Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Frenler boşaldı! Avrupa ve Türkiye savaş hattında

Maalesef çok kararlılar. Almanya'nın sosyal demokrat Savunma Bakanı Boris Pistorius hiç gizlemeden ilan etti önceki gün zaten. Eğer bunlara kalırsa, yani savaş karşıtı kitlesel bir siyasi hareket tarafından frenlenmezlerse, Almanya Avrupası'nın tarihten silinme tehlikesi giderek büyüyor. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olduklarını daha önce görmüştük: 1945 yılı, malûm.

Bu kez işin içinde taktik nükleer silahların kullanılması da var. Rusya, giderek Almanya merkezli bir hal alan bu saldırıyı suskunlukla karşılamayacağını, devlet başkanı üzerinden çok, ikinci ve üçüncü kademedeki uzmanları, politikacıları üzerinden hatırlatıyor. “Bitiririz, Alman halkına yazık olur!” uyarıları ortada.  

Ama dinleyen yok.

Yangına körükle gitmeyi sürdürüyorlar.

Berlin, Avrupa'nın lider devleti olmanın askeri güç olmaktan geçtiğini hem komşularına hem de kendi halkına kabul ettirmek zorunda. Fakat demokrat ana akım medya her şeyi başarıyla gizlediği için, geniş kitleler henüz işin ciddiyetinin farkında değil.

Ne yazık ki, “AKP Türkiyesi”nin bu felaketler ikliminde nasıl bir yeri olacağını düşünen de yok. İktidarda zaten yok da, muhalefette de yok. Şimdilik bir avuç yurtsever sosyalistimizi ayrı tutarak söylemiş olalım bunu. (Ama mayadır bu insanlar, tutabilir tabii.)

Bizim bu çıkışlara bir veya birden çok gerekçe bulmamız ve onu/onları çözümlememiz gerekir. Yapmaya çalışırız.

Bunun nasıl bir “topyekûn savaş” hazırlığı olduğunu görmek için fazla derinlere dalmaya gerek yok. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, önceki gün tüm ajansların yaydığı bir söyleşisinde, kafalarındaki hesabı açık etti. Bu “korkunç yengeye” göre Avrupa kendini bütünlemeliydi ve eğer bunu başaramazsa kötülerin etki alanına girecekti. Bu “kötüler listesinde” ise Çin ve Rusya'nın yanı sıra Türkiye de vardı. Berlin-Brüksel hattının Ankara'ya bakışı şimdilik bu.

Peki... Ankara'nın bunu hak etmediğini kim söyleyebilir?

ASKERİ STRATEJİ: AVRUPA'NIN EN GÜÇLÜ ORDUSU!

Boris Pistorius, Almanya'nın Avrupa'nın en büyük askeri gücü olacağının altını çizdi tekrar hafta ortasında. Son derece sağcı bir ailenin Hıristiyan demokrat ve jinekolog kızı Ursula von der Leyen, bu “kötüler listesini” verirken, sosyal demokrat Pistorius'tan pek farklı bir dünyasının olmadığını ilan etmiş değil midir?

Öyledir.

Fakat bunlar korkunç şeyler planlıyorlar. Sistemin üzerilerine çökmesinden korkuyorlar çünkü. Bir de 1945-1991 döneminde var olan frenlerin (“reel sosyalizm ve izleri”) tümüyle boşalıp halkların bilincinden kazınmış olmasından ötürü, ellerini tutan da kalmadı. Barış hareketi zaten yok.

Enerji tuzağında çırpınan Alman ekonomisi zangır zangır sallanıyor. Dipten gelen dalganın herkes farkında. Kriz var, ama en büyük Alman şirketlerini içeren DAX Endeksi yöneticilerinin ve hisse senedi sahiplerinin maaş ve temettü gelirleri tavan yapmış durumda. Ekonomideki daralma finans endüstrisini yönetenleri zorlamıyor. Her ay 15 bin insanın çıkışla karşı karşıya kalması, çünkü işyerinin tasfiye edilmesi de bunları pek ilgilendirmiyor, hatta “temizlik” sayılıyor.

Ayrıca Almanya'daki emeklilerin gelecekte bugünkünden daha düşük, sefalet maaşlarına mahkûm olacağı kesin. 22 milyonluk bir kitle bu. Emekliler, çalıştığı yıllar içindeki ortalama maaşlarının zaten en fazla yüzde 48'ini falan alabiliyordu, şimdi bu oranı daha da düşürecekleri anlaşılıyor. Bu arada çalışan insanların eşlerini, özellikle evde çocukla ilgilenen veya part-time işlerde çalışan eşlerini kendileri üzerinden sosyal sigortaya aldırmaları da kaldırılacak. Zorlandılar bu konuda gerçi, tepki var çünkü, ama deneyecekler. Bunlar hep o eski “reel sosyalizm tehdidinin” ürünü kazanımlardı. Mecbur kalmışlardı. O frenler kalkınca, iptal ediyorlar.

Eh, aradan 36 yıl geçti. Reel sosyalizmler unutuldu sayıyorlar...

GÖMLEK DEĞİŞTİREN YILAN: NEOLİBERAL DÖNEM KAPANIRKEN

Bu arada büyüme rakamları yıllardır yerinde sayan Alman ekonomisini canlandırmak için silah endüstrisine (“savunma sanayii”) milyarlar yatırılacağı kesinleşti. Hatta Berlin, Ukrayna ile işbirliği yaparak Almanya'da İHA/SİHA (“drone”) üretme hesapları içinde olduğunu da bildirdi. Moskova, “Vururuz oraları!” mesajları gönderip duruyor. Nükleer silah uyarıları bunlar. Ortalık karışık...

Başka çareleri yok ki...

Almanya, 2035'e kadar yedeklerle birlikte toplam personel sayısı 460 bini bulan bir ordu kurmakta kararlı. Geçmişteki bütün uluslararası anlaşmaları da çiğneyecekler veya etrafından dolanacaklar. “Yedekler” o çemberi kırmak için düşünülmüş bir üçkâğıt olabilir. Sonuçta bunlarla toplumun militarizasyonu da kışkırtılacak. Bu işler ideolojisiz olmaz ki. Her şey mümkün.

Almanya, Fransa ile çatışma riskine rağmen, yeni koşullarda Rusya karşıtı bir jeoekonomik güç ve lider olmakla yetinemeyeceğini anlamış görünüyor. Ordu, bir bütün olarak “güvenlik bürokrasisi”, büyüyen ekonominin dış pazarlarda ve hatta içeride büyük sermayenin çıkarlarını korumak için görevli olmayacaksa, ne için görevli olacak? Güvenlikçi siyaset, yoksul halkın çıkarlarını mı savunacak? Yoksa sadece bağımlı ülkelerde değil, içerideki yoksul halkın üzerinde de baskı kurabilmek için mi böyle bir atılım? Ortada bir “ideolojik şiddet” ihtiyacı da var, dikkat!

Olacak bunlar. Avrupa'yı belirleyecek bir güç olmak kolay değil. Rusya'yı düşman ilan etmek de öyle...

Gerçi neoliberal demokrasilerin Avrupa'yı bir felakete götürdüğünü gören sanayi sermayesi çevreleri de yok değil. Fakat sermaye içi bir sürtüşmenin, faşizan eğilimleri frenleyeceği falan sanılmasın, tersine, bu eğilimleri güçlendirebilecek bir gübrelikten söz ediyoruz.

Şu anda Almanya, Fransa ve İngiltere'de aşırı sağcı partilerin kamuoyu araştırmalarının ilk sıralarında yer aldığını görüyoruz. İtalya'daki aşırı sağ, Meloni, zaten iktidar.

Emekçi milyonların sustuğu, “Kafkaesk” bir iklimdeyiz.

Türkiye de bu iklimin tam orta yerinde.

Hangi formatla sahneye çıkacaklarını bilemediğimiz yeni Goeben ve Breslau zırhlıları mı kapıda yoksa? Öyle şeyler mi üretecekler? Karadeniz yeni bir provokasyon alanı mı?

Rusya onların başdüşmanıymış, tamam, peki, ama Türkiye'nin de kapı komşusu yahu.

Kötü...