Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

'Tecahül' yazısı: 'Aslan sosyal demokratlar' ve Oskar Lafontaine

Bir çabaya dikkat çekmek istiyoruz. Ama önce şu “tecahül” sözcüğüyle başlayalım: Malum, Arapça kökenli ve “bilmezden gelme” gibi bir anlamı var. Bildiği halde bilmiyormuş gibi yapmak da böyle bir şey.

Sorumuz acımasız: Türkiye’nin “aslan sosyal demokratları” çok yakın oldukları Almanya’daki ve Alman siyasetindeki akrabalarını bilmiyorlar mı, yoksa iyi mi biliyorlar?

Yanıt da acımasız: Biliyorlar, ama galiba bilmiyormuş gibi yapıyorlar. Tecahül ediyorlar yani.

Neden?

Çünkü, bir kere, Türkiye’nin sağı böyle bir karaktere sahiptir. İlerici görünen şeylere karşı alerjik bir tepki verirler. Dışarıdaki ilerici iklimlere karşı içine kapanmak ve o iklimde olup bitenleri, özellikle de aktörleri görmezlikten ya da bilmezlikten gelmek böyle bir tepki.

Ne demek mi istiyoruz?

Şunu: Alman sosyal demokrasisinin içinden ve en tepesinden çıkan bir “sol sosyal demokrat” olarak  Oskar Lafontaine’in Türkiye’deki siyasal tartışmalar bünyesinde masaya getirildiğini gören duyan oldu mu?

Neden olmadı?

Bir şeyi açıkça söyleyelim: Türkiye’deki sosyal demokrasi içinden böyle bir tip çıkmış değildir. Dünyanın en büyük ve en eski, en ünlü sosyal demokrat partisinin (SPD) tepesinden, üstelik bu partiyi iktidara da getirdikten sonra, çekip giden ve daha solda bir proje kurmaya çalışan herhangi bir siyasetçi tanımış değiliz. Çünkü, dedik ya, Türkiye’nin sağcıları böyle fırlak ve fedakâr çıkışları, özellikle de ilericilikle “iltisaklı” çıkışları, gündeme getirmezler. Bilirler, ama gündeme getirmezler.

Tecahül ederler.

Buna “tecahül-ü arif” diyemeyiz. Yani biliyor da bilmiyormuş gibi yapmazlar, bilirler ve bilinmemesi için çalışırlar.

Ağır mı oldu?

Olmadıysa, bu adamın ve kısmen de Fransa’daki Jean-Luc Melenchon’un çabalarını neden Türkiye’de iktidara oynayan bir sosyal demokrat hareketin bünyesinde veya çevresinde göremiyoruz?

ECEVİT VE BAYKAL: HELMUT SCHMİDT'İN DE SAĞINDAYDILAR

Açık söyleyelim: Türkiye’deki sosyal demokrat hareketin en büyük partisi CHP’nin içinden Oskar Lafontaine benzeri bir siyasi kişilik çıkmamış olması, tarih araştırmacılarına ve günümüz siyasi iklimine başlı başına bir mesajdır. Eskilere bakıp, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal gibi isimler ortaya atılabilir. Bunları mutlaka benzetmek gerekirse, “SPD’nin başındaki Hıristiyan demokrat sağcı” Helmut Schmidt’in takipçileri, hatta ondan da sağcı takipçileri olarak göstermemiz gerekir.

CHP’de en üst düzeyde yönetici olup, Lafontaine’in düşünsel düzeyine, inat ve iradesine sahip birine tanık olduk mu? Bu gerçek, acaba “pratik politikanın cilvesi veya hayatiyeti” midir? Belki. Öyle de söylenebilir. Ama siyaset teorisini de ciddiye aldığı söylenebilecek olan birtakım Türk sosyal demokratlarının Lafontaine-Melenchon çizgilerine bu kadar mesafeli durmalarına bir anlam vermek yine de zor. Yahu, bu adamlardan derli toplu bir çeviri bile yok. Lafontaine’den bir kitap çevrilmişti galiba 25 yıl kadar falan önce.  

Özetle, bu tür tartışmalara “Türkiye’nin sosyal demokratları” son derece yabancı; çok uzaklar. Uzak kalmak istiyorlar.

HALKÇI BİR MUHALEFET Mİ? OLMADI!

Oskar Lafontaine, SPD’ye 1998’deki seçim başarısını hazırlamıştı. 1999’da artık Gerhard Schröder’in sağcı çizgisine oturmuş SPD ve Yeşiller Partisi ile kafasındaki sosyal demokrat bir siyasetin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını düşünerek olmalı, bir gün ceketini, Avrupa’nın en güçlü maliye bakanlığı göreviyle birlikte askıya asıp evine geçti. Biraz dinlendi. Sonra birkaç yıl içinde şimdiki Sol Parti’nin ayağa kalkmasına destek olmak üzere tekrar sahaya çıktı. Sol Parti (Die Linke) başından itibaren Gregor Gysi gibi Alman Demokratik Cumhuriyeti’nden kolayca yüz çevirenlerin öncülüğünde “sol sosyal demokrat” tabelasıyla örgütleniyordu.

SPD’yi yüzde 40’ların üzerinde oy oranıyla iktidara, Sol Parti’yi de federal seçimlerde yüzde 12 bandını zorlayacak kadar önemli bir oy sıçramasıyla çalışanlardan yana bir “sosyal muhalefet” olarak örgütlenmesini sağlayan isim Oskar Lafontaine’di. Sadece pratikte değil, kitaplarıyla teoride de müdahaleci, kavgacı bir yanı vardı. Kitapları, biliniyor. Ama bu yeni “sol partinin” de liberal tezlerle, kimlikçilikle emek tabanından uzaklaştığını gördü, daha doğrusu eşi Sahra Wagenknecht ile birlikte partinin kendilerini kustuğunu saptadı ve oradan ayrıldı. Wagenknecht ile birlikte yeni bir partileşme macerasına (BSW) yöneldi. Geçen yılki genel seçimlerde bu parti 9 bin kadar bir oy eksikliğiyle parlamentoya girme hakkını yitirdi. Barajı aşamamıştı. İtiraz ettiler. Oyların yeniden sayılmasını istediler, parlamentodaki Türk asıllı başkana sahip ilgili komisyon reddetti. BSW, olayı Federal Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Şimdi kararı bekliyorlar.

Bunlar hep mücadele.

Peki bu mücadelenin ayrıntıları veya izdüşümleri ya da (hatta) gölgeleri acaba Türkçede var mı? Yok tabii... Oysa Lafontaine, düzenli makalelerindeki radikal talepleri bir yana, 2023’te “Amerikalı, Artık Evine Dönme Zamanıdır” (Ami, it’s time to go) başlıklı küçük bir kitap da çıkardı. Son yıllarda haftalık bir İsviçre dergisinde, Die Weltwoche, düzenli köşe yazıları yazıyor, bazı gerçekten yüksek takipçi sayısına sahip internet sitelerinde sol sosyal demokrat eğilimli analizlerini yayımlıyor. Bu yazılar, hakkını verelim, bizdeki Türk ve Kürt sosyal demokratlarının dudaklarını uçuklatacak kadar sol talepler içeriyor. NATO’dan derhal çıkılması bunlardan sadece biri.

Lafontaine, siyaset sahnesini karıştırmaya devam ediyor.

Ve bunlar Türkiye’deki sosyal demokrat siyasete zerre kadar yansımıyor. Sorumuz da o zaten: Neden?

1930’lardaki nazizm karşıtı bir politika içinde cehennemi bir sınav vermiş, ama soldan kopmuş Willy Brandt ile eski komünist siyasetçi Herbert Wehner gibi aktörlerin çizgisinden habersiz, o çizgiye uzak bir Helmut Schmidt sağcılığıyla ise yakın akraba, ama bunların hiçbirini bilmeyen bir sosyal demokrasisi var sanki Türkiye’nin.

Dolayısıyla, Oskar Lafontaine çizgisine yönelik bu mesafe normal. Sonuçta bu mesafe, Türkiye’nin sosyal demokrat iki partisinden, CHP ve DEM, bir Oskar Lafontaine çıkaramazdı.

Olmazdı tabii. Nitekim de olmadı.