1 Mayıs’a hiç iyi haberlerle girmiyoruz: Silahlanmaya yüklenenler, ülkedeki sosyal güvenlik alanında mutlaka kesintiye gider, yani reform yapar. Her yerde...
Bu, artık bir yasa.
Bakalım...
Baktığımızda ilk göreceğimiz şey şu: Avrupa’dan demokrasi ve barış bekleyenleri, Avrupa Birliği’ni (AB) kutsamayı, bayrağını taşımayı vs. solculuk diye satanları acı gerçekler göğüslüyor. Bu gerçeği görmeye niyeti olan etkili bir “yönetilenler kitlesi” henüz yok. AB’de de Türkiye’de de...
Ne mi oluyor?
Yeni veriler ilan edildi: Almanya ve Avrupa, “Almanya Avrupası” da diyebiliriz ve daha doğru olur, silahlanma harcamalarında geçen yıl yine rekor kırmış olduğunu öğrendik. Rakamlar acımasız gerçekten. Bu delirme hali, ünlü Avrupa demokrasisini koruma amacının mı, yoksa bu demokrasiyi daha da yayma amacının mı bir türevi? Bu soruya henüz bir yanıt yok. Olsa da ana akım medyada zaten buna pek rastlayamıyoruz.
Fakat dünya deli gibi silahlanıyor gerçekten de.
Hafta başında ünlü araştırma kurumu SIPRI, 2025’in dökümünü verdi. Toplam 2,9 trilyon dolarlık silahlanma harcaması, dünyanın bu sektörde 2024’e göre yüzde 2,9’luk bir artış sağladığını gösterdi. Buna acı gerçek veya yalın gerçek diyebiliriz. Her türden “anomalistin”, yani demokratların veya liberallerin canını sıkan rakamlar bunlar. Yüzlerindeki maskeyi indirdiği için sıkıcı...
Üstelik Trump rakamları bu can sıkıntısını tersine çevirebilecek gibi değil.
Elbette ABD ve Trump yönetimi geçen yıl da silahlanma harcamalarını arttırdı, ama Avrupa’dan, Avrupa demokrasisindeki hırstan daha düşük bir artış oldu bu.
ALMANYA’NIN ROLÜ
Rakamlar ortada: 2025 yılında, Türkiye’yi dünya sistemi içinde birinci derecede ilgilendiren büyük güç, Federal Almanya, bir önceki yıla göre yüzde 24’lük bir artışla silahlanmış: 114 milyar dolarlık bir kalemle karşı karşıyayız. Dünya sıralamasında dördüncü.
Demokrat Avrupa’nın diğer orduları yüzde 14’lük bir artışla silah üretirken, lider devlet Almanya, yüzde 24’lük bir artış gerçekleştirmiş. Bu işin gölgesi, Türkiye’nin de üzerine bir biçimde düşecektir.
Bir başka acı gerçeğin daha altını çizmek gerekir: Dünyanın ve ABD'nin cahil dinci reisi her musibetten sorumlu tutuluyor, doğru, ama Ukrayna’da “silah yardımını” kırptığı için dünya ölçeğindeki silahlanmanın büyüme oranı da düşük çıktı. Avrupa’daki delirmenin sonuçlarını ise biliyoruz. Avrupa’nın Ukrayna’da ille de savaş istemesinin, resmen kışkırtmasının bir sonucu, içerideki militarizmin köpürtülmesi ise, diğer bir sonucu da yoksulluğun artması ve sosyal harcamalardaki kısıntıdır.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in büyük itibar ve destek kaybı bunlarla ilintili olmalı ki, hafta içinde Donald Trump ile arasına kendisinden beklenmeyen açıklamalarla bir çizgi çekme ihtiyacı duydu. Bu çıkış, sosyal güvenlik sistemindeki tasarruf haberleriyle, özellikle de hastalık kasalarının yoksul milyonlar aleyhine kısıntıya gideceği gideceği, bunların yasalaştırılacağı haberleriyle iç içe okunmalı. Merz, bir yer arıyor. Çünkü artık faşizan AfD anketlerde hem ilk sırada hem de Hıristiyan demokratlara (CDU ve CSU) nal toplatmaya başladı. Militarizasyon, silahlanma, piyasa ekonomisinden hep sosyal haklarda kesintiler üzerinden finanse edilmiştir, malum. Sonuçlarını görüyoruz. Göreceğimiz daha birçok şey var.
TRUMP VE UKRAYNA KESİNTİLERİ
Dünya ölçeğinde silahlanma harcamalarındaki artış, 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 9,7 olmuştu. 2025’te bu artış oranının sadece yüzde 2,9 olduğu saptanmış durumda.
Neden?
Yukarıda da değindik, çünkü ABD’de harcamalar, Trump yönetimi Ukrayna’ya silah desteğini kesince, yüzde 7,5 oranında düşmüştü. Trump yönetimi şimdi tutup bu sektörde başarı ilan etse, çok da haksız olmaz. Avrupa’yı ise tutan yok, savaş ekip duruyor, sorun orada.
Gerçekten de SIPRI verileri militarist delirmenin öncü gününün “Almanya Avrupası” olduğunu gösteriyor. Demokrasinin beşiği denilen bu siyasal coğrafyada toplam askeri harcamalar, önceki yıla göre yüzde 14 arttı. Bu da toplam askeri bütçelerin 864 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. Özellikle Avrupa’daki NATO üyelerinin askeri harcamaları 559 milyar dolar ile 2024’e göre yüzde 23,9’lük bir artış gerçekleştirmiş. Savaş ekimi, böyle bir şey.
Bizi özellikle ilgilendiren yanı Almanya. Bu silahlanmanın lider ülkesi Almanya çünkü. 114 milyar dolarlık bütçe, 2024’e göre yüzde 24’lük bir sıçramaya karşılık geliyor.
2029’da Berlin 150 milyar dolarlık bir askeri bütçeyi hedefliyor. Rakamları karşılaştırmak için söylemeden geçmeyelim: Bu son raporda Türkiye 30 milyar dolarlık bir askeri harcamanın sahibi olarak listeye 18’inci sıradan girmiş durumda. Almanya ile aradaki mesafe ortada.
Peki, bütün bu rakamlar, diğerleri bir yana, Almanya’da müthiş bir sosyal tırpan (“reform”) örgütleneceğinin de haberini vermiyor mu?
“Demokrasinin finansmanı” galiba böyle bir şey. “Silah endüstrisinin finansmanı” da diyebiliriz...
Fakat bu finansman çok ağır sonuçlara gebe olacak. Toplumsal bir kırılmaya doğru gidiyoruz her yerde. Şimdilik sosyalizmsiz bir gidiş bu. AB’den demokrasi bekleyen varsa, uyarmış olalım. Burada sizin sandığınız hiçbir şey yok ve 1913’ten 1914’e doğru ilerleyen atom silahlarıyla donatılmış bir “demokrasi konvoyu” var sadece; bilmem farkında mısınız?
1 Mayıs 2026 itibariyle durum bu.
İşçi sınıfımızın bayramı, herkese kutlu olsun.
Çok Okunanlar
Dicle Üniversitesi kampüsünde petrol bulundu
Milletvekili Ün'ün aracıyla kaçakçılık davasında karar
Gazeteciye saldırı davasında önemli gelişme
Odatv ile Gündem Fethiye arasında haber davası
Arif Kocabıyık'tan üyeliğinin durdurulma kararı sonrası ilk açıklama
Yeni bir muhafazakar koalisyon kuruluyor
Mahmut Arıkan’dan gündemi sarsacak aday açıklaması
Kredi kartında büyük tehlike: Bu hata kredi notunu düşürüyor
Ataşehir Belediyesi başkanvekili belli oldu
İktidar ortakları arasında tartışma büyüyor