İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türkiye’nin ilk ve en önemli Hukuk Fakültesidir.
Cumhuriyet döneminin amiral gemisidir.
En önemli yasaların yapımında katkısı bulunan, Atatürk Devrimlerinin inşasında önemli roller üstlenen, Büyük Atatürk’ün sıralarında oturup, öğrencilerle birlikte ders dinlediği, ders veren öğretim üyesinin yanında ayakta beklediği bir tarihten söz ediyorum.
Laikliğin kalesi, hukuk sisteminin bekçisi, çağdaş hukukçular yetiştirmenin öncüsü, ülkemizin gurur kaynağı, güvencesi olan İstanbul Hukuk Fakültesi alınan son kararla Cumhuriyet Devrimlerine savaş mı ilan ediyor?
Fakültenin 2026 yılı Güz yarıyılı ders programlarında Cuma gününe ders konulmaması sinsi bir başkaldırının işareti midir?
2026 Öğretim Yılı Güz Dönemi Ders Programları incelendiğinde Cuma günlerinin boş bırakılmasını rastlantısal bir olgu olarak kabullenmek olası değildir.
Fakültede Cuma gününe ders konulan tek sınıf Birinci sınıftır. Konulan ders “Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi” (2 saat) dersi olup, çevirimiçi olarak verilmektedir. Diğer bir anlatımla öğrenci evde oturup, internet üzerinden ders yapacak, fakülteye gelmeyecektir. Özetle Hukuk Fakültesi Cuma günleri tatildedir.
Yıllardır Devrim karşıtı karanlık çevrelerin “Cuma günleri tatil ilan edilsin” dayatmasının , İstanbul Hukuk gibi Türkiye’nin en önemli Hukuk Fakültesi tarafından uygulamaya sokulması Türk Yükseköğretimin nasıl bir hastalıkla yüzyüze olduğunu göstermektedir.
İstanbul Hukuk Fakültesinin yönetim kadrolarının alınan bu karara neden tepki göstermedikleri, irdelenmesi gereken bir konudur.
Hukuk Dekanı, dekanlık görevinin yanı sıra 2 farklı Anabilim Dalı Başkanlığını asaleten, 2 Anabilim Dalı başkanlığını da vekaleten yürütmenin yanısıra, Rektörlüğe bağlı bir Araştırma Merkezinin de Müdürlüğünü üstlenerek fakültede çok hakim bir konumdadır. İslam Hukuku alanında uzmanlaşmış , bir koltuğa çok sayıda karpuzu sığdıran bu kişinin alınan kararlar konusunda hiçbir tepki ile karşılaşmamış olması Türkiye’de akademik yaşamın nasıl bir dönüşümün etkisi altına girdiğinin de kanıtıdır.
Cumhuriyetin Hukuk reformunun öncüsü olan İstanbul Hukuk Fakültesinde 1935 yılında 239 sayılı yasa ile kabul edilen hafta tatilinin Cuma gününden Pazar gününe alınmasına ilişkin düzenlemenin fiili bir durum yaratarak yok kabul edilmesi, Cumhuriyet rejimi ile zıtlaşmanın bir başlangıcıdır.
Cuma gününe yüklenen dinsel anlamın, laik hukuk devletinde sessizce uygulamaya sokularak gizlice tatil ilan edilmesi, bundan sonra hangi adımların atılacağı konusunda kuşku yaratmaktadır.
Olanları görmezden gelmenin ağır faturası ile yüzleştiğimiz, suskunluğun yarattığı kayıplarımızla baş edemediğimiz günlerden geçiyoruz.
Türkiye’de laikliğin ve Cumhuriyet kazanımlarının siyaseten sahipsiz bırakılmasının ağırlığı altında eziliyoruz.
Bu suskunluk devam ettiğinde bir gün elimizde, avucumuzda kaybedecek hiçbir şeyin kalmayacağını görmemiz gereken bir süreçte yol alıyoruz.
Türk Aydınlarının, siyasetin yarattığı boşluğu doldurmak, uygarlığa ve aydınlanmaya uzanan yolda kendisine emanet edilen Laik, demokratik Türkiye’ye sahip çıkmak ve başlatılan karanlık dönüşüme karşı bir farkındalık yaratmaktan başka çaresi yoktur.
Laikliği kemirenlere, amacından saptıranlara , siyasi çıkarları uğruna görmezden gelenlere DUR demek, Türk Aydınının görevidir.
Çok Okunanlar
10 seyahat sitesine erişim engeli talebi!
En yüksek promosyon veren bankalar belli oldu
Kürtler, neden tarihten ders almıyor?
Polisin açılıma karşı çıkması da 'Cumhurbaşkanına Hakarete' bağlandı...
4-5 bakanın değişmesi gündemde!
Barış Yarkadaş TGRT Haber'den ayrıldı: Yeni adresi belli oldu
Şişli’deki vahşette gözaltına alınan 3 kişi hakkında yeni gelişme!
Allianz’la dans
'Ünlüler ve iş insanları gizlice kayıt altına alındı'
Sinirler gergin