Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3497
Dolar
Arrow
43,1264
İngiliz Sterlini
Arrow
58,0868
Altın
Arrow
6205,2295
BIST
Arrow
10.729

RageBait: Tıklanabilir öfke

Oxford Sözlüğü 2025 yılının kelimesi olarak “Ragebait”i seçmişti. Kısaca çoğu zaman, insanları bilinçli olarak kızdırmak için üretilen dijital içerikler demek. Oxford’un bu seçimi mevcut platformların yönlendirdiği dijital düzenin işleyişini meşrulaştıran belirlenimci bir tercih. Dijital ve basılı metinlerin tarandığı, kullanım sıklıklarının ölçüldüğü ve “çağın ruhunu yansıtan” kavramların seçildiği anlatısı, son derece sorunlu bir varsayıma dayanır. Sanki dijital dil, kendiliğinden ve eşit bir biçimde dolaşıma giriyormuş gibi. Oysa seçim, dijital ve sosyal medyada hangi kelimenin dolaşımda olduğu, kimin konuşabildiği, kimin görünür olduğu ve hangi duyguların algoritmalar tarafından ödüllendirildiğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu sistemde görünür olan kelimeler, en çok etkileşim üretenlerdir ve itiraz, öfkeye; öfke, etkileşime; etkileşim, tüketime dönüşür.

Sosyal medya platformları, kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak üzerine kurulu. Algoritmalar, hangi duygunun daha çok etkileşim ürettiğini çok iyi biliyor. Kızgın kullanıcı daha fazla yorum yapıyor, daha çok paylaşıyor, daha uzun süre kalıyor. Ragebait bu nedenle bir sapma değil, platform ekonomisinin mantıksal sonucu. Benzer şekilde “ragebait”, öfkeyi provoke eden içerikleri tanımlar ama bu öfkenin neden bu kadar dolaşımda olduğu sorusunu sistematik olarak dışarıda bırakır. Öfke, yapısal eşitsizliklerin sonucu olmaktan çıkarak dijital bir davranış haline getirilir.

Psikoloji biliminde öfke, bireyin engellenme, haksızlık, tehdit, karşılanmamış ihtiyaçlar ya da incinme algısına verdiği duygusal bir tepki (Spielberger, 1999) olarak tanımlanır yani buzdağının görünen kısmıdır.Toplumsal öfke ise sosyal adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasal baskı veya kimlik temelli dışlanma gibi durumlarda ortaya çıkar. Öfke tarihsel olarak politik bir duygudur. Bu bağlamda toplumsal öfke, sosyolojik olarak protesto, grevler, toplumsal hareketler ve siyasal talepler şeklinde dışavurulur. Sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı kolektifleştiğinde siyasal bir güç üretir ve bir hedefi olur. Örneğin; adaletsizliğe yönelir, talep üretir ve dönüşüm potansiyeli taşır. Ragebait ile dolaşıma sokulan öfke ise tam tersine bireysel, yönsüz, anlık ve tüketilebilir. Bu öfke neyi değiştirmek istediğini bilmez; yalnızca dışa vurmak, görülmek ister. Böylece öfke, itirazın yerine ikame edilir. İnsanlar kızgındır ama etkisizdir. Bu durum, sistem açısından bir kriz değil; ideal bir denge halidir.

Algoritmalar için öfke, duygu kapitalizmi (Eva Illouz, 2006) bağlamında en karlı duygulardan biridir. Ragebait bu nedenle platform ekonomisinin bilinçli olarak teşvik ettiği bir davranış biçimidir. Dijital öfke kişilere, kimliklere ve anlık olaylara yönlendirilir. Önemli bir nokta öfkenin toplumsallaşamadan sorumluluğun sistemden bireye kaydırılmasıdır. Ragebait anlatısı, insanları kızdıran içeriklere odaklanırken, etkileşim odaklı bu içeriklerin neden ödüllendirildiğini sorgulamaz. Öfke vardır ama fail yoktur. Bu, açık bir meşrulaştırma biçimidir.Böylece yapısal eşitsizlikler, temsil krizleri ve ekonomik sorunlar görünmezleşir. İnsanlar neden öfkeli olduklarını unutur. Hegemonya, algoritmalar ve duygular üzerinden kurulur.

Önemli olan öfkenin neyi hedef almadığıdır. Kelime seçimleri, küresel eşitsizlikleri sistematik biçimde dışarıda bırakır. Ragebait, büyük ölçüde küresel Batı-Kuzey merkezli dijital kamusal alanların algılayışını ve seçimlerini yansıtır. Oysa dünyanın büyük bir kısmında açlık, savaş, zorunlu göç, yoksulluk ve emek sömürüsü, “kışkırtıcı içerik” değil, gündelik gerçekliktir. Ancak bu yapısal öfke, kelimeleşmez. Bu şekilde “ragebait” rıza üretiminin dilsel aracı haline gelir. İnsanlara kızgın olma hakkı tanınır ama değiştirme gücü verilmez. Tepki vermek, siyasi katılımın yerine geçer. Yorum yapmak, paylaşmak, beğenmek siyasal eylemin yerini alır. Dijital dolaşımdaki öfke sistemle çatışmaz. Politik içeriğinden arındırılmış öfke yapısal toplumsal sorunları politikasızlaştırır. Bu da dijital medyanın en tehlikeli işlevlerinden biridir: İtirazı görünür kılar gibi yaparken, onu etkisizleştirmek.

Sosyal medya kullanıcılarasürekli öfkeli olma hakkı tanır. Örgütsüz öfkede tepki, yorum serbesttir. Tepki vardır ama talep yoktur. Dijital bir davranış biçimi olarak gürültü vardır ama tehdit üretmez. Öfke sistemin dijital sınırları içinde tahammül edebilecek bir forma sokulur. Öfkeyi bastırmaz; onu içerir, emer ve tüketime dönüştürür.Sosyal medya öfkeyi bastırmak yerine onu yönetmeyi öğrenmiştir. Ragebait bunun adıdır. Ragebaitle sorun “insanlar neden bu kadar öfkeli?” temelinde değil, “insanlar neden bu tür içeriklere kapılıyor?” sorusu ile psiko-dijital çerçevede tartışılır.

Oxford’un daha önceki yıllarda seçtiği kelimeler de dünyayı açıklamıyor. Çağın kaçınılmaz bir ruh hali olarak algılanmasını sağlayarak dünyaya nasıl katlanacağımızı öğretiyor. Bu kelimelerin ortak özelliği, sorunu kişiselleştirmeleri ve politikasızlaştırmalarıdır. Öfkelisin çünkü “ragebait”e maruz kalıyorsun. Yorgunsun çünkü “brain rot” yaşıyorsun. Dağınıksın çünkü “goblinmode”dasın. Bu anlatı, bireyi merkeze alır ama onu güçlendirmez; aksine yalnızlaştırır. Eşitsizliği, sömürüyü ve yapısal şiddeti doğrudan adlandıran kelimeler yerine bireysel ruh hallerini ve duygusal tepkileri merkeze alan kavramların tercih edilmesi, sistemli bir dil siyaseti olarak okunmalıdır.Bu nedenle toplumsal kelimelerin neden asla seçilmediğini merak etmeliyiz.

Kısacası öfkenin bu kadar serbest, itirazın bu kadar güçsüz olduğu bir düzende, seçilen kelimeler masum değildir. Sisteme yönelmeden sistemin sınırları içinde dolaşan öfke ile dünyanın değişmez olduğuna bizi ikna eden bir dil, en güçlü ideolojik aygıttır. Çünkü öfkeyi denetim altına alan kelimeler dünyayı açıklamaz; dünyaya neden razı gelmemiz gerektiğini fısıldar. Ve ragebait, tam olarak bunu yapar. Sürekli tıklanabilir öfkede kızgın ama etkisiz, tepkili ama örgütsüz bir toplum. Peki neden bu kadar kızıp hiçbir şeyi değiştiremiyoruz? Bu insanlık halinin kelimesi var mı?