Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8506
Dolar
Arrow
43,9127
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8991
Altın
Arrow
7307,9592
BIST
Arrow
10.729

CHP kendisini itinayla imha ediyor!

Başlık, ironi değil.

Yanlış anlamalara mahal vermeyelim.

Cümle, tam olarak ne ifade ediyorsa o!

İş, Cumhuriyet’e, Cumhuriyet'in değerlerine ve kurucu ilkelerine sonuna kadar bağlı Atatürkçü seçmeni kafeslemeye gelince mangalda kül bırakmıyorlar, “Biz Türkiye'nin kurucu partisiyiz, laiklikten vazgeçmeyiz, ülkenin siyasi birliği, bölünmez bütünlüğü, üniter yapısı kırmızı çizgilerimizdir” nutukları filan...

Bu cümlelerin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmadı. Kimse kusura bakmasın; beylik laflara karnımız tok.

Ne demişler; ayinesi iştir kişinin...

TBMM çatısı altında hazırlanan ve Türkiye’nin temellerine dinamit koyacak sürecin ilk resmî belgesi olma özelliği taşıyan rapora CHP'li üyeler bir güzel imza attı.

Yani onay verip, “Ne yazıldıysa hepsinde hemfikiriz” dediler.

Eğer yurdum insanı bu kadar büyük tepki göstermeseydi, Abdullah Öcalan ile görüşmek için koşa koşa İmralı'ya da gideceklerdi, kimsenin kuşkusu olmasın. Anlaşılan hevesleri kursaklarında kalınca, Kürtçülere mahcubiyetlerini attıkları imzalarla telafi etmeye çalışmışlar.

Şimdi gelin, rapora yakın gözlüğümüzü takarak bakalım; satır aralarına sinmiş yaklaşım; “terörsüz Türkiye” başlığı altında yurdum insanına ittirilmeye çalışılan sürecin, demokratikleşme ve yerel yönetim reformlarıyla birlikte ele alınması gerektiği yönünde. Kâğıt üzerinde kulağa makul ve mantıklı gelen bu formülasyon siyasal pratiğe tercüme edildiğinde, eğer ki üniter devletin zeminini tartışmaya açabilecek muğlaklıklar barındırıyorsa, kurucu partinin imzası haiz bir meşruiyet çarpanı hâline gelecektir.

Cümlenin altını kalın kalemle birkaç kez çizelim.

Buradaki imzalarının son derece önemli bir anlamı var. Çünkü CHP, 1923’te devleti kuran iradenin siyasal mirasçısı, taşıyıcısı ama daha da önemlisi bugünkü temsilcisi.

Türkiye'yi kuran, Cumhuriyeti ilan eden, devrimleri yapan parti devletin temellerini tartışmaya açan bir metne “evet” dediğinde, bu yalnızca bugünün taktik bir siyasi hesabı olmaktan çıkar, tarihsel bir sorgulamayı beraberinde getirir.

Siyasal İslamcıların, Kürtçülerin ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurulduğu günden bu yana hazmedememiş emperyalistlerin istediği de zaten tam olarak budur!

O nedenle raporu sadece teknik bir mesele olarak ele almamak gerekir; bu kurucu ideolojinin, Cumhuriyet ilkelerinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi birliğinin, üniter yapısının ve son olarak “Türk vatandaşlığının” sınandığı kritik bir eşiktir.

Bir kez daha hatırlatalım, CHP’nin tarihsel omurgası, ulus-devlet ve üniter yapı fikri üzerine kuruludur.

Bu, Kürtçülerin ağızlarına pelesenk ettiği gibi etnik bir tasnifin değil; siyasal yurttaşlığın esas alındığı bir cumhuriyet anlayışının ürünüdür.

“Türk milleti” kavramı, etno-kültürel bir daralma değil; ortak kader ve hukuk birliğinin adıdır. Eğer bir rapor, yerel yönetim reformu başlığı altında merkezi idarenin yetkilerini aşındıracak, bölgesel siyaseti etnik referanslarla tahkim edecek kapılar aralıyorsa; bu, yalnızca teknik bir idari düzenleme değil, devlet felsefesinde bir kırılma olacaktır.

Meseleye bu zaviyeden baktığımızda “memleketi, kurucu partinin eliyle ortadan kaldırmak istiyorlar” diyenleri komplo teorisi üretmekle suçlamamamız gerekir.

Lafı uzatmayalım,

CHP, Cumhuriyeti yıkım günlerine temel referans belgesi oluşturacak bu raporun altında kalmıştır Yarın öbür gün, Tayyip Erdoğan elini yıkayıp kenara çekilirse, bütün ihale CHP'ye çıkar.

Biz şimdiden uyaralım.

Tekrarlamakta yarar var, Özgür Özel'in artık hangi akla hizmet ettiği belli olmayan siyasetiyle Kürtçülerin peşine takılmasının faturası öyle ya da böyle ağır olacaktır. 1991 seçimlerinde SHP'nin yaptığı hatanın sonuçlarını kuvvetle muhtemel birileri kendisine anlatmıştır.

Ama anlayabildiğimiz kadarıyla inadından vazgeçmiş değil.

Gerçekten, Kürtlerin DEM'i ve AKP'yi bırakıp CHP'ye oy vereceğini düşünüyor olabilir mi?

Bilmiyoruz ama görünen o ki CHP'nin sadık seçmenini, “Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak istiyorsan, benim Kürtçülerle oynaşmamı sinene çekeceksin” diye kendisine mecbur kılmaya çalışıyor.

Yani, yurdum insanı iki arada bir derede kalacak, “Lanet olsun” diyecek ve razı olacak!

Mümkün mü!

Türkiye'de özellikle genç nüfus içinde gerçekten hızla yükselen ırkçı olmayan seküler bir milliyetçilik var.

Etnikçiliği değil, siyasal aidiyeti önemsiyorlar, diyelim ki Atatürk milliyetçiliğini yeniden keşfediyorlar.

Özgür Özel, bunu görüp sörfünü yükselen dalganın üzerine koymuş olsaydı, arkasına aldığı kuvvetle bugün gerçekten iktidarı sallıyor olurdu. Ama tercihini parti içindeki etnikçi, mezhepçi tayfadan yana kullandı.

Hesapta, DEM'i tamamen Tayyip Erdoğan'ın kucağına itmek istemiyormuş da bağrına taş basarak Kürtçülere nağme yapıyormuş!

Eğer gerçekten böyle düşünüyorsa yandı gülüm keten helva.

DEM'ciler zaten en başından beri Tayyip Erdoğan'ın kucağında. Bunu görmemek için külliyen kör olmak gerekir.

Özgür Özel'in paşa gönlü öyle istiyor diye oradan kalkıp, “Yahu bu adam ağzına 'Türk' lafını hiç almazken, üç cümlesinden birinde mutlaka 'Kürt' diyor” diyerek CHP'nin peşine mi takılacaklar.

Farkında değil belki ama siyaset, duygusal yakınlıklarla değil, çıkar dengeleriyle yürür. Kürtçülerin çıkarı hiçbir zaman Cumhuriyetçilikte olmadı ki CHP'ye yakın dursunlar. En çağdaş, en modernist görüneni bile fırsatını buldu mu dümeni İslamcılardan yana kırıveriyor.

Açık yüreklilikle soralım, DEM siyasal kaderinin Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında olduğu bir gerçeklikte, CHP’nin rapora attığı imza mı Kürtleri CHP’ye çekecek?

Ne kadar farkında bilmiyoruz ama siyasal İslamcılar ve Kürtçüler, Cumhuriyetin karşıtlığında stratejik ortaklar; biri din ve mezhep diğeri, etno-feodal zihniyet üzerinden yürüyor. Yurdum insanının CHP üzerinden ikna edilmesi, teröristlerin meşru, makbul ve muteber kabul edilmesiyle Kürtçülerin elde edeceği her türlü kazanım, günün sonunda siyasal İslamcı iktidarın işine yarayacak.

Hasılı kelam, nihai hedefleri aynı; bugünkü şekliyle Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırıp yerine İslamcı ve Kürtçü bir federasyon kurmak. Özgür Özel de maalesef buna bir güzel çanak tutuyor diyerek yazımıza noktayı koyalım.