Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,3958
Dolar
Arrow
44,7018
İngiliz Sterlini
Arrow
59,1249
Altın
Arrow
6417,2083
BIST
Arrow
10.729

AKP ve MHP’yi karıştıran Muğla olayı!..

Geçtiğimiz Ocak’ta Muğla’da yerel medya mensuplarına yönelik bir operasyon yapıldı. Operasyonun gerekçesi; sahte bir sosyal medya hesabı üzerinden “kamu görevlisine hakaret, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlâl” ve şu çok meşhur “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuydu. Sonradan suç listesine “Cumhurbaşkanına hakaret” de eklendi.

Operasyonun dikkat çekici yanları şunlardı;

Birincisi; Muğla Valisi’nden bazı bürokratlara, AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve eski milletvekili Aydın Ayaydın’dan kimi parti yöneticilerine çok sayıda isim şikâyetçiydi.

İkincisi; gözaltına alınanların çoğu AKP’li isimlerdi. Örneğin “Cumhurbaşkanına hakaretten” suçlanan ve tutuklanan 1 numaralı şüpheli gazeteci Kürşat Keskin, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Marmaris’teki Erdoğan’la Hande Fırat’tan önce görüşüp demeç alan ve bu nedenle “teşekkür” plaketi verilen isimdi. Yine tutuklanan diğer gazeteci Cemal Demirtaş, “24 yıldır AK Parti içinde siyasetle uğraştığını” söyleyen birisiydi. Ev hapsiyle serbest bırakılan Serap Ülkü Özdemir ise AKP’den milletvekili aday adayı olmuştu.

Üçüncüsü; söz konusu isimlerin sorgularında bol bol AKP’nin geçen dönemki Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan ile danışmanının adı geçti.

Dördüncüsü; aynı konuda Şubat’ta bir operasyon daha yapıldı. Bu defa bir grup gazetecinin yanı sıra MHP eski il başkanı ile AKP Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin danışmanı gözaltına alındı. MHP’li isim adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılırken, milletvekilinin danışmanı tutuklandı.

“Milletvekili Dövdürmek Ne Demek?”

İlk etapta bu gazetecilerin, Muğla’daki bürokratların yaptığı usulsüzlüklere ilişkin haberleri gündeme geldi.

Peşinden başka iddialar dillendirilmeye başlandı; gazetecilerin, sabıkalı olduğu halde silah ruhsatı verilenleri tespit etmeye, keza kıyı bölgelerinde bazı kamu alanlarının bazı kişi ve gruplara ayrıcalıklı şekilde tahsis edildiğini ortaya çıkarmaya çalıştıkları için hedef alındığı gibi... Beraberinde birilerince, bu gazetecilerin dövülmesi için bir liste oluşturulduğu, dahası, bu listede AKP Milletvekili Kadem Mete’nin de olduğu öne sürüldü.

Ev hapsiyle serbest bırakılan Serap Ülkü Özdemir’in bu dayak listesi hakkında CİMER’e başvurduğunu, ancak süratle takipsizlik kararı verildiğini belirttikten sonra olayın Ankara’ya yansımalarına gelelim.

Öğrendiğimize göre, AKP Milletvekili Kadem Mete ve eski milletvekili Yelda Erol Gökcan, hem Adalet Bakanı Akın Gürlek hem de İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye birer dosya halinde olan bitenleri sundu. Milletvekili Mete, soruşturmadaki usulsüzlük ve hukuksuzlukları anlatmakla kalmadı; iddia edilen “dayak listesi”ne atıfla, “Milletvekili dövdürmek ne demek, bu nasıl iş?” dedi.

AKP’lilerin, konuyu iki bakan dışında MHP yetkilileriyle de görüştüğünü ve MHP’li Ulvi İzzet Yönter’in dün geceki sürpriz istifasında bunların da etkili olduğunun konuşulduğunu kaydedelim.

Hepsi Dilekçeye Döküldü

Dün Ulvi İzzet Yönter’in görevinden istifası dışında iki ilginç gelişme daha yaşandı.

Yaklaşık 2 aydır tutuklu olan gazeteci Kürşat Keskin’in babası Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Muğla Valisi, MHP’li iki isim ile Muğla Valiliği tarafından sahilleri yönetmek üzere kurulan MUÇEV’in yöneticileri hakkında ihbarda bulundu.

Baba Keskin ihbar dilekçesinde; oğlu Kürşat Keskin’in 25 yıllık gazeteci olduğunu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Erdoğan’la yayın yaptığını, sosyal medya hesaplarında da bolca Erdoğan, Bilal Erdoğan ve diğer AKP’lilerle fotoğrafları olduğunu, ancak atılan bir iftirayla “Cumhurbaşkanına hakaretten” tutuklandığını anlattıktan sonra bu “kumpas”ın nedenine ilişkin olarak şu iddialarda bulundu.

“Çünkü Oğlum; Vali, MHP İl Başkanı ve Aydın Ayaydın dahil Muğla'da bulunan bürokratların usulsüzlüklerine ilişkin, bilgi ve belgeleri toplamış bunlara ilişkin haber yapmıştır. Bu kuvvetli iddialar hakkında Sayın Cumhurbaşkanına 8 sayfalık bir mektup hazırlamıştır. Bu mektubu Sayın Cumhurbaşkanına arz edeceği için ismini saydığım kişiler oğlum hakkında asılsız şikâyetler oluşturarak, tutuklanmasına ve ayak altından kaldırılmasına sebebiyet vermişlerdir. Şöyle ki, Muğla Valisi tarafından Aralık 2024 ile Aralık 2025 sonuna kadar olan süreçte, yaklaşık 20 kişinin sabıka ve arşiv kaydı bulunmasına rağmen, MHP İl Başkanının referansı doğrultusunda ruhsat verildiği ileri sürülmüştür. Bu bilgiler başka gazeteciler tarafından da gündeme taşınmış kuvvetli iddialardır. Ayrıca MUÇEV üzerinden bazı kamu alanlarının belirli kişi veya gruplara ayrıcalıklı şekilde tahsis edildiği yönünde kamuoyuna yansıyan iddialar da bulunmaktadır. Oğlum, söz konusu iddiaları gündeme getirmiştir. Oğlumun bu soruşturma ve tutuklama süreçleri, başta Muğla Valisi olmak üzere menfaat temin etmeye çalışan bazı siyasi çevreler tarafından adli kolluk marifetiyle baskı ve sindirme amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede; Aralık 2024 ile Aralık 2025 arasında Muğla’da toplam kaç kişiye silah ruhsatı verildiğinin, silah ruhsatı verilenler için herhangi bir siyasi parti il başkanının ya da siyasi merciin referansının, ayrıca bu kişiler arasında sabıka veya arşiv kaydı bulunanlar olup olmadığının, MUÇEV üzerinden bazı kamu alanlarının ayrıcalıklı şekilde tahsis edilip edilmediğinin incelenip kamu davası açılması gerekmektedir.”

Emniyet Müdürünün Yat Meselesi

Bu dilekçenin hemen ardından yaşanan olaya gelmeden önce şunları da aktaralım:

Gazeteci Kürşat Keskin; geçmişte genel medyaya yansıyan, dönemin Marmaris İlçe Emniyet Müdürünün tekne yaptırdığına ilişkin bir haberden kendisinin sorumlu tutulduğu, bu yüzden kasten yaralama suçlamasıyla gözaltına alındığı, şikâyeti üzerine bunu yapan polis amirinin görev yerinin değiştirildiği, son operasyonu aynı ismin gerçekleştirdiği ve diğer polislerin de intikam ve husumet saikiyle hareket ederek, kendisi hakkında gerçeğe aykırı tutanak düzenlediği gibi bazı iddialarla, soruşturmayı yürüten polisler hakkında hem İçişleri Bakanlığı’na hem de Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

İçişleri Bakanlığı, bu suç duyurusunu Muğla Valiliği’ne gönderirken, Muğla Başsavcılığı da polislerin Marmaris’te görev yapması nedeniyle “yetkisizlik” kararı verdi.

Havaalanında Gözaltı

Baba Keskin’in ihbar dilekçesinden sonra ne mi oldu?

Kürşat Keskin’in ikiz kardeşi var, adı Yusuf Keskin ve o da gazetecilik yapıyor.

Bir süredir yaşamını Ankara’da sürdüren Yusuf Keskin dün Muğla’ya gitmeye karar verdi.

AKP eski milletvekili Yelda Erol Gökcan da Ankara’daydı, birlikte gitmelerini önerdi.

Esenboğa Havaalanı VIP bölümünden birlikte geçip Muğla Havaalanı VIP bölümünden birlikte çıktılar. Ayrılma zamanı gelmişti, kendi arabalarına yöneldiler. Yusuf Keskin tam aracına binerken gözaltına alındı ve Emniyete götürüldü.

Avukatın Baz Kayıtları mı Sorgulandı?

Emniyetteki sorgusunun ardından Savcılığa çıkarılan Yusuf Keskin’e de suçlamaların dayanağı yapılan sosyal medya hesapları soruldu. Bu hesaplarla herhangi bir bağlantısı olmadığını, hesapları kimin kullandığını bilmediğini ve uzun zamandır takip etmediğini belirten Keskin, kardeşinin kendisine herhangi bir telefon ve dijital materyal teslim edip etmediği sorusuna da “Hayır” cevabını verdi.

Yusuf Keskin’in, polisler hakkında bir arkadaşıyla yaptığı WhatsApp yazışmalarına ilişkin soruya verdiği cevap ise bambaşka bir hukuksuzluk iddiasının gündeme gelmesine yol açtı. Keskin’in cevabı şuydu:

“Öğrendiğim kadarıyla dosyada görev yapan polis memurlarından birisi, avukatlarımız hakkında da bazı araştırmalar yapmış. Hatta kardeşim tutuklandıktan sonra 4 polis memuru zafer pozu olarak bir paylaşım yapmışlar. Ben sonradan bu şahısların ismini öğrenip, görevlerini sordum.”

Sonuçta Yusuf Keskin’in adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldığını belirttikten sonra, “Eğer doğruysa, bir avukatın kayıtlarının sorgulanmasının sebebi nedir?” diye sormakla yetinip şunu ekleyelim:

AKP Milletvekili Kadem Mete de İçişleri Bakanı ile görüşmesinde, polislerin isimlerini verip o pozdan söz etmiş!..

Ez cümle; yine “Kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla hareket edilmezse, bu dosya Cumhur İttifakı’nı epey karıştıracağa benziyor.

Muğla Valisinden Açıklama

Yazımızın yayımlanmasından sonra arayan Muğla Valisi İdris Akbıyık, gazeteci Kürşat Keskin'in babasının iddiaları üzerine şu açıklamayı yaptı:

“Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin memuru ve burada da Sayın Cumhurbaşkanımızın temsilciyim. Muğla ile ilgili siyasi tartışmalara girecek değilim. Sadece şu kadarını belirteyim; biz kanunları uygulamakla görevli bir bürokratız, hiç kimsenin adamı değiliz. Benimle ilgili iki iddiaya cevap vermek istiyorum. Elbette biz de silah ruhsatı veriyoruz. Bu konuda iddialar tamamen asılsızdır. Bizim gibi insanların, sabıkalılara ruhsat vermesi söz konusu olamaz. Bu konuda iddialar iftiradan ibarettir. MUÇEV’e gelince; (Kıyı Yönetimi ve Çevre Koruma Anonim Şirketi) bu bir şirket. Yüzde 50’si Muğla Vakfı’na yüzde 50’si de Türkiye Çevre Koruma Vakfına ait. 11 kişilik Yönetim Kurulu’nda sadece iki üyemiz var. Diğer üyelerin tamamı Çevre Bakanlığı bürokratlarıdır. Tasarruf tamamen şirket yönetimindedir. Duruşumuz birilerini rahatsız etmiş olmalı ki, bizi de yıpratmak için bunlar gündeme getiriliyor. Şüphelilerle ilgili diğer iddialar yargıda ve bunların benimle ilgisi yok. Bugüne kadar bekledim, ancak bu yeni iddialardan sonra önümüzdeki günlerde suç duyurusunda bulunacağım.”

Müyesser YILDIZ

28 Mart 2026