İç Hastalıkları Uz Dr Çetin Yılmaz ile Alsancak Garında, eşi ile İZBAN Menemen banliyö trenini beklerken, önlerinden hızla geçen bana seslendiler "Merhaba Hocam, yıllar sizi yıpratamamış. Beni tanıdınız mı? Siz bizim tıbbiyede kıdemlinizdiniz. Biz 1979, siz 1976 yılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyuz. Tanımam olası değil. Yıllar geçmiş. Merhabalaşıp, yaşlanma konusuna kısaca "ölemez çayı içiyorum onun için gençliğimi korumaya çalışıyorum" diyerek şaka yaptım. Ve "Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal'dan randevu aldım. Biraz acele ediyorum. Kusura bakmayın. İzmir Tabip Odasının (İTO) 50. yıl onur plaket törenine yetişmem gerekiyor. Alsancak Mimarlar Odasına dönmem lazım" dediysem de "Bizde Bayraklı'ya gidiyoruz" deyince, yol arkadaşlığı başladı.
Trende geldi.
Başkanın ziyareti sırasında bile İTO'nun İzmir Mimarlar Odasının Büyük Salonundaki törenin heyecanı ile yerimde duramıyordum.
50 yıl, yarım asırlık bir hekimlik sürecini başarıyla tamamlamış olmanın mutluluğu yanında, yaşın da kemale ermesini hissetmek hüznünü de yaşamadım değil.
Tören sırasında birçok sınıf arkadaşım ile karşılaştım. Yıllar ne çabuk geçmiş.
Plaketi İTO Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Dr F. Yüce Ayhan einden aldım. Fotoğraflar ve kısa sohbetler sonrası salondan ayrıldık.
Plaketli ve yarım asırlık bir hekim olarak, serin bir İzmir akşamüstü eve doğru yürürken biraz da tıbbiyeliğin geçmişine gittim.
Ülkemizin etrafı barut fıçısı gibi. Ortadoğu savaşının 14. günü. 1919 14 Martında İstanbul işgalini protesto etmek için başta Tıbbiyeli Hikmet olmak üzere arkadaşları ile birlikte o günün Tıp Fakültesi kuleleri arasına Türk bayrağını çekerek direnişe geçen tıbbiyeliler gözümün önüne geldi. Aslanlar gibi emperyalizme karşı direniş göstermenin sembolüdür 14 Mart'lar.
Ve aynı zamanda tıp eğitiminin de önemini vurgular. Direnişle başlayan o gün bugün Tıp bayramı olarak kutlar tıbbiyeliler.
Bu yıl 14 Tıp bayramı törenleri; 13 Mart 2026 Cuma günü yapıldı. Hem Ortadoğu'daki ABD- İran savaşını hem doktor ve sağlık emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının sorun ve zorluklarını haykırmak, protesto etmak için tören sonrası İTO yöneticileri ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktorlar Ankara'da buluştular.
Geçmişe dair gözümün önüne dökülenlere devam edecek olursam...
Bilime dayalı modern tıbbın kurucusu Hipokrat (MÖ 460- 370) bu coğrafyanın çocuğudur. İstanköy (Kos) doğumludur. İlk modern tıp okulunu da Kos'ta kurmuştur. O gündür bu gündür Hipokrat yemini ile başlar doktorluk. Sahi gümümüz hukukçuların bir yemini yok mu?
Ülkemizde de yüzyıllar sonra 14 Mart 1827 yılında modern tıp eğitimi başlatılmıştır. Gelecek sene 200. yılını kutlayacağız. Umarım savaşsız, güzel bir barış ortamında, büyük bir etkinlikle kutlanır.
Eşim Dr Esen Demir'de 48 yılını bitirdiği hekimlik mesleğinin zirvesinde, yoğun hasta bakımı sonrası evimizde buluştuk. Akşam yemek sonrası bir koltuk senin diğeri benim derken Yılmaz Erdoğan'ın "İnci Taneleri"nin final bölümünü izliyoruz. Benimki biraz mecburiyetten, ayrıca Sayın Devlet Bahçelinin başlangıçta bir demecinde "Dilber"den söz ettiğini de anımsayarak sonuna dek izledim. Biraz geç kalmışım!
Filmin finalinde pavyon dansçısı Dilber (Hazar Ergüçlü) ve edebiyat öğretmeni Azem Yücedağ (Yılmaz Erdoğan) dizinin sonuna doğru bir tepeye çıkarlar. Azem, Dilber'e eli ile ile işaret ederek uzaktan Köyceğiz Ölemez Dağını gösterir ve Lokman Hekimin; "Köyceğiz gölüne bakan yamaçlarında (İnsan istesede burada ölemez)" efsane sözleriyle bitirir. Köyceğiz ve özellikle Ölemez Dağını görmenizi öneririm.
Birçok sağlık kuruluşuna adını veren ve Anadolu insanı üzerinde derin etkisi olan Lokman Hekimden de söz edelim...
Kur'an-ı Kerim'de adı geçen, kendisine Allah tarafından derin hikmet, ilim ve şifa bilgisi verilen bilge bir şahsiyettir. İslam ve Türk kültüründe tıp ilminin piri, hekimlerin atası ve şifalı bitkilerle ölümsüzleşmiştir.
Şifalı bitkiler demişken " Ölemez otu (altın ot- ebedi gençlik bitkisi) ile tamamlayayım yazımı.
Teke yöresinin yaylalarında, yaygın olarak bulunan ve çayı şifa niyetine tüketilen ölemez (ölmez otu) Göcek Göçerlerinden İsmet Dim'in önerisiyle evlerinizde bulundurmaya çalışın.
Faydaları mı? Kısaca özetleyeyim; Altın sarısı çiçekleri yanında, anti- oksidan ve anti enflamatuar özellikleri ile bağışıklık sistemini güçlendirerek romatizmal hastalıklar başta olmak üzere bir çok hastalıkların önlenmesinde yararlıdır. Özellikle yaşlılığı (anti aging) ve yaşlılık kırışıklığını giderdiği için hanımlar tarafından aranıp durur. Egzema yanında çeşitli cilt hastalıklarına, zayıflamaya dolayısıyla sindirim sisteminin düzenli çalışmasına da katkısı vardır.
Attarlarda bulamazsanız! Ve nasıl nerede bulunur, toplanır diye sorarsanız? Gelin Haziran ayının son haftasında, Göcek Göçerleriyle birlikte Pırnaz Yayla yollarında toplayalım.
Hafta sonuna gelen Ramazan Bayramınızı kutlarım.
Sağlıkta kalın...
Prof. Dr. Nurettin DEMİR
Çok Okunanlar
Jesus'tan Ali Koç hakkında şok itiraflar
İmamoğlu’ndan mahkeme başkanına çağrı
Kafe yöneticisine Atatürk Barış Ödülü vermek!..
Emperyalizme karşı en büyük güç: Millî Birlik
Dağ deyip geçmemek lazımmış...
Savaş kırmızı bir İran halısında Oscar'lık bir film değil
Ersan Şen'den 'tapu' gündemine dair 'orijinal değil' çıkışı
İran-Amerika savaşı sürerken, Türkiye üzerinden silah geçişine yeni düzenleme
18 Mart 1915’in 111. yıldönümünde postmodern Navarin Baskını üzerine düşünceler
İmamdan 'namaz kılarken 'Azdavaylı Safiye' çalıyor' tepkisi