Son Dakika... Tutukluluk hallerinin devamı istenmişti: Casusluk davasında ara karar açıklandı
Casusluk davasında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluk hallerinin devamı talep edildi. Ara kararını açıklayan mahkeme 4 kişinin tutukluluğuna hükmetti. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz'a ertelendi.
Casusluk davasında savcı esasa ilişkin ara mütalaasını açıkladı.
Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün ‘casusluk' iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada savcı tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi.
Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “Siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz'da görülecek.
13.15 | ARA KARAR BEKLENİYOR
Casusluk davasında ara karar için ara verildi.
Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken, “Ayağınıza sağlık. Ara karara gelmeyeceğim. İBB davasına geçeceğim. Şimdi kötü bir laf ederim başıma iş açılır” dedi.
11.40 | GÜN: "BEYANLARIM 'ETKİN PİŞMANLIK' OLARAK KABUL EDİLDİ"
Son olarak Hüseyin Gün mütalaaya karşı savunmasına başladı. Geçtiğimiz pazartesi günü kendisine sorulan “örgüt yöneticisi misiniz?” sorusuna yanıt vermeyen gün, bu soruya yanıt vererek konuşmasına başladı.
Gün şu ifadeleri kullandı:
“Casusluk davası ile bir irtibatı olmadığını düşündüğüm için o sırada cevap vermedim ve susma hakkımı kullandım. Savunmamın bütünlüğü açısından faydalı olacağı için bu soruya huzurunuzda cevap vermek istiyorum. Ben bir örgüt yöneticisi değilim; örgüt kurmadım ya da bir örgütün üyesi değilim. Aynı zamanda varlığı ileri sürülen bir örgüte de bilerek yardım etmedim. Ben gerek emniyette verdiğim ifadede gerekse huzurunuzda verdiğim ifadede bildiklerimi devlet terbiyesi ve haysiyeti içinde tüm samimiyetimle aktardım ve bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam.
Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir; ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Zaten Sayın Başkan, ben emniyetteki ifademde ne örgüt yöneticisi olduğumu ne de casus olduğumu veya casusluk suçunu işlediğime dair herhangi bir ikrarda bulunmadım. Olmayan bir şey var olamaz.
Ben casus değilim. Jön Türk felsefesini kendine şiar etmiş, devletime, sadece ve sadece devletime... Partili değilim ama benim için esas olan devlettir. Yurt dışında birçok icraatta bulundum. Ben buradan tüm devlet büyüklerine sesleneyim ve bilhassa MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 31 Mart 2026'da meclisteki grup toplantısındaki konuşmasını referans göstereceğim izninizle. O günkü konuşmasında Sayın Bahçeli, FETÖ'nün hortladığını ve tekrardan aktifleştiğini, hareketlendiğini söylemiştir. Bu minvalde bu iddianame külliyen yok hükmündedir. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını ifşa ettim? Kime servis ettim? Ne çıkar sağladım?
Şimdi iddianamede yazıyor; yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD'mışım, hem CIA'ymişim hem de MI6. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ben 10,5 aydır tecrit altında olmama rağmen çözebildim.
Sayın Başkan, burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Sayın Başkan, kıymetli heyet; bu olacak iş değil. Yani sadece ocu, bucu, şucu olmadan Türk olmak yetmiyor mu? İlla bir mahalleden mi olmak lazım? İlla birisinin adamı mı olmak lazım? Ben sadece sade bir Türk vatandaşıyım. Ülkemi, toprağımı ve bayrağımı severim; bunun aksini gösteren hiçbir delil ne dosyada olabilir ne de dijital materyallerde olabilir.
Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu'na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu, Türk milletine ve seçmenine hakarettir. Seçimleri Sayın Başkan, aday kazanır; yazılım değil. Yazılım sadece yüzde 1 veya bir tık üstü yardımcı olabilir, başka hiçbir açıklaması yoktur. Hele bilhassa 10 gün içinde olması mümkün değil. Diyeceklerim bunlardan ibaret. Ben sadece Yüce Türk Yargısı'na güvenimin tam olduğunu bilmenizi isterim. Bugün olmazsa yarın; ama adaletin tecelli edeceğine inancım tamdır.”
Duruşma, avukat savunmalarıyla devam ediyor.
11.30 | ÖZKAN'DAN TAHLİYE TALEBİ
Necati Özkan, savunmasının son kısmında tahliye talebinde bulunarak şunları dile getirdi:
“Burada ‘delile dayanmadan, ispata dayanmadan senden şüpheleniyorum, seni tutukluyorum’ kafası var. Adalet yoksa hiçbirimizin uyacağı ve onaylayacağı bir irade de söz konusu olamaz. Adaletin olmadığı bir iradeye hiç kimsenin boyun eğme ihtimali de kalmaz. Adaleti olmayan bir iradeye karşı durmak da bir vatandaşlık ve insanlık görevi olur. Dolayısıyla biz sizden, Sayın Mahkememizden sadece adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz.
Adaletin gecikmesinin kimse adına bir faydasının olmadığını da söylemek istiyorum. Bir Anglosakson deyişi vardır: ‘Bir masum içeride kalacağına 99 suçlu dışarıda gezsin evladır’ derler. Tek bir masuma zulmetmenin bütün bir toplumu çürütmekle eş anlama geldiğini söylerler.
Ben masumum Sayın Başkanım, Sayın Heyet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım; hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu davanın ve dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey'i ve Merdan Bey'i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin.”
11.20 | ÖZKAN İDDİANAMEYE TEPKİ GÖSTERDİ
Yanardağ’ın ardından savunma için Necati Özkan söz aldı.
Özkan da İddianameye tepki göstererek, “Çıkar amaçlı bir iddianameden bahsediyoruz. Burada tek bir çıkar var. O çıkarı gerçekleştirebilmek için bu iddianame hazırlanmış ve bu çıkar bize şunu söylüyor: ‘Ekrem İmamoğlu'nu içeride tut, Merdan Yanardağ'ın malına el koy.’ Özeti bu; başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.
Necati Özkan, hem İBB Davası hem de Casusluk davasında somut delil olmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Dün de söylemiştim; olmayan bir koyundan çift post çıkarma çabası bu. Hem İBB davası hem casusluk davası. İkisinin anlatmaya çalıştığı şey de aynı ve ikisi de dayanaksız. İkisinde de herhangi bir delil yok; Sayın Savcı'nın yorumları var, o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Tümüyle mücerret yorumlar.”
11.00 | "DİKTA HUKUKU İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Ekrem İmamoğlu’nun ardından sanık kürsüsüne gelerek savunma yapan Merdan Yanardağ “Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor. Mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar” dedi.
İddianameye ilişkin eleştirilerde bulunan Yanardağ, “Öyle bir iddianameyle yüz yüzeyiz ki ben 12 Eylül mahkemelerinde yargılandım, 12 Eylül döneminde böyle bir iddianame yoktu” ifadelerini kullandı.
Yanardağ, “Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi?” diye sordu.
Merdan Yanardağ, “Bu ülkenin cumhuriyetçilerine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Niye? Bir darbe rejimi var. Neden? Rejimi değiştirecekler. Niye? Cumhuriyetin tasfiye sürecinden geçiyor bu ülke. Niye Ekrem İmamoğlu'ndan korkuluyor? Çünkü onları yenebileceğini gösterdi” dedi.
Yanardağ, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Böyle bir tarihsel dönemde inanıyorum ki, dün de söyledim, bir paralel yapılanma var. Ağır ceza savcıları ve sulh ceza hakimlikleri üzerinden giden, ciddi bu konuda kuşkum var. Ama ben adliyenin çok önemli bir bölümünün; Cumhuriyetin değerlerine, hukukun üstünlüğü ilkesine, evrensel hukuk normlarına uygun hareket ettiğini düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum. Mahkeme kararınız bunun böyle olup olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Toplumsal barışa katkıda bulunmanızı talep ediyorum. Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum.”
10.50 | İMAMOĞLUNDAN SAVCININ MÜTALAASINA TEPKİ
Mütalaaya yönelik eleştirilerde bulunan İmamoğlu, “Başka hangi bilgiye ihtiyacınız var? Geçelim yani, geçelim. Ha, şunu deseydi anlardım: ‘Şimdiki MİT Başkanı gelsin, bir dinleyelim.’ ‘Vay, ne cesur bir iddia makamı’ derdim. Mesela gelsin konuşsun. Niye lal oldu? Niye konuşmuyor mesela? Veya geçmiş dönemlerde şahsın daha iyi anlatılması, anlaşılması için bakanlık yapmış insanlar ya da Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmış insanlar gelsin dinlensin deseydi; ‘Aa ne kadar güzel, bravo’ derdim. Ve bunlar olsaydı bir mantığı vardı yani. Ama yok” dedi.
İMAMOĞLU KENDİSİ İÇİN DEĞİL, YANARDAĞ VE ÖZKAN İÇİN TAHLİYE TALEP ETTİ
İmamoğlu, savunmasının son kısmında kendisi için değil, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakkında tahliye talebinde bulunarak şunları söyledi:
“Direnmek kadar büyük bir mücadeleyi vermenin kararlılığı içerisindeyiz. Bu mücadelenin sonucu da milletin zaferiyle sonuçlanacaktır. Bu buradan bilinsin. Eğer tutuklamanın devamı talebine ilişkin bir mütalaaya karşı diyeceğimi soruyorsanız; cevabım çok yalındır: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ'ı tahliye ediniz. Benim bu tutuklamaya karşı görüşüm ve talebim budur.
Türk yargısının şerefli, namuslu fertleri olarak, bu yüz karası durumdan bu milleti bir an önce kurtarın. Kurtarın. Başınızı yastığa rahat koyamazsınız, çok net. Bu ülkenin rayından çıkmış bu yargı düzeninin düzelmesine katkı sunmak zorundasınız. Hukukun, adaletin namusunu koruyun.
Bu salonda görülen bu dava, zannetmeyin basit, sıradan bir dava; uydurma casusluk ve vatana hainlik davası değil, gerçekten milletin bekası, geleceğiyle ilgili çok önemli bir davadır. Bu bağlamda lütfen bu ızdıraba, bu eziyete, bu rezilliğe son verin.”
10.25 | İMAMOĞLU: 'İDDİA MAKAMININ İPE UN SERECEĞİNİ TAHMİN EDİYORDUM!'
Cumhuriyet'in aktardığına göre, mütalaaya karşı savunma yapmak için kürsüye gelen Ekrem İmamoğlu, “Bu iddianame hukuk cinayetidir. Talimat doğrultusunda her şeyi yapabilecek kişilerdir” dedi.
İmamoğlu, “İddia makamının ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Benim için fark eden bir şey yok. Aynı kara düzen devam etmektedir. İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.
10.20 | MÜTALAA AÇIKLANDI
Duruşma savcısı tutukluluklara ilişkin ara mütalaasını açıkladı.
İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluğunun devamını talep etti.
"TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA..."
Savcı, mütalaasını şu ifadelerle açıkladı:
“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan İBB'ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenilmesi; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtlarının tespiti; söz konusu IP adresleri üzerinden hangi kullanıcı hesaplarıyla giriş yapıldığının erişim, tarih ve saat bilgileriyle birlikte tespiti ve bu doğrultudaki log kayıtlarının tespitinin istenilmesi.
MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü'nden; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan temin edilen İBB'ye ait kullanılan IP adresleri ve kullanıcı bilgileri ile ilgili olarak iddianamenin 111, 122 ve 123. sayfadaki görsellerde yer alan e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti; e-mail'lerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB'de çalışıp çalışmadıklarının tespiti; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik log kayıtlarının tespiti; ilgili e-mail hesapları üzerinden ibb.gov.tr uzantılı sistemlere bağlı mail server, VPN, active directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti.
Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının tespiti; gelen ham verilerin düzenlenerek rapor haline getirilmesinin istenilmesi; iddianamede ve sanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin istenilmesi; tanıklar için işlem tesisi; sanıkların ve sanık müdafilerinin taleplerinin dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşıldığından reddine karar verilmesi; sanıkların üzerine atılı suç bakımından suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırları, tutuklu kalınan süre ile atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk süresinin ölçülü olduğu.
Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı, adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağı değerlendirilmekle; bu aşamada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.”
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Savaş bulaşıcıdır
AKP'ye geçen Burcu Köksal'dan, Özgür Özel hakkında yeni açıklama
Çıtlık!…
Birey olmadan medeniyet olmaz
Fatih Altaylı'dan AKP'nin transferleriyle ilgili çarpıcı Erdoğan yorumu
Öngörülemezlik ve Özgürlük
CHP’li eski kurmay 'mutlak butlan' ile ilgili ne dedi?
Yandaş gazeteciden 'Bir büyükşehir daha AK Parti'ye katılacak' iddiası
İthaf
Şişli Belediyesi’nde kayyum değişimi