Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4793
Dolar
Arrow
43,4783
İngiliz Sterlini
Arrow
59,4706
Altın
Arrow
6787,7637
BIST
Arrow
10.729

Mübadele: Akşam olunca bir türkü başlar!

Bazı tarihler vardır; takvimde bir gün olarak durur ama insanın bilincinden hiç çıkmaz.

30 Ocak 1923 de böyledir. 

O gün, bulanık suları olan bir göl kıyısında atılan imzalar, milyonlarca insanın hayatını yerinden oynattı. 

Taş yerinde kaldı, toprak yerinde kaldı; insanlar yerinden edildi.

İsviçre’nin Lozan kentinin güneyinde, Cenevre Gölü’nün kıyısında Ouchy (Uşi) Şatosu’nun duvarları soğuktu. 

İçeride devletler konuştu, dışarıda hayatlar sustu.

“İstikrar” dendi, “barış” dendi. 

Haritalar rahatladı. Ama insanlar ayrıldı.

Komşuluk bir gecede bitti.

Aynı göğün altında yaşayanlar, aynı toprağın ekmeğini yiyenler, bir kalem darbesiyle karşı kıyıya savruldu.

(Türk muhacir anne, oğlu, komşusu)

Acı, karabulutlardan daha karaydı!

Çürümüş Osmanlı’nın çok sesli, çok renkli dünyası çoktan çözülmeye başlamıştı.

Yüzyılların içiçeliği; savaşların, kısır milliyetçiliğin, büyük güçlerin, emperyalizmin hesapları arasında parçalandı.

Dar kalıplarla ülkelerin sınırları çizilirken yeniden, insan hayatı bu çizgilerin dışında kaldı.

Mübadele denildi buna.

Ne kadar sessiz ne kadar kibar bir kelime…

Oysa sözün özü şuydu: Git.

(Balkan muhacirleri)

Dil sorulmadı, alışkanlık sorulmadı, hatıra sorulmadı.

Sadece din soruldu. Öyle ayrıldı insanlar; inancına indirgendikten sonrayola çıkarıldı.

Kimi sacın altındaki yemeğini bırakıp çıktı evden.

Kimi beşiğe bir daha dönemedi.

Kimi gelinlik çeyizini, bir saksı pembe sardunyasını bıraktı geride.

Kimi sevdalısını.

(Rum muhacirler)

Kimi kapısının eşiğine son kez baktı.

Alabildiyse birkaç eşya, soluk fotoğraf aldı yanına.

Ayaklar yalındı, bohçalar hafif; yük, yürekteydi.

Gidenler yabancı oldu. Gelenler de.

(Muhacir Balkanlı aile. Üzgünler ve yalınayaklar.)

Anadolu’dan Yunanistan’a giden Rum, fazla Anadolulu bulundu.

Balkanlardan Anadolu’ya gelen Müslüman, fazla Balkanlı sayıldı.

Her iki yakada da sokakta aynı cümle dolaştı: “Bunlar bizden değil.”

Aynı acı, farklı dillerle söylendi.

Cumhuriyet yeni doğmuştu; yoksuldu ama kapısını kapatmadı muhacirlere.

Bir çatı verdi, bir tarla, bir iş.

Yeni yerlere göçüldü, eski hayatların üzerine.

Ama insanın asıl evi yalnız toprak değildir.

Ev, hafızadır.

Ve hafıza uzun süre sızladı.

Yıllar geçti.

Mübadiller çalıştı, üretti, kök saldı.

(Midilli Balçık/NeesKidones Köyü’nde bir Türk çeşmesi)

Bu toprağın ekmeğinde onların teri, taşında emeği, kültüründe izleri var bugün.

Ama akşam olunca, bir türkü çöker sofraya.

Ses kısılır, söz azalır, gözler uzaklara dalar.

Torunlar sorar: “Nereliyiz biz?”

Cevap tek kelimelik değildir.

Geriye ziyarettir, eski çeşmelere, eski taş yollara ulaşmak

Dernekler kurulur, yollar aşılır.

Köhne evlerin aşınmış kapı eşikleri bulunur, kireci dökülmüş duvarlara dokunulur.

Neler anlatmaz ki demir tokmaklı kapılar.

Karşı kıyıda, yaşlı gözlerle kucaklaşılır.

Barış belki de tam burada başlar: hatırlayarak, yüzleşerek.

30 Ocak 1923 ne yalnız doğruydu ne yalnız yanlış.

(Evini barkını bırakmış, göçüyor)

Bir zorunluluktu belki, ama ardında ağır bir insanlık borcu bıraktı.

Bu yüzden o gün, yalnız bir tarih değil, tarihinvicdanıdır.

Ve hâlâ rüzgârla birlikte şu sesler gelir:


Sözler ateş olur yürekler yakar

Akşam olunca bir türkü başlar

İki yürek arasında bölünür zaman

Gidenin adı kalır rüzgârda


“Févgume, alla i mními den févgi

Biz gideriz, ama hafıza gitmez.”


Bugün Yunanistan nüfusunun üçte bir mübadil.

Türkiye’de 10-15 milyon mübadil evladı var.

Bir daha böyle fırtınalar olmasın.


Sefa Taşkın

(İkinci kuşak Midilli ve Yenice/Selanik mübadili).

01.02.2026

Karşıyaka/İzmir