Sistem taşınmaz oluyor her geçen gün. Fakat şu “pek demokratik ülkeler ve piyasalarında” da durum hiç iç açıcı değil.
Birkaç gün önce haftalık bir Alman borsa dergisi, ki Almanya ve Avrupa'nın en büyük medya kuruluşlarından biri olan Axel Springer'e aittir, yaklaşan fırtınayı kapak konusu yaptı. OECD ve sigorta devi Allianz'ın son araştırma ve raporlarına dayanarak bir kapak dosyası yayımlayan “Euro am Sonntag”a göre, borsaları yüzde 15'i bulacak bir çöküş bekliyor.
Henüz bu başlık diğer basında bu şekilde öne çıkarılmadı. Ama OECD'nin bu saptamaya temel oluşturan raporu son derece güncel. Dünya mali devlerinden Allianz ve Allianz Trade'in raporları da öyle.
Yani gerçi Türkiye fon hırsızları depreminde zangır zangır sallanıyor, ama Avrupa borsaları da, ki bu dünya sistemi olarak da okunabilir, bir deprem beklentisi içinde.
Dünya bir belirsizliğe itiliyor.
Korkunç boyutlarda bir silahlanma deliliğine paralel gelişmeler bunlar.
Sadece Türkiye değil, aydın geçinenlerin pek imrendiği “en demokratik ülkelerde” bir felaket senaryosu içten içe işliyor. Klasik sağı gömecek bir yeni ve faşizan sağ iktidara yürüyor.
Ortalıkta sosyalist bir direnç zaten yok.
ŞOKLAR ART ARDA
Gıda şoku ve dolayısıyla enflasyonu... Tuzu kuru uzmanlar, “Pasifik'teki düzensiz ısınma” diye çok kısaca tanımlayabileceğimiz bir iklim olayı olan “El Niño”nun üstüne yıkmaya eğilimli gibi, ama Ukrayna'daki savaşın bu gıda ürünleri tırpanındaki rolü çok daha fazla: Arzdaki gerileme, şok sözcüğüyle açıklanmaya çalışılıyor. Allianz araştırmalarına göre, söz konusu derginin kapak konusunda verildiği gibi, bu iklim fenomeni 450 milyar dolarlık bir refah tırpanı yaratabilir. Dünya ölçeğindeki enflasyona, sırf bu nedenle, yüzde 0,42'lik bir ek artış sağlayabilir, gıda ürünlerinde ise bu artış yüzde 0,65'i bulabilirmiş. Kapıyı buralardan açıyorlar.
Ortalığı velveleye vermemek için olmalı.
OECD ara raporu da 2027'nin tarihin en sıcak yılı olacağına dikkat çekiyor. Yağmurların sele dönüşeceği, fırtınaların, aşırı sıcakların, su sıkıntısının, orman yangınlarının, tahıl, mısır, pirinç ve soya başta olmak üzere yoğun bir rekolte düşüşüne yol açacağı, bunun da gıda ürünlerine fiyat artışı olarak yansıyacağı yolundaki hatırlatmalar, pek karanlık bir tablo sunuyor. Bu, enerji sıkıntısıyla da birleşince suni gübre başta olmak üzere tüketici milyonları pahalı gıda ve yüksek yakıt fiyatları bekliyor.
Olur mu?
Zamanını bilemeyiz. Ama bir fırtınanın yaklaştığı kesin. Çok yaklaştığı da kesin.
Ekim ayı dünya borsalarında hep bir çöküş korkusuyla yürür, öyle sinyaller verir, malum.
Fakat mesele hiç öyle El Niño ve temsil ettiği tarımsal gerilemeyle falan açıklanabilir gibi değil.
Ukrayna nedeniyle tıkanan enerji piyasalarına ağırlık veren OECD raporu galiba daha makûl. İran çatışmaları, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının kapatılması, dünya sisteminin başındakileri petrolün varilinin (“Brent”) 120 dolara çıkabileceği konusunda endişelendiriyor. Hayır, o fiyatın yaratacağı zenginler değil sorun, “müesses nizamın” küresel ölçekte dağılmasından korkuyorlar...
Öyle bir olasılık...
Özetle, OECD'nin borsalarda gerileme ve hatta çöküş uyarısı, El Nino, enerji darboğazı, yüksek enflasyon ve artan faizler üzerinde yükseliyor.
FIRTINA ÖNCESİ ZOR SORULAR
Gelmek istediğimiz nokta burada: Çöken Türkiye!
Böyle bir çöküş beklentisi içinde, Türkiye ekonomisinin de fon hortumlarıyla birlikte bir anda çökmesi ve ödeme güçlüğü ilan etmesi nasıl bir sonuç verir?
Sistemi güçlendirir mi, yoksa çöküşü mü hızlandırır?
Herhalde ikincisi.
Bundan 5 yıl kadar önce bir Alman iktisatçı, Prof. Dr. Christian Kreiß, ayrıntılı bir dizi analiz yayımlamış ve daha o zamanlar sistemi karanlık bir geleceğin beklediğine, bu tabloda Türkiye'nin Lehman Brothers'ın 2008 krizindeki yeri gibi özel bir işlevi olacağına dikkat çekmişti. Şu sözlerle:
“Türkiye’nin borçları bugün, 2008’deki Lehman borçları gibi bir rol oynayabilir ve milenyumdan bu yana ikinci finansal krizin tetikleyicisi olabilir. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, bu son kriz ilkinden çok daha şiddetli geçecektir. Bence fırtına yaklaşıyor, hatta belki de 'bir mükemmel fırtına'.”
Ayrıntılara, gerekirse, ileride girebiliriz.
Türkiye'deki büyük bir devalüasyonun, ki kaçınılmaz görünüyor bu sistem içinde, ülke ekonomisini feraha çıkarmayacağı, tersine büyük bir ödeme güçlüğü yaratacağı açık. Türkiye'nin döviz cinsinden borçları sistemi sarsmaya yeter...
Öyle bir durumda, dünyanın egemenleri Türkiye'yi kurtarır mı, ipini çekip bırakır mı?
“III. Abdülhamid rejimi” bayraktarları, ki buna tatsızlık çıkarmamaya yeminli düzen muhalefeti de -hatta öncelikle de o- dahildir, hep birlikte Türkiye'yi ve -gerekirse- dünya sistemini altüst etmekte kararlı görünüyorlar. Bunu belki kötülük olsun diye değil, iyilik için yapıyorlar ve bencil çıkarları için korkunç hırsızlıkları paylaşarak, “dünya sisteminin Türkiye'nin batmasına izin vermeyeceği, o zaman kendi bacaklarına sıkmış olacakları” inancıyla ülkeyi karanlığa itiyorlar. Dağılır bu siyasi coğrafya...
Üzerinde çalışmamız gereken mesele şu: Türkiye ödeme güçlüğüne girerse, zaten kapıdaki fırtınayı dünya sisteminin üstüne daha bir şiddetle ve yakınlaştırarak mı boca eder, yoksa kendisini kurtarabilir mi?
Türkiye korkunç bir yere gidiyor, itiliyor ve dünyayı da oraya çekiyor...
Unutulmaz İlhan Selçuk, biz sosyalistleri severdi, ama kendi kafasına göre hep ara çözümler arardı. “Felaketin farkında mısınız?” diye uyardı ve bu dünyadan ayrıldı.
Kendilerini Türkiye'den, Türkiye emekçi halkının ve cumhuriyet aydınlanmasının geleceğinden sorumlu sayan komünistleri bir yana bırakalım, onlar zaten orada, ama “halk kemalizmi” diyebileceğimiz “sol kemalistler” ve dahi bu ülkenin asli unsuru “sol kürdizm” nerede?
Cumhuriyetçiler nerede?
Yugoslavya-Suriye hattına mı gömüleceğiz?
O hat bizi yutunca çok geç olmayacak mı?
Çok Okunanlar
AKP'ye geçeceği iddia edilen Cemil Tugay sessizliğini bozdu!
İstanbul’da yarın ulaşım ücretsiz
Fon skandalı iktidarı sallar mı?
Ampul ve güveler
Kimlik siyaseti, yurttaş olmak ve uluslaşmak
Yapay zekâ trenini de mi kaçıracağız?
A Milli Takım’da 38 yıl sonra gelen kötü seri
Fon tartışmasında Şamil Tayyar'dan Yeni Akit yazarına olay yanıt
Başakşehir'deki okul saldırısında yeni ayrıntılar ortaya çıktı!
Nijerya’da 3 bölgede silahlı saldırı