Kızılbaşlar yani Aleviler deyince tarihte akla gelecek isimlerden biri de hiç şüphesiz devrin önemli Şeyhülislamlarından biri olan Ebussuud’tur. Zira fetvaları arasında Kızılbaşlar da vardır. Üstelik Şeyhülislamın dilinden dökülenler öyle hayra alamet ifadeler değildir. Biz o fetvalarda kanı, kıyımı, etkileri itibarıyla yüzlerce yıl sürecek Kızılbaş düşmanlığını da görürüz. Birazdan onları paylaşacağım fakat ona geçmeden önce Şeyhülislam’ın hayatına dair birkaç not aktarmak istiyorum.
1490 yılında İstanbul’da dünyaya geldi; Ebussuud künyesi: Arapça, “uğurların babası” veya “en mübarek kimse” anlamlarına gelmekte. Asıl adının Mehmet (Muhammed) olduğu belirtilmekte. Babası Bayrami-Şemsi tarikatı şeyhi Şeyh Yavsi’dir. II. Bayezid Amasya’dayken Şeyh Yavsi ile aralarında bir dostluk gelişir, ondan dersler alır. Padişah olduğunda da onu İstanbul’a çağırır. Kendisi için tekke inşa ettirir. Haliyle Ebussuud ilk derslerini babasından alır, bu alanda kendini yetiştirir. Yıllar böyle geçer ve nihai olarak Çankırı Medresesine ataması çıkar fakat tereddüt gösterince bu kez İnegöl İshak Paşa Medresesine atanır. Yıl 1520, kendisi henüz 30 yaşındadır. Sonra kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başlar. İstanbul Kadılığı, Rumeli Kazaskerliği derken 1545 yılında Şeyhülislam olur. Artık 55 yaşındadır.
Şeyhülislam 30 yıla yakın bu görevde kaldı. 6 çocuğu olduğunu biliyoruz. 84 yıl yaşadı, mezarı İstanbul Eyüp’tedir.
Ebussuud’un Kızılbaşlarla ilgili fetvalarına geçmeden önce birkaç tarihi notu daha aktarmak istiyorum. Yavuz Sultan Selim ile Safevi Devleti lideri Şah İsmail arasında yaşanan ve etkileri itibarıyla Kızılbaşları da ilgilendiren Çaldıran Savaşı sırasında Ebussuud henüz 24 yaşında bir medrese talebesidir. O dönemde de Kızılbaşlarla ilgili menfi fetvalar yayımlanır. İki devlet arasındaki siyasal kavgalar uzun yıllar devam eder. Ebussuud’un Kızılbaşlarla ilgili fetvaları ise şeyhülislam olduğu yılların akabinde gerçekleşir.
Bakın o fetvalarda neler söylemiş Ebussuud.
Soru: Kızılbaş topluluğundan olanların, şeriat açısından öldürülmeleri helâl midir? Onları öldüren kişi gazi sayılır mı ve Kızılbaşlar tarafından öldürülenler şehit olur mu?
Cevap: Evet, olur. Bu, büyük bir gazadır ve böyle öldürülen kişi büyük bir şehitlik mertebesine ulaşmış olur.
Fetvanın devamı da bir o kadar önemli ve çarpıcı: Zira, Ebussuud’un fetvaları konuşulurken o dönemde yaşanan Osmanlı- İran çatışmaları hatırlatılır ve Şeyhülislamın bu fetvaları isyancılar için verdiği ifade edilir.
Bakalım, tek mesele isyancılar konusu mu, tek sorun “politik” mi?
Soru: Öldürülmelerinin dinen helâl olduğu kabul ediliyorsa, bunun sebebi yalnızca İslam hükümdarına karşı isyan ve düşmanlık içinde olmaları ve İslam ordusuna karşı savaşmaları mıdır? Yoksa bunun başka sebepleri de var mıdır?
Cevap: Onlar hem bağî (isyan edenler) sayılırlar hem de çeşitli yönlerden kâfir kabul edilirler.
Görüldüğü üzere Şeyhülislam için tek mesele isyan etmeleri değil, tek gerekçe de isyan değil. O, burada açıkça “başka yönlerden de kafir kabul edilir” diyor. Kafir kabul edilmenin sonuçlarını da tarih söylüyor zaten.
Soru: İmam-ı Âzam’dan nakledilen bir görüşe göre, mürted bir kimse darülharbe (savaş bölgesine) sığınmadan önce yakalanıp esir edilebilir. Buna dayanarak, Kızılbaş kadınlarının esir alınması İslam ordusuna büyük bir güç ve üstünlük kazandıracak, din düşmanlarını ise büyük bir zayıflık ve aşağılanmaya uğratacaksa, bu görüş doğrultusunda hareket etmek dinen caiz olur mu?
Cevap: Caizdir.
Burada da Kızılbaşlar için mürted (dinden dönen) mualemesi yapılırken, kadınların da esir alınmasından bahsediliyor.
Öte yandan dönemin itikadi-politik yapısını anlamak açısından Ebussuud’un kimi sorulara verdiği yanıtlar da çarpıcıdır.
Birlikte okuyalım:
Soru: Zeyd, müezzin Amr ezan okurken, “Bin kere çağırsan da bize senden ulaşan hiçbir şey yoktur.” dese, Zeyd hakkında ne gerekir?
Cevap: Bu söz, ezanla alay etmek anlamına gelir. Bu nedenle kâfir olur; karısı da hâin
Soru: Zeyd, “Yezîd’e lanet olsun; ona lanet etmeyene de lanet olsun.” derse, Zeyd hakkında ne gerekir?
Cevap: Lanet etmeyene lanet etmek dinen meşru değildir. Bir kimsenin Yezîd’e lanet etmemesi, onun yaptıklarını kabul ettiği veya onayladığı anlamına gelmez.
Soru: Zeyd, “Muaviye iyi/hayırlı bir kişi değildir.” dese, dinî hukuk açısından Zeyd’e ne ceza verilir?
Cevap: Ta‘zîr cezası verilir.
Soru: Zeyd, sahabenin ileri gelenlerinden olan Muaviye’ye lanet etse, dinî hukuk açısından Zeyd’e ne ceza verilir?
Cevap: Ağır bir ta‘zîr cezası verilir ve hapsedilir.
Ebussuud Kızılbaşlarla ilgili fetva verirken, isyana katılanlar-katılmayanlar ayrımı yapmıyor. Fetvalarda böyle bir ifade yok. Benzer şekilde kafir olduklarına hükmediyor, mürted diyor, kadınların esir alınmasını onaylıyor. Bunun elbette dünden bugüne toplumsal sonuçlar oldu.
Maraş oldu,
Çorum oldu,
Sivas oldu..
Bu topraklarda yüzlerce yıl “Aleviyim” demeye çekindi insanlar. Çünkü arkasında Ebussuud’un fetvalarında da karşımıza çıkan bir tarih vardı. Bugün farklı açılardan yer yer nükseden Alevi düşmanlığını görmek için o bilinç altının arkasındaki zamana gitmek gerekiyor. Çünkü tarihe yazılan nefret satırları olduğu yerde kalmaz: Kimi zaman bir öfke nöbeti, kimi zaman bir politikacının ağzından çıkan tekfir dili, kimi zaman da televizyonlarda soykırımı çağıran bir söylem gibi karşımıza çıkar. Geçmişten bugüne tanık olduğumuz durumlar bunlar. Altını biraz kazıyınca kimlerin nereden beslendiğini, hangi söylemin etkisi altında kaldığını görüyoruz.
Kaynak: Ebussuud Efendi Fetvaları, İ.A.A yay.
Çok Okunanlar
Girne açıklarında yolcu gemisi alabora oldu
Girne'de alabora olan gemiden ilk görüntüler
Türkiye'nin geleceği yeniden şekillenirken sizin siyasetiniz ne düşündü?
Girne'de batan gemiden kurtulan yolcudan vahim iddia!
Kira sözleşmeleri e-Devlet’te zorunlu olabilir
Hastaneye kaldırılan Cem Yılmaz'dan ilk görüntü
500 bin TL’nin 32 günlük getirisi banka banka hesaplandı
Türkiye’de en çok ziyaret edilen e-ticaret siteleri belli oldu
Güzellik merkezi soruşturmasında hesap yöneticisine tutuklama
Çin’in okyanusu, Türkiye’nin dar denizleri