Yoksulluğu, sefaleti, hukuksuzluğu, kaybolan adaleti görmeyen bir din olabilir mi? Vicdanı sınamıyor mu din? Haksızlık karşısında dilini lal, gözlerini kör, vicdanını sağır eden insanı sınava çekmiyor mu Tanrı? Böyle değil elbette. O hâlde din adına yaşadığımız bu kayıtsız, umursamaz inanç zihniyetini nasıl açıklayacağız?
Bilindiği üzere din adına örgütlenen pek çok dernek, vakıf ve cemaat var. Bir araya geliyorlar çünkü belirli amaçları, gayeleri, dertleri olmalı. Yoksa bir araya gelmenin anlamlı bir sebebi olmaz. Sorun tam burada başlıyor işte. Sözünü ettiğimiz bu örgütlenmelerin neredeyse tamamı yaşanan fakirliği görmüyor, önemsemiyor, dert ve din hanesine yazmıyor bunu. Emekli maaşı ile kiraların bile ödenemeyeceğini ve dolayısıyla emeklilerin sokağa terk edildiğini dile getirmiyorlar mesela. Emekli maaşının bir tık üzerindeki asgari ücretin de bir sefalet ücreti olduğunu, böylesi bir kazancın insan onuru ve haysiyetiyle bağdaşmadığını haykırmıyorlar. “Bu ücretler ile en başta temel haklardan biri olan barınma hakkı ihlal ediliyor, bunun dinde de imanda da yeri yoktur.” demiyorlar. Barınmanın yanına hâliyle beslenme, sağlık, eğitim gibi yine temel hakların da tehdit altında olduğunu o şatafatlı kürsülerden açıklamıyorlar. Hâliyle bize diyorlar ki “Din için bunlar sorun değil, bizim dinimizde böylesi konuların yeri yok, yeri olsa biz dile getirirdik.” Elbette bu kelimelerle kurulmuyor cümleler, lakin sükût ikrardan, itirazın yokluğu ise onaydan geçer. Onaylıyorlar, anlıyoruz.
Peki, bütün bu örgütlenmeler neyi tebliğ ediyorlar? Namaz kılın diyorlar, oruç tutun, içki içmeyin diyorlar? Elbette inanan birisi için bütün bu emirler de tebliğ edilir. İyi ama gözünün önünde yaşanan haksızlığa ses çıkarmayan, sokağa terk edilen komşunu görmeyen, okulda beslenemeyen talebeyi yok sayan, fırsat eşitsizliğine dayanan ekonomik modele itiraz etmeyen birisi namaz kılınca dinin emrini yerine getirmiş mi oluyor? Din ve dolayısıyla Tanrı, insandan ahlak, erdem ve haysiyetli bir yaşam adına böyle bir insan tipi istemiş olabilir mi? Hâliyle ne inanç insandan bunu ister ne de hak ehli bir insan inanç adına bu durumu meşrulaştırabilir. Bu en genel anlamıyla bir inanç krizi, inanç yokluğudur. Krizdir çünkü inanç böyle ellerde tehdit altındadır. Yokluktur çünkü kişisel çıkarlar uğruna, maneviyatın da ruhu yok edilmiş, inanan inançsızlar yaratılmıştır.
Bakın, hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye son on yılda (2015-2025 arası) 38 sıra birden gerilemiş. Bu ne demek biliyorsunuz sanırım. Bu endeks ile bir ülkedeki insan hakları, adalete erişim, yolsuzluk ve otoriterleşme gibi ölçümler üzerinden o ülkenin genel “insanlaşma haritası” çıkarılıyor. Bu endeksteki gerileme hâliyle topraklarımızdaki en temel hakların yokluğunu, toplumsal çürümeyi ve kaybolan yarınları da gözler önüne seriyor. Çünkü saydığımız tüm bu olguların yokluğu aynı zamanda geleceğe bırakılan bir enkazdır. Kurumlar adına, ahlak, etik değerler adına çöken bir toplumun bıraktığı ağır yıkımdır. Ulaşılan bu sonuçlar bilimsel çalışmalarla elde ediliyor. Tıpkı yolsuzluk endeksinde Türkiye’nin 2025 yılında yer aldığı tablo gibi. Türkiye, bu tabloda 182 ülke arasında 124. sıradaydı. Bizimle aynı puanı alan ülkeler arasında Cibuti, Moğolistan, Nijer ve Özbekistan vardı.
O vakit geldiğimiz yer şurası: Din adına örgütlenen kurumlar, açılan okullar, inşa edilen yapılar adaleti, insan haklarını, fırsat eşitsizliğini, gelir dağılımını görmüyor, duymuyor, bunun çilesini dert edinmiyor. Din adına bütün bunların tebliği yapılmıyor. Mikrofonlar bunun için ayarlanmıyor, kürsüler bu dertler için kurulmuyor. Tebliğciler bunlar için sokağa çıkmıyor. O hâlde yaşadıkları dinde insan yok, iyiliğin örgütlenmesi, zulmün lanetlenmesi yok. Holdinglere dönüşmüş cemaatleri, bilançoları kabarık dernekleri, patronları kıskandıran şeyhleri söylüyor bunu. Bir de öldürmeye çalıştıkları dinin içinde yer alan metinleri.
Çok Okunanlar
İsmail Saymaz Kazım Kaşifoğlu’nu oynayan Sedat Savtak röportajını yayımladı
Melis Sezen ifadesinde aylık gelirini açıkladı
Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu
Teröristbaşını konuşmak varken Mansur Yavaş da kim oluyor!..
İstanbul için terk etme vakti
beIN Sports'tan Okan Buruk tepkilerine canlı yayında yanıt
Madrid derbisinde ortalık karıştı
Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?
Mikrofonlar namaza açık, adalete kapalı
Yeni Parti’den CHP’ye vekil transferinde sayı artıyor