Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,0233
Dolar
Arrow
48,8115
İngiliz Sterlini
Arrow
65,3203
Altın
Arrow
6872,7070
BIST
Arrow
13.309

Uzaktaki bir seçim mi? İki ülkenin simbiyotik yaşamı

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Akıntıya karşı yüzmek veya kürek çekmek, her zaman olumsuz değildir. Mecbursanız, en azından kaslarınızı geliştirirsiniz ve fırsat bulur bulmaz kıyıya çıkıp akıntının tersine yürüyerek de hedefe varabilirsiniz.

Tersine yüzelim bakalım: Almanya Avrupası’ndan Türkiye’ye nur yağdırmaya meraklı sıradan “demokrat teknokratların” sevinç çığlıklarına katılmak için bir neden yok. Berlin’deki seçim sonuçlarının kimseye yararı olacağı yok. Sosyalist bir çizgide titizlik gösterenlere ise hiç yok...

Malum, uzun bir süredir Almanya’nın Türkiye’yi, ve tersi, Türkiye’nin de Almanya’yı çok önemli boyutlarda içerdiğini yazıp duruyoruz. Bir tür simbiyotik yaşam: Almanya'daki hiçbir olay, Türkiye'ye gölgesi düşmeden yaşanmaz. Aynı ağırlıkta olmasa bile, tersi de doğru.

Berlin ile Elif Eralp bu nedenle önemlidir ve bir tesadüf veya “münferit hadise” değildir. İki ülke arasındaki 65 yıllık çok yoğun ilişkilerin bir doğal sonucu... Almanya’da, resmi tablolara göre 3 milyondan fazla, bazı ve daha makul kaynaklara göre 4,5 milyona yakın “Türkiye ile iltisaklı” insan yaşıyor. Ayrıca Almanya’yı çökertecek bir göçmen akımına engel olan Merkel-Erdoğan anlaşmasından sonra, başka kanallardan da Türkiye’nin Almanya için önemi ortada. Türkiye kapıları açsa ve milyonlarca kaçak yoksul kapıya dayanmış olsaydı, Almanya yönetilemezdi. Türkiye’yi bir tür “kamp” olarak kullanıyorlar ve tabii bedelini de avro cinsinden ödüyorlar.

İleride bu bağlantıların arka planı ortalığa saçılacaktır. Kim, nasıl, kimi yemlemiş, kimler “nasiplenmiş”, her şey açıklık kazanır. Zamanı var...

Biz Berlin’e bakalım.

Berlin’de, “Ufuk Uras ÖDP’si”nden farkı olmayan Sol Parti (Die Linke) adına sandıktan ilk sırada çıkan Elif Eralp, solculuk bahsinde değil, fakat yukarıdaki saptama çerçevesinde önemlidir. Türkiye artık Almanya’nın her dokusunda var. Bu da normal. Kaldı ki, yarım asırdır Türkiye, Avrupa ve NATO bünyesinde Almanya’nın, hele hele büyüyen Almanya’nın “uhdesinde” yer alıyor.

Geçici sonuç: Berlin, Ankara için Washington’dan daha önemlidir, eğer geniş bir perspektiften bakılırsa...

Peki...

Ne demek mi istiyoruz?

GİDEREK SAĞCILAŞACAK BİR ÜLKE

Tekrar ve şunu: Berlin’de eyalet başbakanlığı ve belediye başkanlığını üstlenmesi beklenen, pazar günkü seçimden ilk sırada çıkan Elif Eralp ve partisini, siyaset ve/veya solculuk adına ciddiye alacak halimiz yok... Tamam. Ama başka açılardan elbette önemli.

Alman siyaseti resmen kabuk değiştiriyor. Bu kabuklar Türkiye’ye de düşer..

Adım adım daha da sağcılaşacak bir ülkeden söz ediyoruz. AfD’nin (Almanya için Alternatif) ülkenin kurucu partisi Hıristiyan Demokrat Birlik-CDU (ve onun Bavyera’daki özerk kardeş partisi Hıristiyan Sosyal Birlik-CSU) yerine, onları eriterek adım adım iktidara yürüdüğünü ve önünün açık olduğunu görüyoruz. Radikal sağcı veya radikal Hıristiyan Demokrat, muhafazakâr bir parti bu AfD. İçinde faşist, hatta Hitlerci kanallar yok değil. Ama kendisini ısrarla muhafazakâr olarak tanımlayan bir yönetime sahip. Irkçı olması ise mümkün değil, çünkü emperyalist bir ülkenin yönetimine ırkçılar getirilmez. Bırakın insanları, sermaye, özellikle de sanayi sermayesi buna izin veremez. Fakat göreli bir “Biyo-Alman” üstten bakışı, mümkün. 

AfD, Hıristiyan Demokratları eritecek veya rötuşlayarak kalanlarla iktidara oynayacak; bu, anlaşılıyor.

Fakat bu siyasette olmayan bir şey değil ki: Syriza PASOK’u, Ecevit DSP’si bir ara CHP’yi kemirerek iktidar olmamış mıydı? Avrupa bu operasyonlara sahne son yıllarda.

Sol Parti, Berlin’de SPD’yi kemirerek yol almış görünüyor.

AfD’nin, bu gidişle ve büyük bir hızla CDU’yu rötuşlayabileceği anlaşılıyor.

Böyle bu işler.

Ama korkutucu olan şey şu: Almanya tehlikeli ve giderek derinleşen bir krizden geçiyor. Ve çok tehlikeli bir tarihi var, malum. Böyle zamanlarda Avrupa’nın başına çok çorap ördüğünü, hatta ondan da öte, dünyanın başına çorap ördüğünü biliyoruz. Milyonlarca insanın imhasına yol açmıştı. Dolayısıyla olup bitenleri bir tedirginlikle izleyenlere hak vermek gerek.

Bir şeyi eklemiş olalım: Almanya, kendi içindeki solu kazıyarak, gömerek, hatta imha ederek, ülkeyi solsuzlaştırarak dünya halklarının başını yakmıştı. Ya bugün?

Bugün bu ülkede ortada etkili bir sol, sosyalist siyasi odaktan söz edemiyoruz. Oskar Lafontaine ve Sahra Wagenknecht’in, bizdeki “sol kemalistleri” andıran bu “sol sosyal demokrat” çabanın da, sosyalist bir meydan okumanın yerini alamayacağını belirtmek zorundayız.

Solun mezarlığında tuhaf şeyler oluyor ve bunlar Türkiye ile er ya da geç bir bağlantı içinde olacaktır.

Elif Eralp ve Berlin'de eyalet meclisine girdiği belirtilen 10 “Türkiye kökenli Alman” bizleri şaşırtmamalı. Sadece solculuk taslayanlara itiraz hakkımız olduğunu belirtmek zorundayız. Değiller çünkü. Ağızlarından ne çıkarsa çıksın, kapitalizmin ötesine bakacak durumları yok. 

Örnek mi? Şirketlerden konut satın alarak (tazminat karşılığı elkoymaymış ve belki 20 milyar avroyu da bulacak bir harcamaymış) Berlin'deki yoksulların kira sorununu çözebileceğini sanan ve bu sayede sandıktan birinci çıkan bu demokratın ve partisinin, maalesef hiç şansı yok.

Oynuyorlar işte...