Barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi ihtiyaçların güvence altında olmadığı, bırakalım yarını, bugünün bile asgari hak temelli yaşamdan uzak olduğu bir yerde gerçek anlamda demokrasiden, insan haklarından, cumhuriyetten bahsedebilir miyiz?
Yazıya bu soru ile başlamamın bir sebebi var elbette. Geçtiğimiz günlerde emekliler eyleminde, kendisi de emekli bir polis olan Ali Şekeroğlu eylem yerinde canına kıydı. Elindeki dövizde şunlar yazılıydı: “Para için değil, onurumuz için.” Evet, mesele tam da bu beş kelimede özetlenmişti aslında. Mevcut toplumsal ve ekonomik yapı, insanın onurunu elinden almaya çalışıyordu. Zira onur, aynı zamanda insanın kendine duyduğu saygı, şeref, haysiyet gibi anlamlara geliyordu. Temel hakların elinden alındığı, neredeyse günübirlik bir yaşamın bile ortadan kalktığı bir noktada saygıdan bahsetmek mümkün olmuyordu. Böyle bir ekonomi-politik çizgi izleyenlerin size saygı duyması mümkün değildir. O hâlde sizin tam da ihtiyaç duyduğunuz saygıyı, şerefi, hakkı korumak adına yola çıkmak, onurunuzu haykırmanız gerekir. Şekeroğlu’nun dövizinde yazan bu haykırıştı. Egemen ideolojik, politik düzenin yok ettiği aynı zamanda insanın onuruydu çünkü.
Kapitalist düzende emeğin değeri değil, maliyeti vardır. Bir kapitalist için emek maliyeti, iş yerinde kullandığı vida maliyetinden farksızdır. Onun için size açlık sınırının altında bir rakam dayatabilir, hükümete de bunu kabul ettirebilir. Bunlar afaki sözler değil, bizatihi Türkiye ölçeğinde de yaşadığımız korkunç gerçeklerdir. Türk-İş’in Ağustos 2026 verilerine göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37.388 TL. Peki, asgari ücret bugün ne kadar? 28.075 TL. En düşük emekli maaşı ise 23 bin lira civarında. Bakın, açlık sınırından, yani asgari mutfak ihtiyaçlarından bahsediyorum. Böylesi bir ortamda hangi onurdan, saygıdan, saygınlıktan bahsedebiliriz?
Kapitalist sistemin emekçilere reva gördüğü tutumu insanlıkla bağdaştırmak elbet mümkün değil. Lakin buna karşı koyacak, toplumsal onuru, adaleti, eşitliği sağlayacak da yine emekçilerdir, insanın bizatihi kendisidir. Hatırlanacağı üzere, yine geçtiğimiz günlerde İspanya’da 87 yaşındaki bir kadın evden çıkarıldığı için İspanya halkı insanlık onuru için sokaklara döküldü, kitlesel gösteriler düzenledi. Çünkü İspanyollar, yitip gidenin aynı zamanda insan ve onun hakları olduğunu görüyorlardı. Buna sahip çıkmanın yolu da konforlu açıklamalar, sosyal medyada yazılan iletiler değil, sokaktı. Çünkü sokak, demokrasinin başka bir adı, cumhuriyetin varlığıdır. Sokağın olmadığı yerde yönetim ve yönetmek adına kullanılan bütün kelimeler bir kenar süsüdür artık. İtiraz hakkı temelinde politik kesimlerin uyarılmadığı, siyasetin gösterişli kürsülere evrildiği yerde demokrasiden değil, ancak oligarşiden bahsedebiliriz. Sokağının dilinin yok edildiği, adeta nefesinin kesildiği bir ortamda geçerli olan cumhuriyet değil, otokrasidir. Koşulların böylesi ağırlaştığı bir ortamda da çözümün reçetesi yine aynı derinlikte ve yoğunlukta olmalıdır.
İşin en üzücü yanı ise, özellikle içinde geçtiğimiz günlerde, bırakın derin ve yoğun ölçekte yürüyen toplumsal bir muhalefeti, asgari bir muhalefet bile geremiyoruz. Burada bahsettiğim “muhalefet” bloğu siyasi partiler değil. Aksine, iktidar karşısında hakkına sahip çıkan, itirazını bir meşale gibi yanında taşıyıp sokağı da o meşaleyle aydınlatacak halktan bahsediyorum. Bugün olmayan, en genel anlamıyla “halk.” Yukarıda da ifade ettim, evden çıkarılan 87 yaşındaki Maria için İspanyol halkı sokağa dökülürken topraklarımızda bırakın dolup taşan caddeleri, yaprak bile kımıldamadı. Bu, açıkça söylemek gerekirse, bir utançtır. Ve bu utanç hepimizin hanesine yazılacak bir not olarak kalmalıdır. Evet, bu sokağın bedeli olabilir, olmuştur da. Lakin bedel ödemeyen toplumların akıbeti ve yaşayacakları da ortadadır. Dolayısıyla ödemediğimiz her bedel açlık, yoksulluk ve genel bir hak kaybı olarak bize geri dönecek, sessizliğimiz oranında bizi o korkunç koşullarla karşı karşıya bırakacaktır.
Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki insan, eylemleri, sesi, tavrı ve itirazlarıyla insandır. Bahsettiğimiz değerler ne oranda azalırsa insandan geriye de o kalacaktır.
Çok Okunanlar
Gaziantep’te otomobil ile otobüs kafa kafaya çarpıştı
Fon soruşturmasında 42 kişinin mal varlığına tedbir
Eşinin mal varlığına tedbir kararı sonrası Mustafa Sandal'dan açıklama geldi
Aziz Yıldırım Fenerbahçe’nin transfer borçlarını açıkladı
Fenerbahçe’de yönetim kuruluna 9 proje için yetki
İstanbul için kuvvetli sağanak ve fırtına uyarısı
D-100'de yol çalışması: Kilometrelerce kuyruk oluştu
Tera Portföy CEO’su gözaltına alındı
Fenerbahçe'de kritik mali kurul sona erdi
15 Temmuz’un kilit ismi Adil Öksüz hakkında yeni iddia