Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,3965
Dolar
Arrow
43,6754
İngiliz Sterlini
Arrow
59,0889
Altın
Arrow
6791,1036
BIST
Arrow
10.729

Teröristbaşının affı ya da 'İlahi Komedya'!...

Her şey MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’teki, “Şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Ne Kandil, ne de Edirne; adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın.” çağrısıyla başladı.

Teröristbaşı Bahçeli’nin istediği yönde bir açıklama yaptı mı? Yaptı, ama “Pratikte silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.” şartıyla!..

PKK/SDG/YPG silah bıraktı, KCK kendisini lağvetti mi?

Evet, kazanda 30 keleş yakıldı... Teröristlerin, Türkiye’den “medya savunma alanlarına” çekildiği duyuruldu... Bahçeli’nin, Özgür Özel’le, “YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.” diye dalga geçtiği SDG’nin başı Mazlum Kobani bakan yardımcıları ve vali ataması yapıyor... KCK ise her gün ahkâm kesip yeni şartlar koşuyor.

Ama geçen 16 ayda İmralı’dakini “teröristbaşı” olmaktan “kurucu önderliğe” terfi ettiren Bahçeli’nin Salı günkü son konuşmasına göre; “kurucu önderlik”, verdiği tüm sözlerin ardında durmuş, terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağlamış, 27 Şubat’ta yaptığı çağrı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı olmuş!..

Hasıl-ı kelam, “maksat hasıl olduğundan”; önce “DEM Parti ve tüm örgüt uzantılarından PKK önderliğine saygı gösterilmesini istemekle” kalmadı, “aziz dava arkadaşlarına” şöyle seslendi:

“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”

Bahçeli’nin bu açılımıyla da bölgemizde savaş tamtamları çalarken, teröristbaşına “umut hakkı” yeniden ana gündemimiz oldu.

AKP’ye “Tebliğ”

AKP’nin “umut hakkı”na da Bahçeli’nin Selahattin Demirtaş, Ahmet Türk ve Ahmet Özer’le ilgili taleplerine sıcak bakmadığı konuşuluyor ya; Bahçeli, Gazeteci Murat Yetkin’in buna ilişkin sorusuna, “Biz kendi görüşümüzü söyledik. Bunların faydalı olacağını düşünüyoruz. Bundan sonrası hükümetin bileceği iştir.” karşılığını verirken, teröristbaşının ayağına da giden hukukçu kurmayı Feti Yıldız, önce günkü PKK komisyonu toplantısından önce Demirtaş’ın tahliyesi için AİHM kararlarını adres gösterirken, “Umut hakkı konusunda Cumhur İttifakı'nda ayrışma yok.” iddiasında bulundu.

PKK, baharda yeniden terör saldırılarına başlama tehdidinde mi bulunuyor, bilinmez; ama Feti Yıldız’ın komisyonun hazırlayacağı çerçeve metni için, “Çok uzamaz. Nisan geç bir ay.” gibi bir takvim belirlemesi, “Artık geri dönüş yok” derken de; “Son 6 aydır bir şehidimiz gelmedi, bu ne demek?” tespitini yapması dikkat çekiciydi.

İlginçtir; teröristbaşı da 24 Kasım’da ayağına gönderilen milletvekillerine, “Süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiçbir şehit verilmediğini ve çatışma çıkmadığını” anlatmıştı.

Teröristbaşının ve örgütünün isteklerini karşılarsanız, tabii ki çatışma çıkmaz, şehit gelmez. İşte bu kadar kolaymış!..

O görüşmede teröristbaşının, “PKK ile ilişkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuşturulmasını” isterken, Bahçeli’nin “umut ilkesi” önerisinin düşünülmesi gerektiğini belirtip, “Türkiye için genel affın uygun olmadığını”, “‘umut ilkesi” ile genel aftan kurtulunacağını” söylediğini de kaydedelim.

CHP’ye “Emrivaki”

Yeniden Feti Yıldız’a dönelim; komisyon toplantısından sonra yanında CHP Grup Başkanvekili Murat Emir varken bu defa şöyle konuştu:

“Umut hakkı konusunda uzlaştık. Sıkıntı yok. Zaten AİHM kararları umut hakkından bahsediyor. Bizim bu raporda, AİHM kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma tavsiye edilecek. Onun içinde umut hakkı da var. Böyle bu var mı, şu var mı gibi ayrıntıları tek tek anlatmak zor; ancak aramızda ciddi bir görüş ayrılığı yok.”

Evvela Murat Emir’in, Bahçeli’nin 22 Ekim’deki ilk çağrısı üzerine söylediklerini hatırlatalım. Şunları vurguladı:

“Umut hakkı için de bir yasal düzenleme istiyor. Son derece yanlış bir noktadan başlıyor. 'İmralı canisi' dediği kişiden çözüm bekliyor. Son derece talihsiz bir konuşmadır... Ağırlaştırılmış müebbet alan bir kişi, özel bir düzenlemeyle Mecliste konuşsun demiyoruz, biz barış istiyoruz. Bu konuyu sadece milletin temsilcileri konuşur. Bunca şehidin, kanın ana sorumlularından birinin Mecliste konuşmasını kastetmiyoruz. Bu barıştan yana tutum doğrudur. Ama doğru olmayan, çözüm adresinin İmralı gösterilmesidir. Bunun çözümü İmralı değildir. Sayın Bahçeli ve siyaseti, 'U' dönüşüyle bilinen bir siyaset çeşidi. 'İmralı canisi' derken bir anda neden böyle bir dönüş yaptılar?”

Feti Yıldız’ın, “Umut hakkı konusunda uzlaştık” iddiasına gelince; Murat Emir, şu ifadelerle top çevirdi:

“Somut bir şey söylemek için erken, sonuca yaklaştık diyebiliriz... Bir bütün olarak kamuoyunun bildiği ve komisyonun gündeminde olan hemen hemen her konuda görüşüyoruz, konuşuyoruz, uyum içerisindeyiz, birbirimize yaklaşıyoruz. Çerçeve rapor yazılınca da sizlerle paylaşacağız. Hem biz çalışacağız hem komisyon çalışacak ama olumlu bir sonuca yaklaşıyoruz.”

CHP’li Emir, Feti Yıldız’ın yanındaki sözlerine gösterilen tepkilerin ardından da komisyonun umut hakkı dahil kamuoyunda tartışılan tüm başlıkları ele aldığını, bu kapsamda hiçbir başlık üzerinde özel bir değerlendirme yapılmadığını ve bir uzlaşıya da varılmadığını belirttikten sonra, “Çalışmamızı bitirince ve taslak rapor partilerimizin yetkili kurullarından geçince, komisyonca değerlendirilecek. Bu sırada da kamuoyunda tartışılacak. Sonra da komisyonda oylanacak. O zaman yeterince değerlendirme ve tartışma süreci yaşanacak. Ama şu an ortada henüz bir anlaşma, bir rapor, bir taslak bile yok” gibi bir açıklama yaptı.

Emir, CHP’nin “umut hakkı tartışmalarına bakışı” için ise komisyona sundukları raporu adres gösterdi.

CHP’nin 4 Aralık’ta sunduğu raporda ne mi var? “Anayasanın 90 ve 153. maddeleri hükmü gereği, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in tüm kararları uygulanmalıdır. Bunun için hiçbir kanuni düzenleme yapılmasına gerek yoktur.” denildi.

Bir kez daha MHP’li Feti Yıldız’a müracaat edelim. Dün de medyaya mevzuat dersi verip, AİHM’in “umut hakkı” kararının ne anlama geldiğini anlattı.

MHP’nin 12 Yıl Önceki Tespiti: “Komplo Teorisi Gerçekleşiyor”

Bilindiği gibi AİHM, 18 Mart 2014’te teröristbaşının “umut hakkı”ndan yararlandırılmasına karar verdi.

MHP’nin, o vakitler bu konudaki görüşünün ne olduğunu da hatırlayalım mı?

Dönemin Genel Başkan Yardımcısı, şimdinin AKP Milletvekili Tuğrul Türkeş, AİHM’in kararından bir gün sonra halen de MHP’nin internet sitesinde duran, “AİHM’in İlahî Komedyası” başlıklı bir açıklama yaptı.

Açıklamanın başlangıcı şöyleydi:

“Dante, 14.yüzyılda yazdığı ‘Divina Commedia’ (İlahî Komedya) adlı epik şiiri ile tüm dünyanın tanıdığı bir İtalyan şairdir. Anlaşıldığı üzere, Dante; artık yalnızca edebiyat çevrelerine değil, aynı zamanda uluslararası hukuk camiasına da ilham kaynağı olmaktadır. AİHM’in terörist başı Abdullah Öcalan için verdiği kararın çeşitli kesitlerinde Dante’ye atıfta bulunulmuştur. Kararda Dante’nin ‘Siz ki, buraya girenler, bütün umutlarınızı geride bıraktınız’ sözlerine gönderme yapılarak, ‘Cezaevleri, cehennem olmamalıdır’ denilmiştir.”

Ardından şu tespitler yapıldı:

“Bundan yaklaşık 20 sene önce ortaya atılan ve başlarda malûm şahıslarca ‘komplo teorisi’ şeklinde algılanan ‘Öcalan’ın Türkiye’ye şartlı verildiği ve bir gün Meclis’e gireceği’ tezi son gelişmelerle doğrulanma yoluna girmiştir. Başka bir deyişle; AİHM’in son kararı, MHP’nin yıllar önce dillendirdiği Batı’nın ‘Öcalan’a özgürlük’ projesinde hayatî bir etabı simgelemektedir.”

Sonra dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, “Öcalan tahliye edilemez” şeklindeki haklı açıklamasının meşruiyetinin “57. Hükümet’in icraatlarında saklı olduğu”, zira 2 Ağustos 2002’de “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı” hakkındaki kanuna, “Ölüm cezası müebbede dönüşenlere şartlı salıverme hakkı verilmemesi” şeklindeki geçici maddenin MHP’nin önerisi ile eklendiği, Adalet Bakanının da gücünü MHP’nin o dönemde sergilediği “dirayetli” tutumdan aldığı vurgulandı.

Açıklamanın sonunda da şöyle denildi:

“AKP iktidarını sahnelenen tiyatro piyesine karşı duyarlı ve tetikte olmaya çağırıyoruz. Hukukun şiirle ve edebiyatla şekillendirilmeye çalışıldığı bugünlerde, umarız AİHM’den bir yargıç kalkıp da Fransız düşünür Michel Foucault’un (Mişel Fuko) ‘hapishane’ eleştirilerinden feyz almaya kalkmaz. Zira Foucault’un ‘modern hapishane kritiği’ dikkate alındığında, AİHM Sözleşmesi’nin 3. Maddesi uyarınca hapishane sistemi topyekûn yerle bir edilmek zorunda kalabilir...”

12 yıl önce teröristbaşının ömür boyu içerde kalmasını sağlamakla övünüp AKP’yi umut hakkı üzerinden sahnelenen tiyatro piyesine karşı duyarlı ve tetikte olmaya çağıran MHP, şimdi de “AİHM”, “umut hakkı” diyerek, “kurucu önderi” kurtarmaya çalışıyor.

Tam bir “İlahî Komedya”, değil mi?!.

Müyesser YILDIZ

6 Şubat 2026