Singapur üzerinden Vietnam, Laos ve Kamboçya gezisi için İstanbul'a iki gün önce geldim. Eşim ile birlikte kızımın evinde konuk olarak kaldık ve son hazırlıklarımızı tamamladık.
İstanbul'a gelmişken, sabah kahvaltısı için Göztepe'den Fenerbahçe'ye doğru yürüyüş yapıyoruz. Kadıköy Belediyesi'nin güzel parklarından birinin içinden geçiyoruz. Güller o kadar güzel budanmış ki, üzerinde açmış güller, tomurcuklar olmasa da baharda İstanbul'un en güzel bahçelerinden biri olacağını öngörüyor insan. Ocak ayının son günleri, Şubatın başı olmasına karşın baharı hissetmek, aydınlık geleceği görmek insanın içini serinletiyor.
Dünyanın en zengin 2. ülkesi Singapur'u görmek, Amerika'ya kök söktüren Vietnam'ı dolaşmak beni epey heyecanlandırıyor. Laos ve Kamboçya apayrı bir heyecan. Gelecek Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya'da. Oğlum Doç Dr Emre Demir TED Üniversitesinde Öğretim Üyesi ve Uzak doğu politika ve siyaseti ile ekonomisi üzerine akademik çalışmalar yapıyor. Eğitimler veriyor. Uzakdoğuyu an be an izliyor. Zaman zaman Uzakdoğu ile ilgili gazetelerde yazılar da yazıyor. Uzakdoğu'ya dikkat çekmeye çalışıyor.
Benim gördüğüm kadarıyla ne CHP ne de diğer partiler uzakdoğu konusunda yeterli birikime sahip değiller. Hatta görmezlikten geliyorlar gibi geliyor.
Türkiye başta olmak üzere Amerika Birleşik Devleti ve batı, ekonomik zorluklar içinde yaşarken, uzakdoğu ülkeleri geleceği belirleyen, baskın (dominant) konumda olacaklarını ön görüyorum.
Batı sadece ekonomik olarak mı sarsıntı geçiriyor? Trump geldiği günden beri batı demokrasisi yalpalıyor, hatta çatırdıyor. Venezuella’da halkın seçtiği lideri, dünya ülkelerinin gözünün içine baka baka kaba kuvvetle kaçırdı. Esir aldı. "Grönland adası benim, Kanada Amerika'ya bağlanmalı" diye ortalıkta efeleniyor ne BM ne de Avrupa'dan ses çıkmıyor. Sanki orta çağı yaşıyoruz.
Dünya siyaseti nereye gidiyor? Gelecek "sanal demokrasiyemi kalacak?” Yöneteni de yapay zeka olsun, insanlık ne yaparsa yapsın. Öyle değil mi?
ABD'nin yeni moda yönetimi yanında Avrupa da Ukrayna'yı yalnız başına bırakıp ne yapacağını ve nasıl davranacağını bilmez durumda tavır sergiliyor. Başlangıçta Ukrayna Devlet Başkanı V. Zelenski'ye verdiler gazı, daha sonra da yalnız başına bıraktılar. Olan insanlara oluyor.
Sonuç olarak Nato'nun hükmü şahsiyeti kalmamış gibi görünüyor. Türkiye'de Trump'ın tavır ve davranışlarına uymuş görünüyor. Tutar mı?
Halkın büyük farkla seçtiği ve hala büyük çoğunluğunun oy verdiği İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamaoğlu başta olmak üzere bir çok seçilmişleri demokratik kuralları ve Anayasa maddelerini ayaklar altına alarak Silivri'de tutulması demokrasinin askıya alınması yanında tek adamcılık uygulamalarının kötü örnekleri olarak görüyoruz ve yaşıyoruz. Yapılan uygulamalar zulümden başka bir şey değil.
Ekonomik zorlukların giderek artması ile birlikte batıda demokrasiden uzaklaşma heveslerinin arttığını gözlemliyoruz.
Türkiye ve Amerika'da demokratik yaşamdan uzaklaşmalara karşı toplumsal hareketlikiler de artıyor. Amerika'da göçmenlere karşı uygulanan insanlık dışı uygulamalar, Türkiye'de demokrasiye karşı vurulan darbeler halkı meydanlara taşıyor. Halkımız meydanlarda boşuna bağırmıyor "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber yada hiçbirimiz" diye...
Meslektaşım Dr Hülya Güvenir önderliğinde düzenlenen "Singapur üzerinden Vietnam, Laos, Kamboçya" gezimizle ilgili deneyim ve gözlemlerimi sizlerle (gelecek yazılarımda) paylaşmak dileğimle, sağlıklı günler dilerim.
Çok Okunanlar
Özgür Özel Mesut Özarslan'ın istifasında yaşananları anlattı
Bebek'te sürücü direksiyon başında dans etti, gözaltına alınırken olay çıkardı
Gizli tanık olayında skandal iddialar
Askerlik sistemi için düzenleme sinyali
Mourinho'nun Benfica macerası sona eriyor!
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan 'başörtüsüne anayasal güvence getirilsin' çağrısı
Taner Çağlı etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olmuş!
Cezaevinden 16 puan fark attı
DMM'den demir 10 TL görseline dair açıklama
Fenerbahçe’de, Trabzonspor maçı hazırlıkları başladı