Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Bir fıkra bin özür

Özür dilemek büyüklüktür. Hoşgörü gibi... Konu bir fıkra, yeni gündemimiz. Peşinen söyleyeyim; kökenden bağımsız düşündüğümde de, bir kadın olarak hoşgöremedim. 

Elbette, Rahmi Koç ülkemiz için çok değerlidir, saygım sonsuzdur. Doksan beş yaş bile başlı başına hoşgörüyü hak etmek için yeterlidir. Yaşadığı zaman, yaptıkları kadar büyüktür. Ben de kendisinin hoşgörüsüne sığınarak, yazmadan geçemedim. 

Çünkü bir fıkra, sadece bir fıkra değildir. 

Benim gözümde bu ve benzeri fıkralar; yaştan, yaşam biçiminden ve kültürden bağımsız ataerkil bakışın, bir başka kökene olan bakışla harmanlanmasıdır. 

Aynı fıkradaki o kadın bazen Türk, bazen Kürt, bazen Fadime olur. 

En tehlikeli uyuşturuculardan daha kötü bir harman bence karşımızda duran. Damardan verilen, kanımıza işleyip ruhumuzu içeriden bölmek isteyen bir harman. 

Ötesi, daha da ötesi, üç beş erkeğin bir kadın tasviri üzerine attığı kahkaha… Ortamdaki birkaç kadının da görev icabı dahil oluşuyla yükselen bir ses. 

Bu harmanın kat kat yoğunu her akşam “erkek erkeğe” masalarda üretiliyor ve tüketiliyor ya, bir kadın gözüyle yazıyorum. Toplumun yüzde ellisini oluşturan erkeklerin hoşgörüsünü hiç beklemeden, hatta savunmaya geçeceklerinden emin, bir kadın hassasiyetiyle neye güldüklerini soruyorum: 

Bu fıkrada komik olan neydi?… Kadının saflığı mı? 

Bir sanat çalıştayı için davet edildiğim Van’dan daha dün döndüm. Bir iç denizin kıyısında, Van Gölü ile Süphan Dağı’nın kurduğu dostluğun ve yan yanalığın oluşturduğu inanılmaz manzaranın hayranlığıyla yazıyorum. Yakınındaki kadına saygıyla yaklaşan bir geleneği gözlemleyerek yazıyorum. 

Güzel ülkemin doğusundan batısına şapka çıkarıyorum. Bu güzelliğe gözünü dikenleri öyle iyi anlıyorum ki… Kime ne söyleteceklerini şaşırdılar. Bu toplumu neye inandıracaklarını şaşırdılar.

Kadına büyük değer veren Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin ilk sanayicisi Vehbi Koç ilk otomobiline ANADOL ismini vermişti. Biz, hepimiz Anadolu’da kadim topraklar üzerindeyiz, sayısız medeniyetin evinde. Mucize bir zamanın içinde yaşıyoruz. 

Soruyorum: Neden bu büyük evde Anadolu’nun şefkatli, hoşgörülü, birleştirici ruhu içinde kalmayalım? 

Neden M.Ö. 7000’lerde Çatalhöyük’teki ana tanrıçayı, M.Ö. 1200’lerde “Kibele” yapan Friglere, oradan Roma’ya, sonra Amazon kadınlarıyla Karadeniz’e uzanmayalım?

Neden bu gözle; Anadolu’nun adındaki bereketin, doğurganlığın, üretkenliğin yanında egemen gücün de sembolü olan KADIN’a yeniden bakmayalım? 

Neden kadını cahil, pasif ve ikinci gören, fıkralarına konu yapan “erkek” diline ve “eril” yönetim anlayışına karşı susalım?

Ve neden bu büyük evde bizi ayırmak isteyen “bölücü” aklın gündeminde kalalım?

Öyle güzeldi ki güneşin karlarını eritmeye kıyamadığı Süphan... Gidelim ruhumuzu Van Gölü’nün sodalı sularıyla yeniden arındıralım.