorlamaktadır. Yerlilik ve millilik yeniden kurtuluşun yolu hâline gelmiştir.
Dünyada artık hiçbir yer güvende değildir. Her savaş; fikirlerin, korkuların, milliyetçiliğin, intikam duygusunun ve güvenlik kaygılarının toplumdan topluma yayılmasına neden olmaktadır. Küreselleşmenin kriz dönemlerinde savaş riski artmaktadır. Bu da milliyetçilik ve militarizmi yükseltmektedir.
“Savaş ekonomik olarak maliyetli olmasına rağmen küreselleşme ülkeleri birbirine bağımlı hâle getirir” söylemi artık geçerliliğini yitirmiştir. Bağımlılık, tedarik zinciri krizleri ve enerji savaşları gibi olgular yeni gerilimler yaratmaktadır. Bu nedenle enerji havzaları, yenilenebilir teknolojiler, su kaynakları ve ticaret yolları stratejik çatışma alanlarına dönüşmektedir.
Küreselleşme artık günümüzde savaş eğilimini artırmaktadır. Küreselleşme; ülkelerin birbirine olan güvenini sarstı, tedarik zincirlerini kırdı, enerji ve gıda güvenliğini olumsuz etkiledi ve son tahlilde teknoloji rekabetini büyüttü. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin aleyhine sonuçlar doğurmaktadır.
Savaşın bulaşıcı etkisi nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin üretimi artık kendileri için yapmaları zorunlu hâle gelmiştir. Stratejik sektörleri korumak ve yönlendirmek kaçınılmaz olmuştur. Enerji ve teknoloji bağımsızlığı ise olmazsa olmaz hâline gelmiştir.
Ülkeler hiper küreselleşmeden çıkmalı, bölgesel bloklaşmaya gitmeli ve güvenlik odaklı bir ekonomi modeli oluşturmalıdır. İlk etapta bunlar yapılırsa savaşların bulaşıcı etkisinden kurtulabiliriz.
Emperyalizm kendi bunalımını ve politikalarını gelişmekte olan ülkelere yaymamalıdır. Bu ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmek için sahte bir cennet vaat edilmektedir. Bu sahte cennete inanan ülkeler ise son tahlilde cehennemi yaşarlar.
Prof. Dr. Duran BÜLBÜL
Çok Okunanlar
Özgür Özel Burcu Köksal'a attığı mesajı açıkladı
Burcu Köksal resmen AKP'de
İstanbul’da sıcaklık 10 derece birden düşecek
İngiltere’de Starmer yönetimine tepki
Tutuklu Özkan Yalım'dan ek ifade talebi
İnşaatta maliyet alarmı
Tuvalette doğurduğu bebeğini çöpe atan annenin cezası belli oldu
AKP'ye geçmeye hazırlanan Burcu Köksal'ın eşi hakkında çarpıcı iddia
AKP'ye geçen Burcu Köksal'dan, Özgür Özel hakkında yeni açıklama
Avukat kızının yaptığı paylaşım AKP'li gazeteciye pahalıya patladı