Günümüzde, teknoloji ve/veya dijital oyun bağımlılığı, “küresel salgın” boyutuna ulaşarak toplum ve halk sağlığını tehdit eder hale gelmektedir.
Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla gündemimize giren dijital oyun bağımlılığı, çocukların/ergenlerin/gençlerin aile, okul ve sosyal çevreyle olan bağlarını kopararak sosyalleşme süreçlerini ciddi şekilde zedelemektedir.
Yapılan araştırmalar, bu oyunların büyük bir kısmının temelinde şiddet unsurlarının yattığını göstermektedir.
Düşmanlık, rekabet ve saldırganlık gibi negatif değerler üzerine inşa edilen bu dijital evren; şiddetin sınırlarını bulanıklaştırmakta, başkasına verilen zararı bir eğlence aracı olarak sunmakta, bireylerde empati yoksunluğuna yol açmaktadır.
Daha da endişe verici olan, dijital oyunların büyük oranda “şiddet” üzerine kurulu olmasıdır.
Kazanma ve yok etme odaklı bu yapay dünya, gerçek hayattaki şiddet algısını çarpıtmakta; fiziksel zararı komik ya da ödüllendirici bir eylem olarak yansıtarak bireyin toplumsal aidiyet bağını koparmaktadır.
Dijitalleşen Dünyada Aidiyet ve Anlam Kaybı
Modern toplumdaki bu dönüşüm; geleneksel denetim mekanizmalarının çözülmesi ve bireyin yapısal bir boşluğa düşmesiyle açıklanabilir. Ailenin koruyucu ve psikolojik destek işlevi zayıflarken, okulların güvenli liman olma niteliğini yitirmesi, gençleri günlük hayatın stresinden ve kronik yalnızlıktan kaçmaya itmektedir. Bir gruba ait olma ve sosyalleşme ihtiyacının fiziksel dünyada karşılık bulamaması, bireyi dijital platformlara yönlendirerek içe kapanma sürecini hızlandırmaktadır. Neticede, toplumsal bağların zayıflamasıyla oluşan bu otorite ve anlam kaybı, dijital oyun bağımlılığını sığınılacak alternatif bir gerçeklik haline getirmektedir.
Siverek ve Maraş okul saldırıları, faillerin profili üzerinden incelendiğinde, dijital mecralarda filizlenen yeni nesil radikalleşmenin ve sanal şiddetin gerçek dünyaya taşınmasının sarsıcı birer örneğidir. "İncel" ve "manosfer" gibi kapalı çevrimiçi ağlar ile C31k benzeri platformlar, ergenlerin kimlik arayışını istismar ederek şiddeti bir güç gösterisi ve meşru bir sosyalleşme aracı olarak sunmaktadır. Bu dijital alt kültürler, nefret dilini mizah ve oyunlaştırma yoluyla normalleştirirken gençlerin gerçeklik algısını aşındırmakta, sosyal kapanmayı derinleştirerek şiddet eğilimli marjinal bir aidiyet inşa etmektedir.
Alfa Kuşağında Çarpık Sosyalizasyon
"İncel" ve benzeri radikal forumlar; bireysel dışlanmışlık ve öfkeyi kolektif bir nefret söylemine dönüştürerek, şiddeti meşrulaştıran yapay bir sosyalleşme alanı sunmaktadır. Özellikle dijital dünyaya doğan Alfa Kuşağı, yüz yüze iletişimin gerilemesiyle birlikte aidiyet arayışını bu kapalı çevrimiçi gruplarda sürdürmektedir. "Dijital getto" olarak tanımlanabilecek bu izole alanlarda gerçek toplumsal temasın zayıflaması, duygusal izolasyonuberaberinde getirmekte; bireyin kabul görme ve özsaygı ihtiyacı tamamen "like" ve "etkileşim" odaklı sanal onay mekanizmalarına bağımlı hale gelmektedir. Sonuç olarak, geleneksel bağlardan kopan bu nesil için temel insani duygular artık gerçek hayatta değil, sanal ağların algoritmik düzeninde inşa edilmektedir.
Küresel bir harekete dönüşen "incel" "manosfer" gibi dijital alt kültürler; bireylerin fiziksel yetersizlik, başarısızlık ve statü kaybı üzerinden yaşadığı hayal kırıklığını kolektif bir nefret söylemine tahvil eden kapalı ekosistemlerdir. Sosyolojik açıdan bu platformlar, "erkeklik krizi" ve toplumsal dışlanmışlık hissini örgütlü bir öfke diline dönüştürerek, bireyi yerleşik normlarla çatışan toksik bir kimlik inşasına itmektedir.
Maraş’ta gerçekleşen ve Türkiye’nin ilk "incel" saldırısı olarak kayıtlara geçen olay, bu dijital radikalleşmenin ulaştığı tehlikeli boyutu somutlaştırmaktadır. Failin küresel figürleri idolleştirerek benzer bir veda manifestosu hazırlaması, sanal dünyadaki şiddet ideolojilerinin coğrafi sınırları aşarak gençlerin gerçeklik algısını nasıl bütünüyle ele geçirebildiğini göstermektedir. Bu vakalar, bireysel bunalımların küresel şiddet anlatılarıyla birleştiği yeni ve sınır tanımayan bir toplumsal risk alanına işaret etmektedir.
Bütüncül ve Onarıcı Yönetişim Modeli
Dijitalleşmenin ürettiği yeni radikalleşme ve şiddet dinamikleriyle mücadele edebilmek için RTÜK veya BDDK benzeri, özerk ve düzenleyici bir "üst” kurulun oluşturulması önemlidir.Bu kurul, riskleri önceden saptayan, proaktif ve dijital okuryazarlığı kamusal bir savunma mekanizmasına dönüştüren stratejik bir merkez işlevi görmelidir.
Dijitalleşmenin yarattığı toplumsal risklerle mücadele, aile, eğitim ve dijital mecraların eşgüdüm içinde hareket ettiği bütüncül ve onarıcı bir kamu politikasını zorunlu kılmaktadır. Bu politikanın merkezinde, devasa kârlar elde eden platform şirketlerinin içeriklerinden dolayı hem yasal hem de ahlaki olarak sorumlu tutulması ve bağlayıcı yaptırımlara tabi kılınması kritik önem taşımaktadır.
Güçlü bir eğitim ekosistemi, dijital çağın sosyal, ekonomik ve kültürel dinamikleriyle uyumlu biçimde yeniden kurgulanmalıdır. Büyük okul yapıları ve kalabalık sınıflar azaltılmalı; öğrenme ortamları öğrenciyi çeken ve sosyal katılımı artıran bir nitelik kazanmalıdır.
Eğitim, sıkıcı müfredat ve boğucu ders yükünden arındırılarak kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlerle zenginleştirilmeli; kamusal ve demokratik bir pedagojik anlayış temel alınmalıdır. Hiç kuşku yok ki böylesi bir yaklaşım, gençleri dijital radikalleşme, şiddet ve sosyal yabancılaşma risklerinden uzaklaştırarak onları onurlu ve güvenceli bir geleceğin öznesi haline getirebilir. Çünkü eğitim, sadece mevcut dünyaya uyum sağlamak değil, daha iyi bir dünyayı birlikte kurma iradesidir; nitekim eleştirel pedagojinin öncüsü
Paulo Freire'nin de belirttiği gibi:"Eğitim dünyayı değiştirmez; eğitim, dünyayı değiştirecek olan insanları değiştirir."
Çok Okunanlar
Trabzon'da hafif sıklet maçında Türk ve Rus boksör arasında kavga
İstanbul'da metro tünelinde su sızıntısı: Seferler değişti
Osimhen'de son söz hakem Yasin Kol'da olacak
Donald Trump'a silahlı saldırı girişimi
Nisan ayında yapılan son ankette dikkat çeken tablo
Suriye’yi 'aldık' da kimlere kaptırdık?!
Köy otobüsüne bombalı saldırı: 14 ölü, 38 yaralı
Türkiye neden çöktü, nasıl yeniden kurulur?
Yavaş'tan belediyelere yönelik operasyonlara karşı tarihi çağrı!
Edda Mussolini’nin diplomat eşi ve Çinli mareşal aşığı