Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,9333
Dolar
Arrow
37,9403
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3798,0000
BIST
Arrow
9.484

Atatürk'ün Üniversite Reformu

Atatürk 1933 yılında bir ıslahat komisyonu kurduruyor. O yıl 150 hocası olan Darülfünun’un 90 hocası işten çıkarılıyor, sadece  bilim insanlarının yer aldığı bir kadro kuruluyor. Aynı yıl Darülfünun İstanbul Üniversitesi adını alıyor.

O tarihten 3 yıl önce, 1930 yılında Atatürk Darülfünun’u ziyaret eder. Sorduğu bilimsel ve teknik sorulara tatmin edici cevaplar alamaz. Üzülür. Üniversiteninin  uluslararası düzeyde, diğer ülkelerle rekabet edici nitelikte olması gerektiğini savunur.  Bu nedenle 1933 yılında Darülfünun İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürüldüğünde, tüm Devlet gelirinin yüzde 1’i her yıl üniversiteye aktarılır.

1933’te Atatürk’ün önceliğinde gerçekleştirilen üniversite reformu, Türk yükseköğretiminde bir dönüm noktasıdır. 2252 sayılı yasa ile İstanbul Darülfünun kaldırılıp yerine İstanbul Üniversitesi kuruluyor.  Darülfünun kadrosundan çıkarılan 90 hoca, devlet kadrolarından farklı görevlere atanıyor. Hiçbiri işsiz bırakılmıyor!

Yeni kurulan üniversiteye ise yurtdışından hocalar getiriliyor. Bilimde öncü olan Almanya o dönemde Nazi işgaline uğrayınca, Atatürk bu durumu bir fırsat olarak görerek, Almanya’dan kaçan birçok yahudi akademisyeni Türkiye’ye davet ediyor. Tek bir isteği oluyor Almanya’nın değerli akademisyenlerinden; Türkçe öğrenmeleri!  

Alanında en değerli hocalar İstanbul Üniversitesi’nde ders vermeleri için İstanbul’a geliyor. Hatta Atatürk Einstein’a bile mektup yazarak İstanbul Üniversitesi’ne davet ediyor. O dönemde henüz uluslararası tanınırlığı olmayan fizik profesörü Einstein, Türkiye’ye gelmeyi kabul etmiyor, ABD’ye sığınıyor. Einstein’ın Atatürk tarafından takip edilip, ülkemize davet edilmesi, Atatürk’ün bilime verdiği önemi ve değeri bir kez daha gözler önüne seriyor.

İstanbul Üniversitesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin yükseköğretim geleneğinde “İlklerin Üniversitesi” olarak önemli bir yer edindi. Köklü üniversite, Türk akademisinin geçmişi ile geleceği arasında her zaman bir köprü niteliği taşıdı. Darülfünun döneminden bugüne dek, Türkiye’nin kalkınmasında rol oynayan pek çok hekim, akademisyen, hukukçu, biliminsanı, siyasetçi İstanbul Üniversitesi’nden mezun oldu.

Bu nedenle, Türkiye’nin en köklü, en prestijli üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin mezunu olan, İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 31 yıllık diplomasını iptal kararı, bir skandal olarak tarihimize geçecek.

İstanbul Üni. Öğrencileri, “Bugün İmamoğlu’nun elinden alınan diploması, yarın bizim de elimizden alınır. Bilim ve akademinin tarafsızlığı korunmak yerine, alınan bu kararla üniversitemizin kurumsal itibarı zedelenmiştir” diyerek, ilk adımı attılar. İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin haklı ayağa kalkışı, ülkedeki korku duvarını yıktı. Lokomotif gücü gençler olan Türkiye’nin güncel direniş haritası, Kuzey Kıbrıs, Avrupa bir ve ABD’nin birçok çok kentine ulaştı.

İstanbul’daki protestolarda  gözaltına alınarak tutuklanan 301 genç, ne yazık ki hâlâ içerde tutuluyor. Onları yalnız bırakmayan, durumlarını kamuoyu ile paylaşan İstanbul barosunun avukatları, gençlerin bazı adli tutuklular tarafından zorbalığa uğradıklarını dile getirdi. Anne ve babaları Silivri Cezaevi’nin önünde çocuklarına destek olmak için nöbet tutmaya başladılar. Anne Baba Dayanışma Ağı’nı kurdular. Sosyal medya hesaplarından güncel durumu paylaşıp, çocukları için destek bekliyorlar. En hakiki destek bu öğrencileri okutan bilim insanlarından gelmeliydi diye düşünüyor insan.  ODTÜ burada da gücünü gösterdi. ODTÜ’lü  hocalar öğrencileriyle birlikte yürüdü. Bu dayanışma büyümeli, 301 genç haketmedikleri zindandan çıkmalı…