Füzelerin insanlara yaklaşmasını bekliyoruz. Önce gün veriyorlar, sonra saat verecekler... Bombalayacakları saati bekliyoruz... Son yıllarda, füzelerin, bombaların altında yaşamaya çalışan tanıdıklarıma kaç kez ulaşmaya çalıştığımı hatırlamıyorum.
Filistin bombalanırken Gazze’deki doktora öğrencime önce… Ona ulaşmak istedim, acısı hiç dinmeyen, paylaşılamayan Kudüs’e de…Ocak 2023’te ziyaret ettiğim ve her bir kutsal mekanda yeniden dinlediğim sessizliğe; her sokakta başka bir kültürle karşılaşmanın eşsizliğine…
Tekrar ulaşmak istedim, bombalardan öncesine…
Bir gün önce, 8’i çocuk 1’i yaşlı kadın ve çok sayıda sivil öldüğünde Ramallah’ta; ertesi gün gerçekleşen Sinagog saldırısında siviller öldüğü sırada ise Sinagog’a sadece iki sokak uzaktaydım. İnsanın aklına önce çocuğu geliyormuş, böyle zamanlarda.
Peki, yıllardır kaç çocuğa uzak kaldık? Kaç çocuğu ölüme uğurladı dünya?
Şimdi İran... Öncesinde Ukrayna…Haftalardır İran’daki sanatçı arkadaşıma ulaşmaya çalışıyordum. Bugün halktan özür dilenerek(!) internet erişimi sağlandı ve gözlerimde yaşla okudum yazdığı ilk satırı:
“Oğlumuzu evin en güvenli yerinde uyuttuk ve sabahı bekliyoruz.”
Füzeler insanlara yaklaşıyor. Normal bir seyir gibi. Biz hala insanların insanlara yaklaşmasını bekliyoruz…Çocukça soruyorum, çocukluğumda verilen söze: Hani artık savaş olmayacaktı? Hani artık savaş soğuktu? Savaş kitaplarda, filmlerde kalacaktı…
Ben çocuktum, savaşın artık bir arşiv nesnesi olduğuna inandığımda. Bugün bazı çocuklar inanmaz elbette buna. Sadece “neyin savaşı?” diye sorar. Ben de soruyorum, o kadar büyümedim sanırım, hala anlamıyorum…
Neyin savaşı?
Cevapları biliyorum, cevapları okuyorum.. Kimi oralı, kimi buralı… Kimi uzun, kimi kısa cevaplar... Hepsini unutup, o topraklarda bir çocuk oluyorum birden.
Neden diye haykırıyorum… Neden?
Susuyorlar…
“Ne için?” olduğuna verecek cevapları çok. Peki neden? Ne için’i bulduktan sonra, neden bulmak mı zor? İnsan bu ya, nedenler sıralanıyor… Sahne kuruluyor… Oyun başlıyor…“Savaş bu, tarihi hafife alıyorsun” diyor karşıdan biri. Tarih savaşlarla dolu.”Gülüyorum ağlarken, “gerçekten mi?” diyorum.Savaş büyük bir oyun biliyorum ve kendi oyunu uğruna küçük bir çocuğun oyununa karşı başlıyor. Savaş en çokda, çocuklara, masumlara karşı…Hafife almıyorum. Sadece tüm hayalperestliğimle bitsin, çocukların oyuncaklarını geri versin istiyorum.
Füzeler insanlara yaklaştı. Bombalar sokaklarda.
Kabul etmemiz bekleniyor bir olgu olarak savaşın varlığını, savaşsız bir dünya hayalini bile unutup, karşı çıkmayı bırakıp yanmamız bekleniyor karanlığında.Beklenen buysa, inadına savaşın ortasındaki bir çocuk gibi karşıyım savaşa…
Anlamıyorum nedenlerini de, hadi baştan anlatın bana!
Bir büyük gibi durdurun onu gücünüz yetiyorsa…
Çok Okunanlar
Antalya'da yolcu otobüsü devrildi
Tarkan ve Ajda Pekkan’dan efsanevi 'Yakar Geçerim' düeti
Sosyal medya fenomeni Mika Raun'un ifadesinde uyuşturucu itirafı
26 ilin anket sonuçları ortaya çıktı
Ünlü ekonomist altın ve gümüş için rakam verdi!
Kur’an kursları yönetmeliği yürürlükte: Resmi Gazete'de yayımlandı
Survivor'da Barış Murat Yağcı hakkında olay karar
Sarallar çetesine şafak operasyonu
Mübadele: Akşam olunca bir türkü başlar!
Benim için Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya kimdir?