Dönemin en zenginlerinden olan Halife Osman aynı zamanda ilk Müslümanlar arasında da yerini almıştı. Peygambere yakın bir isimdi. İki kızıyla evlenmişti, bu yanıyla “aileden” sayılırdı. Ömer sonrası adı halife adayları arasında geçti ve tartışmalı bir seçimden sonra halife oldu.
On iki yıllık hilafet döneminin ilk altı yılı tartışmalara pek konu olmadı. Lakin ikinci altı yıl öyle değildi. Halka göre Halife ganimeti eşit dağıtmıyor, ayrımcılık yapıyor, devlet hazinesinden ayrıcalıklı harcamalar yapıyor, belirli kimselere hazineden para aktarılıyor ve ayrıca devlet örgütlenmesinde liyakat ilkesi gözetilmiyordu. Daha açık bir ifadeyle Emeviler devleti ele geçirmişti. İddialar bu yöndeydi. Tarihi bilgilere göre halife bu doğrultuda çok uyarıldı, belirli isimler halkın tepkisini kendilerine iletti. Lakin sonuç alınamadı. Aksine dönemin öne çıkan isimlerine baskılar daha da arttırıldı. Ebu Zer sürgün edildi, çöle sürüldü mesela. Bir başına ölüme terk edildi adeta.
656 yılına geldiğimizde ise Halife için tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Mısır, Kufe ve Basra’dan kafileler halinde Medine’ye gelen protestocular, binlerce insanın gözü önünde Halife’nin evini kuşattılar. Bu kuşatmaya Medine’de bulunan bazı isimler de katıldı. Akabinde Halife evinde katledildi. Ölümün üzeri fitne sözleriyle örtülmek istendi, hem o gün hem bugün gerçekler konuşulmasın diye tarihe yalan söyletildi, mezara yalnızca Halife değil gerçekler de gömüldü.
Müslümanlar için büyük bir travmaydı bu. Ölen kişinin kim olduğu, nereden geldiği, ailevi bağları ortadaydı. O halde neden böyle bir son yaşamış, ümmet neden bu sona şahitlik etmişti? Dediğimiz gibi hakikatin üstü fitne örtüsü ile kapatılınca bu sorularla yüzleşme yoluna gidilmedi. Yeni halife böylesi bir kaosun ve sessizliğin içinde seçildi.
O isim Ali idi. Peygamberin bir diğer damadı olan Ali bin Ebu Talib birkaç gün içinde halife seçildi. Ortada katledilen bir halife vardı. Özellikle halifenin çevresinden bazı isimler de halifenin katillerini istiyordu. Görünürde bu isimlerden biri de Muaviye idi. İyi ama katiller nasıl belirlenecekti? dahası kolektif bir sorumluluk havası da vardı. Böylesi bir karmaşa içerisinde ortaya çıktı Basra savaşı, daha çok bilinen adıyla Cemel Vakası. Ali’nin karşısında Talah bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam ve Aişe vardı. Talha ve Zübeyr de ilk Müslüman olan isimlerin başında geliyordu. Dönemine göre öne çıkan ve zengin isimlerdi. Bazı kaynaklara göre Ali’den talep ettikleri valilik görevleri yerine getirilmeyince Ali’ye savaş açmışlardı. Yanlarında Peygamber’in eşi Aişe de vardı. Onun savaş açma sebebi neydi peki? Orası da ayrı bir tartışma. Fakat onlara göre savaş sebebi Osman’ın katilleri meselesiydi. Oysa, gerçek böyle değildi. Bu gerçekliğe rağmen o savaş yaşandı ve binlerce insan bu savaşta can verdi. Talha ve Zübeyr de bu isimlerin başında geliyordu. İslam dünyası artık kana bulanmıştı. Bir zamanlar aynı sofranın etrafında bir araya gelen, aynı düşmana karşı kılıç kuşanan insanlar o kılıçları artık birbirlerine doğrultmuştu.
Görünenin ötesine geçtiğimizde o kanın arkasında menfaat çatışmaları, çıkar hesapları, mevki-makam beklentileri, iktidar düşleri yatıyordu. Bütün bu olgular temiz sayfalara yazılmıyordu haliyle. Hal böyle olunca ve defterlere türlü suçlar yazılınca bazı yolların dönüşü olmuyor, bazı yangınlar bitmek bilmiyordu. Cemel de o yangınlardan biriydi, dumanı hala tütüyor diyebiliriz.
Yukarıda söyledik, o yıllarda savaşa sebep arayan isimlerden biri de devrin değişmeyen Valisi Muaviye idi. Halifeler gelip geçiyor o ise koltuğunu hep güçlendirerek koruyordu. Görünürde Osman’ın katillerini istiyordu ama yaşantısı pek öyle söylemiyordu. Krallar gibi yaşıyor, devlet içinde devlet gibi hareket ediyordu. Nitekim bir vali olarak devlet başkanı gibi ordu toplayıp Halife Ali’nin karşısına çıkan da oydu. On binlerce askerle Sıffın savaşında bir vali olarak değil adeta bir kral olarak ortaya çıktı Muaviye. Toplamda ise yüzbinlerce asker savaştı o gün. Sonuç ise kelimen tam anlamıyla bir felaketti. Sıffın Ovası kan gölüne dönmüştü. Aralarından sahabelerin de olduğu yetmiş bin insan o savaşta can verdi. Ölülerin üstü ise yine fitne örtüsüyle örtüldü. Yine hakikatler ölülerle birlikte mezara gömüldü. Yine hakikat konuşulmasın, gerçeklerler tarihe ışık tutmasın diye ihanet tercih edildi. Tarihe ihanet edildi.
Bütün bunlar İslam tarihinin ilk yıllarında yaşandı. İlk yılında ovalar kan gölüne döndü, taraflar birbirine düşman kesildi, sağalmaz yaralar açıldı, sonu bitmeyen düşmanlıklar baş gösterdi. Peki sebep neydi, niye böyle oldu? Fitne miydi buna sebep olan? Dediğimiz gibi o sadece gerçeği karartan bir örtüydü asıl sebep ise dünyevi hırs ve kazanç mücadelesiydi.
Gözünüzü para, rant ve iktidar hırsı bürümüşse bütün ilkeleri gözden çıkarabilir, ahlaki yargıları yok sayıp bütün kutsalları çiğneyebilir dahası bunun için sonu kan ve acıyla biten savaşlara dahi imza atabilirsiniz. Tarih bunun en büyük şahididir. Bu anlamda geçmişle beraber bugüne de ışık tutar. Tarih bir de bize bakmamız gereken yeri işaret eder: Savaşan tarafların sahip olduklarına, mülkiyetlerine, ilişki içinde bulunduğu aktörlere bakın der. Kavganın asıl sebebi oradadır.
Tarih bize yalnızca kimlerin savaştığını anlatmaz, neden savaştıklarını da gösterir. Bu yüzden isimlere değil servete, sloganlara değil çıkarlara, kutsal sözlere değil kurulan iktidar ilişkilerine bakmak gerekir. Çünkü çoğu zaman savaş meydanlarında görünen şey din, dava ya da adalet değildir; onların arkasına saklanmış iktidar hırsıdır. Ve insan, gücü kutsallaştırdığı anda yalnızca hakikati değil, kardeşini de öldürebilir. İslam tarihinin ilk büyük kırılması tam da buydu: Kılıçlar bedenlerden önce hakikati parçaladı.
Çok Okunanlar
CHP Genel Merkezi'nden ayrılan Özel Kılıçdaroğlu'nu topa tuttu
Özgür Özel TOMA'ya çıkıp halkı selamladı
Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez'e gelecek mi?
Ankara'da gözlerin çevrildiği Mansur Yavaş'tan ilk açıklama geldi!
CHP'li belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı
Kılıçdaroğlu'nun ihraç listesi hazır!
Mutlak Butlan kararı sonrası yeni tartışma
CHP operasyonunun hedefi: Anayasa değişikliği ve 'Orta Doğu Birleşik Devletleri'
Kılıçdaroğlu'na yakın isim konuştu
CHP il başkanlarının Genel Merkez yürüyüşünde polis engeli