Kılıçdaroğlu her konuşmasında biraz daha batıyor.
Bayramlaşma konuşmasında aslında savcılığa ihbarda bulundu. CHP’ye sızan FETÖ’cüler için dilediği özrü herkes kendi genel başkanlığındaki geniş FETÖ’cü kadroları için zannetti. Gerçekten de Milletvekillerinden, Baş Danışman ve Danışmanlara kadar CHP onun döneminde bir FETÖ karargahına dönüşmüştü.
Oysa dilediği özür onlarla ilgili değildi. İpin ucunda CHP’nin seçilmiş genel başkanı ve cumhurbaşkanı adayı vardı. Onların CHP içine sızmış FETÖ’cüler olduğu imasını üstü kapalı biçimde yaptı. Böylece İktidara yol gösterdi.
İntikamını almaktaki kararlılığı Kurultay delegelerinden toplanan imzaları geçersiz kılacak sözde hukuksal destekle devam ediyor. Tüm delegeler ve birinci derecede yakınları için MASAK Raporları ve banka hareketlerinin incelenmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından açılan soruşturma, planın nasıl titizlikle yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Kurultay için tüm yollara barikatlar örülüyor. Kılıçdaroğlu, işgal eylemini her konuda sürdürme kararlılığını, AKP ile işbirliği içinde devam ettiriyor.
Keşke durum bundan ibaret olsaydı, ancak değil.
Yaşanan sürecin şifreleri ortaya çıkmaya başladı.
Kılıçdaroğlu’nun 47 yıllık arkadaşı, CHP’nin eski milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda projenin arka planını gözler önüne serdi.
Kuşoğlu; “CHP dönüşmeden Türkiye dönüşemez. Türkiye’nin YENİ DÜNYAYA uyum sağlaması için DÖNÜŞMESİ LAZIM” dedi.
Ardından da Trump ile birlikte her şeyin çok değiştiğini açıkladı.
CHP nasıl dönüşecekti? Bu sorunun şifreleri ise sıklıkla vurgu yaptığı “devlet aklı” sözcüklerinde gizli.
Kuşoğlu’na göre; artık AKP değişmiştir. Eskiden olduğu gibi siyasal islamcı değildir.
İttihat ve Terakki döneminde olduğu gibi üç akımı birleştirmiştir. Bu üç akım; İslamcılık-milliyetçilik-batıcılıktır.
İttihat ve Terakki döneminde bu üç akım Cumhuriyeti doğurmuştur. Yaşadığımız süreçte de bu birleşme ile Türkiye Erdoğan sonrasına hazırlanmaktadır. Bu birleşmenin arka planındaki güç ise “devlet aklı”dır. Devlet aklı Osmanlı’dan bu yana hep etkili olmuştur, bu nedenle devlet aklını küçümsememek gerekmektedir.
Kuşoğlu, önümüzdeki 10-20 yıl içinde belki devletlerin çoğunun yok olacağını, Türkiye Cumhuriyetinin ayakta kalması gerektiğini söyleyip, yeni dönemin Türkiye’ye çok büyük imkanlar da sunduğunun altını çiziyor. Türkiye’nin bu imkanlardan yararlanmak için de dönüşmesi gerektiğini vurguluyor.
Devletin güçlendirilmesinin öneminden söz ediyor.
2023 Seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun bir Alevi olarak % 48 oy almasının, seçimi kazanmaktan daha önemli olduğunu ileri sürüyor.
Konuşmanın şifrelerine bakıldığında ilk akla gelen; PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ın mesajları; “Türkiye değişecek, dünya değişecek, Orta Doğu değişecek” demişti. Sürekli vurguladığı mesaj ise “Türkiye kazanacak, büyüyecek” mesajıydı.
Kuşoğlu’nun “Türkiye’ye sunulan yeni imkanlar” sözleri acaba kurulacak bir Kürt Federasyonu ile elde edilecek ekonomik imkanlar mı? Sınırların büyümesi ve petrol kaynaklarına erişim mi? “Türkiye’nin bu imkanlardan yararlanmak için dönüşmesi” önerisi Kürt sorununun çözümü için ABD-PKK projesine onay verecek olan Yeni Anayasa’nın kapılarını aralamak mı?
CHP’nin ayak sürüdüğü Yeni Anayasa ile ilgili kilidi açmak ve Atatürk’ün Partisini suç ortağı konumuna getirmek, AKP için çok rahatlatıcı bir çözüm olmaz mı?
Birinci Çözüm Sürecinde Kılıçdaroğlu’nun sergilediği performansı unutmak mümkün değil. Anayasada “Türk Milleti” kavramının çıkarılması için verdiği mücadelenin kanıtları ortada. Hatta AKP’nin fesh ettiği Yeni Anayasa Hazırlık Masasını yeniden kurdurmak için nasıl direttiği de bilinen bir gerçekliktir.
O halde AKP-MHP-Kılıçdaroğlu İttifakını sadece yaklaşan seçimlerde CHP’nin zayıflatılması ekseninin dışında da düşünmek gerekiyor.
AKP, Kılıçdaroğlu’na verdiği yargı desteğinin karşılığını Bölücü Anayasa ile almak için bu ittifaka razı olmuş olamaz mı?
Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada AKP ile ilgili tek söz söylemeyerek İttifak Ortağı statüsünü kanıtladı.
Öcalan’ın İmralı’dan selam gönderdiği bir lider olarak, onun “Kurucu Önderliği”ne de itirazı yok.
CHP yeniden ve ikinci kez Kılıçdaroğlu ile dizayn edilmeye çalışılacak. Ancak CHP seçmeni buna geçit vermiyor. Evdeki hesap, çarşıda tutmadı.
O zaman Kılıçdaroğlu ilk genel başkan olduğu günden beri sürekli aşağıladığı, kötülediği, hiçbir duygusal bağ kuramadığı CHP’yi bu defa toptan yok etmek için kolları sıvayacak gibi görünüyor.
Eski Türk filmlerindeki replik gibi; Kılıçdaroğlu CHP’ye “Ya benim olacaksın, ya da kara toprağın” diyor.
CHP, onun Y-CHP’si olmayı reddettikçe, İttifak güçleriyle el ele vererek, kara toprağın yolu hazırlanıyor.
Ancak Kılıçdaroğlu, ideolojik ve duygusal uyumsuzluk içinde olduğu Atatürk’ün Partisi’nin gerçek gücünü görmemekte direniyor.
CHP’liler, 103 yıllık partilerini ne karanlık ittifaklara ne de emperyalizmin projelerine teslim etmezler.
CHP küllerinden yeniden doğar ve Atatürk Cumhuriyetinin pusulası olmaya devam eder.
Çok Okunanlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, 'CHP'deki tartışmalarda yokuz' çıkışı
Myanmar'da patlama: 55 ölü, 70'ten fazla yaralı
Sömürge valisi Türkiye’de ne gibi 'Harika işler' çıkardı?!
Yağız'ın inanılmaz değişimi: 5 yaşında 90 kiloydu, 11 yaşında 40 kilo
TBMM, Özel'in yapacağı toplantıya onay verdi
İzmir’de TOMA’ya çıktığı için tutuklanmıştı: ‘Mücadele etmeye çağırıyor’
Yurdum insanı 'mutlak butlan'a pek takılmamış
Megali İdea'ya karşı 'Mavi Vatan' yasa tasarısı
Butlan'ın ardında neler gizli?
100 bin dolara sahte içerik üretme iddiası