Bursa’dan ayrılırken geride bıraktığım şey yalnızca tamamlanmış projeler değil; planlamayı yeniden merkeze alan, mali disiplini kurumsal bir ilkeye dönüştüren ve yatırımları veriye dayalı önceliklerle sahaya indiren bir yönetim anlayışıdır. 2025 yılı, Bursa açısından hizmet üretiminin sürdürüldüğü sıradan bir dönem değil; borçlanma baskısının azaltıldığı, kaynakların rasyonel kullanıldığı ve “önce plan, sonra uygulama” ilkesinin kurumsallaştığı kritik bir eşik olmuştur. Bugün Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine başlarken, Bursa’da güçlendirdiğimiz bu yaklaşımı; katılımcı yönetişim ve ölçülebilir kamu yönetimi ilkeleriyle yeni görev alanımıza taşımayı temel bir sorumluluk olarak görüyorum.
Kentler, görev sürelerinden çok daha uzun hafızalara sahiptir. Bir kentte üstlenilen sorumluluklar yalnızca yapılan işlerin sayısı veya büyüklüğüyle değil; bu işlerin hangi ilkelere, hangi akla ve hangi vicdana dayanarak hayata geçirildiğiyle hatırlanır. Yöneticiler değişir; ancak geride bırakılan planlama kültürü, mali refleksler ve kurumsal duruş kalıcıdır. Bu nedenle kamu yöneticiliği, yalnızca yapılan işlerin toplamı değil; alınan kararların dayandığı ilkelerin de hesabını verebilme sorumluluğudur.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter olarak görev yaptığım süre boyunca bu bilinçle hareket etmeye; geçici çözümler yerine kalıcı zeminler, kişisel tercihler yerine kurumsal ilkeler bırakmaya gayret ettik. Bu anlayışla yürüttüğüm görevimden, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine atanmış olmam nedeniyle ayrılmış bulunuyorum. Bu yeni görevi şahsıma layık görenlere teşekkür ediyor; Güzel Adana ve Yeşil Bursa’da olduğu gibi Tekirdağ’da da bizlere duyulan güveni boşa çıkarmamayı diliyorum.
2025: Sıradan Bir Yıl Değil, Yapısal Bir Eşik
Bursa için 2025 yılı, rutin bir faaliyet döneminin ötesinde; planlamanın uygulamayla buluştuğu, mali disiplinin bir söylem olmaktan çıkıp kurumsal bir refleks hâline geldiği kritik bir eşik olmuştur. Bu yıl, yalnızca hizmet üretiminin sürdürüldüğü bir takvim aralığı değil; karar alma süreçlerinin yeniden tanımlandığı, önceliklerin veriyle belirlendiği ve kamu kaynaklarının daha rasyonel bir çerçevede yönetildiği bir dönemi ifade etmektedir.
Görev süremiz boyunca belediye hizmetlerini, yatırımlarını ve projelerini aksatmadan sürdürürken; güçlü mali disiplin anlayışından taviz vermeden kurumsal kapasiteyi güçlendirmeye odaklandık. Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey ve tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin daha öngörülebilir, dengeli ve sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşması için yoğun bir çaba ortaya koyduk. Ortak akıl, özveri ve kamu sorumluluğu bilinciyle yürütülen bu çalışmaların, kurumumuz adına kalıcı kazanımlar oluşturduğuna yürekten inanıyorum.
Bu süreçte Bursa Büyükşehir Belediyesi yalnızca hizmet üretimini sürdürmekle kalmamış; aynı zamanda mali yapıyı yeniden dengeleyen, şeffaf ve hesap verebilir bir mali yönetim anlayışıyla, mevcut kaynakların ekonomik, verimli ve etkin kullanılması esas alınmış; belediye hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve kentin yaşam koşullarının iyileştirilmesi temel hedef olarak belirlenmiştir.
MALİ DİSİPLİN: Tercih Değil Zorunluluk
2025 yılı, Bursa Büyükşehir Belediyesi açısından yalnızca hizmet üretiminin sürdürüldüğü bir dönem değil; mali yapının yeniden dengelendiği, borçlanma baskısının azaltıldığı ve mali disiplinin kurumsal bir ilke hâline getirildiği bir dönüşüm yılı olmuştur. Bu dönüşüm, soyut hedefler veya iyi niyet beyanları üzerinden değil; izlenebilir, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir mali göstergeler üzerinden okunabilmektedir.
Kamu harcamalarında etkinliğin sağlanması ve kamu yatırımlarının kentsel gelişime beklenen katkıyı sunabilmesi, yatırımlardan elde edilen faydanın bütüncül biçimde ölçülmesine bağlıdır. Bu anlayışla 2025 yılı boyunca projelerde, kentin öncelikleri doğrultusunda fayda–maliyet analizine dayalı bir sıralama yapılmış; kaynak kullanımında verimlilik temel belirleyici olarak benimsenmiştir. Amaç, daha az harcamak değil; doğru yere, doğru zamanda ve doğru ölçekte harcamaktır.
Bu çerçevede belediye bütçesinden yapılan harcamalarda üç alanın eş zamanlı olarak güçlendirilmesi zorunlu görülmüştür. İlk olarak, bütçe disiplini ve verimlilik artışı hedeflenmiş; gider azaltıcı uygulamalar, gelir artırıcı ve gelir yaratıcı faaliyetler ile sürdürülebilir borç yönetimi birlikte ele alınmıştır. İkinci olarak, stratejik önceliklendirme anlayışı benimsenmiş; yatırımların gerçek ihtiyaca ve sağladığı toplumsal faydaya göre şekillenmesi sağlanmıştır. Üçüncü başlıkta ise kurumsal yapının güçlendirilmesi ve iyi yönetişim anlayışının yerleşmesi hedeflenmiş; şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik mali yönetimin ayrılmaz unsurları hâline getirilmiştir.
Kurumsal kapasitenin yükseltilmesiyle birlikte, mali disiplinin ve beşeri, fiziki ve mali kaynakların ekonomik, etkin ve verimli kullanımının tüm süreçlerde sürdürülebilirliği güvence altına alınmıştır. Bu yaklaşımın somut sonucu olarak, görevin devralındığı tarihte 12,9 milyar TL olan toplam borç stoku, 2025 yılı sonunda 8,5 milyar TL seviyesine düşürülmüş; yaklaşık 4,4 milyar TL net borç azaltımı sağlanmıştır.
Aynı dönemde hayata geçirilen “Bursa’da Üretiyor, Bursa’ya Kazandırıyoruz” kampanyamızla, vergilerin kentte ödenmesinin teşvik edilmesi sayesinde belediye gelirlerinde de önemli bir artış sağlanmış; hem borç stoku azaltılmış hem de yaklaşık 4 milyar TL bütçe fazlası verilerek 2026 yılına güçlü bir mali ve kurumsal zemin oluşturulmuştur. Ayrıca, mali disiplini esas alan yaklaşımımız doğrultusunda, yatırımların geri dönüş süreleri gözetilerek kiralama yerine satın alma tercih edilmiş; bu sayede daha önce kiralık olan yüzlerce araç ve iş makinesi belediyemizin aktifine kalıcı olarak kazandırılmıştır. Ortaya çıkan bu tablo, Bursa’nın artık niyetlerle değil; plan, veri ve sahadaki sonuçlarla yönetildiğini açıkça göstermektedir.
Planlamanın yeniden merkeze alındığı, mali disiplinin bir söylem olmaktan çıkıp günlük yönetim pratiğine dönüştüğü bu dönem; Bursa adına önemli bir kazanım olmuştur. Bugün görevimden ayrılırken geriye dönüp baktığımda, en büyük başarının; kişilere bağlı olmayan, sürdürülebilir bir mali ve yönetsel zeminin güçlenmiş olması olduğunu görüyorum.
ÖNCE PLAN, SONRA MÜDAHALE: Planlama Kültürünün Yeniden İnşası
2025 yılı, Bursa’da uzun süredir zayıflayan planlama–uygulama ilişkisinin yeniden kurulduğu bir dönemi ifade etmektedir. Bu süreçte temel hedefimiz; planlamayı raflarda kalan teknik belgeler olmaktan çıkararak, karar alma süreçlerinde bağlayıcı bir çerçeve hâline getirmek olmuştur. Çünkü planlama, yalnızca geleceği tasarlayan bir teknik faaliyet değil; bugünün yatırımlarını doğru yere yönlendiren stratejik bir yönetim aracıdır.
Bu anlayış doğrultusunda Bursa Planlama Ajansı’nın kurulması ve 2050 vizyonunu esas alan 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı çalışmalarının başlatılması, kentin parçalı ve dağınık karar alma pratiğine karşı geliştirilen bilinçli ve bütüncül bir yaklaşımı temsil etmektedir. Planlama süreci, kapalı bir büro faaliyeti olarak değil; kentin tüm paydaşlarını içine alan katılımcı bir yönetişim pratiği olarak ele alınmıştır.
Bu kapsamda; 16 üniversiteden 40 akademisyen, 28 meslek odası, 17 ilçe belediyesi ve kentin farklı aktörlerinin katılımıyla geniş ölçekli bir çalışma yürütülmüş; 835 pafta hazırlanmış, 72 teknik rapor üretilmiş; yaklaşık 500 toplantı ve 80 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Ortaya çıkan bu tablo, planlamanın yalnızca teknik bir çıktı üretme süreci olmadığını; ortak akla dayalı bir kent sözleşmesi niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir.
Ancak asıl belirleyici olan, üretilen belge sayısı değil; planların karar süreçlerinde referans alınan bağlayıcı bir çerçeve hâline gelmiş olmasıdır. 2026 yılı, bu planların imar kararlarında, kentsel dönüşüm alanlarında, ulaşım akslarında ve altyapı yatırımlarında doğrudan belirleyici olduğu; planların sahaya indiği bir uygulama yılı olacaktır.
Bu süreçle birlikte Bursa’da müdahaleler; günü kurtaran, parça parça çözümler yerine, uzun vadeli hedeflerle uyumlu, veri temelli ve ölçülebilir bir yaklaşımla ele alınmaya başlanmıştır. Planlama ile uygulama arasındaki bağın güçlenmesi, aynı zamanda mali disiplinin de kalıcı hâle gelmesini sağlamış; kaynak tahsisinde öngörülebilirlik ve tutarlılık artmıştır.
Özetle 2025 yılı, Bursa’da planlamanın yeniden yönetimin merkezine alındığı; “önce plan, sonra müdahale” ilkesinin bir söylem olmaktan çıkıp, kurumsal refleks hâline geldiği bir dönemi temsil etmektedir.
ULAŞIM: Nerede, Ne Yapıldı?
2025 yılı ulaşım yatırımları, Bursa’da müdahalelerin genel ve soyut başlıklar altında değil; ihtiyaçların tespit edildiği noktalar üzerinden, adres bazlı ve veri temelli bir yaklaşımla ele alındığını göstermektedir. Bu dönemde temel hedef; yalnızca yeni yol yapmak değil, mevcut ulaşım altyapısını daha güvenli, daha konforlu ve daha sürdürülebilir hâle getirmek olmuştur.
Bu kapsamda kent genelinde 200 bin tonun üzerinde sıcak asfalt serimi gerçekleştirilmiş, yaklaşık 300 kilometre sathi kaplama uygulanmıştır. Yapılan çalışmalar, yalnızca yol konforunu artırmakla kalmamış; bakım-onarım döngüsünü güçlendirerek ulaşım altyapısında sürekliliği sağlamıştır. Müdahaleler, kent bütününde eşitlik gözetilerek; merkez kadar ilçeleri ve kırsal alanları da kapsayacak şekilde planlanmıştır.
Raylı sistem yatırımlarında ise stratejik eşikler aşılmıştır. Görükle–Çalı–Demirtaş Hattı için proje ihalesi tamamlanmış; T1–T2 hatlarının Bursaray ile entegrasyonu için yer teslimi yapılmıştır. Ayrıca Şehir Hastanesi–Çalı ve Kızılcıklı–Çalı hatları için ihale hazırlıkları başlatılarak, raylı sistemin kent içi ulaşımda daha güçlü bir omurga hâline gelmesine yönelik kararlı bir yönelim ortaya konulmuştur.
Toplu taşımada 2025 yılı boyunca 286,6 milyon yolcu taşınmış olması, ulaşım politikalarının yalnızca teknik kapasite artışıyla sınırlı kalmadığını; erişilebilirlik, süreklilik ve sosyal eşitlik boyutlarıyla birlikte ele alındığını göstermektedir. Ulaşım hizmetleri, kentin farklı kesimleri için bir ayrıcalık değil; herkes için erişilebilir bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmiştir.
2026 yılı ise bu çerçevenin özellikle raylı sistem odaklı olarak daha da derinleştiği; ulaşım yatırımlarının planlama kararlarıyla daha güçlü biçimde entegre edildiği bir dönem olacaktır. Amaç, Bursa’da ulaşımı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir hizmet alanı olmaktan çıkarıp, kentin geleceğini şekillendiren stratejik bir politika başlığı hâline getirmektir.
AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ KENT YAKLAŞIMI
Afete hazırlık; deprem, yangın ve diğer afet riskleri, Bursa’nın en öncelikli başlıkları arasında yer almaktadır. Bu nedenle 2025 yılında afet yönetimi, yalnızca müdahale anına odaklanan dar bir çerçevenin ötesine taşınarak; önleyici, planlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Amaç, kriz anlarını yönetmekten önce, riskleri azaltan ve kenti dirençli kılan bir sistem kurmaktır.
Bu çerçevede kentin tamamını kapsayan kapsamlı risk analizleri gerçekleştirilmiş; Afet Master Planı çalışmaları başlatılmış ve ulusal–uluslararası iş birlikleriyle hazırlık kapasitesi güçlendirilmiştir. Böylece afet yönetimi, kurumsal bir refleks hâline getirilmiş; planlama, altyapı, ulaşım ve sosyal politikalarla entegre bir biçimde ele alınmıştır.
Sahadaki operasyonel kapasitenin artırılması amacıyla Mahalle Afet İstasyonları, Afet Lojistik Merkezi ve Mobil Afet Komuta Aracı devreye alınmıştır. Aynı zamanda kent genelinde yollar, hastaneler, okullar, sanayi bölgeleri ve kritik altyapılar; erişilebilirlik ve dayanıklılık kriterleri üzerinden bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Türkiye’de ilk olma niteliği taşıyan “Bursa Modeli”, bu anlayışın somut bir sonucu olarak hayata geçirilmiştir.
İtfaiye teşkilatı; yeni personel, araç ve istasyonlarla güçlendirilmiş; özellikle kırsal alanlarda yangınlara daha hızlı ve etkin müdahale edilebilir bir yapı oluşturulmuştur. Eğitim programları ve tatbikatlar aracılığıyla yüz binlerce vatandaş, afet ve yangın güvenliği konusunda bilinçlendirilmiş; toplumsal farkındalık, hazırlık sürecinin ayrılmaz bir parçası hâline getirilmiştir.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, can güvenliğini esas alan bu yaklaşımla yalnızca bugünün risklerine karşı değil; yarının olası afetlerine karşı da daha dirençli bir kent inşa etmeyi hedeflemektedir. Afetlere hazırlık, bu anlayışla Bursa’da geçici bir gündem değil; kalıcı bir kent politikası olarak ele alınmıştır.
YERELDE KALKINMADA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM
2025 yılı, Bursa’da yerel kalkınmanın yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değil; çevresel sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve kültürel canlılık başlıklarıyla birlikte ele alındığı bir dönem olmuştur. Bu yaklaşımın temelinde, kenti merkez–çevre ayrımına sıkıştırmayan; Bursa’yı bütüncül bir coğrafya ve ortak bir yaşam alanı olarak değerlendiren bir yönetim anlayışı yer almaktadır.
Yeşil Alanlar ve Çevre: Metrekare Metrekare Bursa
2025 yılında Bursa genelinde 9,7 milyon metrekare park ve yeşil alanın bakım ve onarımı gerçekleştirilmiş, 244 bin metrekare yeni yeşil alan kente kazandırılmıştır. Böylece kişi başına düşen yeşil alan miktarı 12,26 metrekareye yükselmiştir. Bu veriler, çevre politikalarının yalnızca korunmaya değil; planlı biçimde artırmaya yönelik ele alındığını açıkça ortaya koymaktadır.
Yıldırım 75. Yıl Kent Ormanı’nın tamamlanarak halkın kullanımına açılması, Mudanya sahil düzenlemesi ve farklı ilçelerde yürütülen park projeleri; yeşil alanların kentin her noktasında erişilebilir ve kalıcı hâle getirilmesini amaçlayan bu yaklaşımın sahadaki karşılıkları olmuştur.
Sosyal Politikalar: Dayanışmayı Kurumsallaştırmak
2025 yılında sosyal politikalar, geçici destek mekanizmalarının ötesine taşınarak düzenli, erişilebilir ve kurumsal bir dayanışma ağına dönüştürülmüştür. Bu kapsamda 7.688 kişiye Halk Kart, 26.071 öğrenciye kırtasiye desteği, 20 bini aşkın emekliye bayram ve yılbaşı yardımı sağlanmış; 3 Kent Lokantası aracılığıyla binlerce öğün askıda yemek uygulaması hayata geçirilmiştir.Bu çalışmalar, sosyal desteklerin yalnızca kriz anlarına yönelik değil; sürekliliği olan bir sosyal politika çerçevesi içinde ele alındığını göstermektedir.
Kırsal Kalkınma: Üretimi ve Yerinde Yaşamı Güçlendirmek
Kırsal alanda ise üretimi ve yerinde kalkınmayı esas alan destekler ön plana çıkmıştır. 5.807 üreticiye yüzde yüz hibeli olarak 14,6 milyon metre damla sulama borusu dağıtılmış, 23,4 milyon TL mazot desteği sağlanmış; Dağ yöresinde 5,3 milyon litrenin üzerinde süt alımı gerçekleştirilmiştir. Bu destekler, kırsalın yalnızca korunması gereken bir alan değil; Bursa’nın üretim gücünün temel bileşenlerinden biri olarak ele alındığını ortaya koymaktadır.
Gençlik ve Spor: Geleceğe Yapılan En Güçlü Yatırım
Gençlik ve spor alanında, Bursa’nın tamamına yayılan ve kentin her kesimine temas eden çalışmalar hayata geçirilmiştir. Atatürk Spor Salonu’nun uluslararası standartlarda yeniden Bursa’ya kazandırılması yönündeki süreç kararlılıkla sürdürülmüş; yeni spor salonları, futbol sahaları ve spor kompleksleriyle altyapı güçlendirilmiştir. Gençlik merkezleri aracılığıyla düzenlenen atölyeler, etkinlikler ve söyleşilerle yüz binlerce gence ulaşılmış; spor merkezlerinden milyonlarca Bursalı faydalanmıştır. Bu yaklaşım, gençliğe yapılan her yatırımın, kentin geleceğine yapılan en güçlü yatırım olduğu anlayışına dayanmaktadır.
Kültür, Sanat ve Kent Kimliği
2025 yılı, Bursa açısından kültür, sanat, kent tarihi ve turizm alanlarında da önemli kazanımların elde edildiği bir dönem olmuştur. Kadim mirasın korunması ile çağdaş kültürel üretimin bir arada ele alındığı bu süreçte; festivaller, konserler, tiyatrolar, sergiler ve kütüphaneler aracılığıyla on binlerce Bursalı kültür ve sanatla buluşturulmuştur. Bu çalışmalar, Bursa’nın yalnızca geçmişiyle övünen değil; kültürü yaşayan ve üreten bir kent olma iddiasını güçlendirmiştir.
2026 YILINDAN BEKLENTİLER: PLANLARIN SAHAYA İNDİĞİ YIL
Ortaya çıkan bu bütüncül tablo, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılında yalnızca hizmet üreten bir kurum olmanın ötesine geçerek; planlayan, ölçen, önceliklendiren ve mali disiplini esas alan bir yönetim anlayışını kurumsallaştırdığını açıkça göstermektedir. 2025 yılı, bu yönüyle bir sonuç yılı değil; sağlam bir zemin oluşturma dönemi olmuştur.
2026 yılı ise bu zeminin sahada derinleştiği; planların somut ve kalıcı sonuçlara dönüştüğü bir uygulama yılı olmasını planladık. Özellikle raylı sistem yatırımları, kentsel dönüşüm alanları, su ve altyapı projeleri ile birlikte, planlama kararlarının doğrudan kentin günlük yaşamına yansıdığı bir döneme girilmektedir. Bu süreçte temel hedef, yatırımların yalnızca sayısal büyüklüğü değil; kente sağladığı uzun vadeli fayda olacaktır.
Aynı zamanda sosyal politikaların geçici destek mekanizmalarının ötesine geçerek, daha güçlü biçimde kurumsallaştığı bir döneme girilmesi öngörülmektedir. Sosyal desteklerin sürekliliği, kırsal kalkınmanın kalıcılığı ve gençlik politikalarının kapsayıcılığı; 2026 yılında da temel öncelikler arasında yer alacaktır.
Bu aşamada belirleyici olan husus; oluşturulan planlama ve mali disiplin zeminini istikrarlı biçimde sürdürmek, uygulamayı süreklilik, ölçülebilirlik ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda derinleştirmektir. Bursa, 2025 yılında attığı adımlarla geleceğini planlamış; 2026 yılına ise bu planları hayata geçirecek güçlü bir kurumsal ve mali yapı ile girmiştir.
Ortaya çıkan bu tablo, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Bozbey’in liderliğinde şekillenen; hedeflerini somut verilerle tanımlayan, nerede, neyin, hangi ölçekte yapılacağını bilen planlı bir yönetim anlayışının ürünüdür. Bu süreçte Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev alan tüm çalışanların, akademisyenlerin, meslek odalarının ve kent paydaşlarının katkısı, bu başarının ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.
BİR BAYRAK YARIŞI OLARAK KENT YÖNETİMİ
Bugün görevimden ayrılırken, geride tamamlanmış bir hikâyeden çok; kişilere bağlı olmayan, sürdürülebilir ve kurumsal temelleri güçlendirilmiş bir yönetim zemini bıraktığımıza inanıyorum. Kent yönetimi bir bayrak yarışıdır; önemli olan, sorumluluğu devrederken kurumu daha sağlam, daha öngörülebilir ve daha dirençli bir noktaya taşıyabilmektir.
Bu süreçte temel önceliğimiz; “önce plan, sonra uygulama” ilkesini kurumsal bir refleks hâline getirmekti. Planların raflarda kalan belgeler değil; sahada karşılığı olan, bağlayıcı ve yön gösterici çerçeveler olmasını hedefledik. Mali yönetimde ise borçlanmayı olağanlaştıran anlayıştan uzaklaşıp, kaynaklarını rasyonel kullanan ve önceliklerini veriye dayalı belirleyen bir disiplin kurmaya odaklandık. Bugün gelinen noktada, rakamların dili bu çabanın karşılıksız kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu bayrağı taşırken her adımda Bursa’yı; sokaklarıyla, meydanlarıyla ve en çok da insanlarıyla düşündük. Afetlere dirençli, altyapısı güçlü, mali açıdan dengeli, sosyal adaleti gözeten ve planlı büyüyen bir Bursa hedefi; kişisel bir tercih değil, kurumsal bir sorumluluktu. Bu sorumluluğun bundan sonra da aynı ciddiyetle taşınacağına dair inancım tamdır.
TEŞEKKÜR: KOLEKTİF EMEĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK
Elbette ortaya çıkan bu tablo, bireysel bir çabanın değil; kolektif bir emeğin ürünüdür. Büyükşehir Belediye Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon ve kararlı liderlik, bu sürecin en belirleyici unsuru olmuştur. Aynı şekilde; belediyemizin tüm birimlerinde görev yapan çalışma arkadaşlarımızın, bürokratlarımızın ve saha emekçilerimizin; BUSKİ ve iştirak şirketlerimizin yöneticileri ile çalışanlarının katkısı olmadan bu dönüşüm mümkün olmazdı.
Birlikte görev yapmaktan onur duyduğum valilerimize, vali yardımcılarımıza ve kaymakamlarımıza; kamu kurumlarımızın değerli temsilcilerine; ilçe belediye başkanlarımıza, büyükşehir meclisi ve encümen üyelerimize; akademi ve iş dünyasına; kent konseyi, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarına; siyasi parti yöneticilerimize, muhtarlarımıza; spor kulüplerimize ve sporumuzun tüm paydaşlarına en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Şehrimizin ortak gururu Bursaspor’a, yöneticilerine ve taraftarlarına şampiyonluk yolunda başarılar diliyor; kent kimliğini güçlendiren birlik ve heyecan duygusuna katkıları için ayrıca teşekkür ediyorum. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına sorumluluk bilinciyle görev yapan değerli basın mensuplarımıza da şükranlarımı ifade ediyorum.
Ve elbette, tüm bu çalışmaların gerçek muhatabı olan; sabrı, ilgisi ve desteğiyle kamu hizmetinin anlamını belirleyen kıymetli Bursalılara gönülden teşekkür ediyorum. Görev sürem boyunca kamu yararını merkeze alan bir anlayışla şehrimize ve vatandaşlarımıza hizmet etme gayreti içinde oldum.
SONUÇ: Adana ve Bursa’dan Tekirdağ’a Doğru -Candan Belediyecilik
Bugün Bursa’dan ayrılırken, bu kadim kentin bana kazandırdığı tecrübeleri ve birlikte ürettiğimiz güçlü kurumsal birikimi yanımda taşıyorum. Adana’dan sonra Bursa’ya hizmet etme imkânı bulmuş olmak, meslek hayatım açısından yalnızca bir görev değil; aynı zamanda büyük bir onur ve derin bir sorumluluk oldu. Bu süreçte yaşanan her deneyim, karşılaşılan her zorluk ve paylaşılan her ortak başarı, bende silinmeyecek izler bıraktı.
Akademik ve bürokratik kariyerim boyunca; başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere çeşitli bakanlıklarda, Adana Büyükşehir Belediyesi’nde, farklı kamu kurumlarında ve yurt içi–yurt dışı üniversitelerde edindiğim yerel, ulusal ve uluslararası tecrübeleri; çalışma arkadaşlarımızla birlikte Yeşil Bursa’nın gelişimi ve kalkınması için samimiyetle kullanmaya gayret ettik. Bu süreçte rehber edindiğimiz temel ilke; “Dürüstlük en iyi politikadır” anlayışını ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözünü, birer cümle olarak değil; günlük yönetim pratiğinin ahlaki pusulası olarak benimsemek olmuştur.
Bugün Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ndeki yeni görevime başlarken; Adana ve Bursa’da birlikte güçlendirdiğimiz “önce plan, sonra uygulama” anlayışını, mali disiplini esas alan yönetim refleksini ve katılımcı yönetişim yaklaşımını yeni görev alanıma taşımayı, kişisel bir hedeften çok kurumsal bir sorumluluk olarak görüyorum. Her kentin kendine özgü dinamikleri, ihtiyaçları ve öncelikleri vardır; ancak kamu yönetiminde değişmeyen ilke, kaynakları rasyonel kullanan, veriye dayalı karar alan ve kamu yararını merkeze koyan bir anlayıştır.
Bu anlayışla, Tekirdağ’da da Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Candan Yüceer’in önderliğinde; planlı, ölçülebilir, mali açıdan dengeli ve toplumsal faydayı önceleyen bir yerel yönetim pratiğini aynı kararlılıkla güçlendirmeyi hedefliyoruz. Mevcut kaynakların ekonomik, verimli ve etkin kullanımıyla belediye hizmetlerinin kalitesini artırmak; Sayın Başkanımızın Candan Belediyecilik vizyonu çerçevesinde daha yaşanabilir bir Tekirdağ oluşturmak temel önceliğimiz olacaktır.
Güzel Adana ve Yeşil Bursa’da kurulan her emek ve biriken her deneyimin, Tekirdağ’da yeni bir kurumsal yolculuğa ilham vereceğine inanıyorum. Bu kentlerde hizmet etmenin onurunu; insanlarıyla birlikte üretmenin gururunu ve geride bırakılan ortak emeğin izlerini kalbimde taşıyarak, bu kadim şehirlerin bana kattığı her değeri aynı vefa ve sorumluluk duygusuyla“Mavi Gözlü Şehir” deki yeni görevime taşıyorum.
Çok Okunanlar
Restoranlarda servis ücreti, masa ücreti ve kuver yasağı Resmi Gazete'de
Defne Samyeli'den 'bu bir ihbar yazısıdır' paylaşımı
Düzce’deki fabrika yangını söndürüldü
'Gıda sektöründeyim' diyen Bilal Erdoğan'ın restoranı ortaya çıktı
Fenerbahçe, Lookman için vitesi yeniden artırdı
Kentler değişir; Planlı, mali disiplinli ve sürdürülebilir belediyecilik kalır
Fuat Oktay ve Hakan Fidan tartışmasının perde arkası
Erdoğan'ın transfer ettiği MKYK üyesinden şok sözler
İran'dan Türkiye'ye kritik temas
'Babama 5 kişi saldırdılar, kafasını ATV'ye vurdular'