Bütün dünya Amerika-İsrail-İran hattındaki krize odaklanmış durumda.
Hürmüz’deki belirsizlik, İsrail’in savaşı sürdürme ısrarı, ABD’nin bölgeye yaptığı deniz-hava yığınağı ve İran’ın vekil unsurları üzerinden verdiği mesajlar küresel gündemin tam ortasında.
Ayrıca, Trump'ın ipe sapa gelmez açıklamaları filan...
Ancak burada jeopolitiğin en önemli kurallarından birini hatırlatmak lazım.
Büyük güçler sıcak krizlerle meşgulken, bölgesel aktörler kendi hedef sahalarında sessiz oldu bittilerle kalıcı mevziler elde ederler.
Yunanistan’ın şimdilerde Türkiye’ye karşı yürüttüğü strateji tam olarak budur.
Yani ortada sadece Ege’de birkaç ada, birkaç NAVTEX ya da birkaç millik deniz yetki alanı meselesi yok.
Türkiye'nin karşısında Ege’den Kıbrıs’a, Doğu Akdeniz enerji hatlarından İstanbul’daki patrikhanenin “ekümeniklik” iddiasınakadar uzanan çok katmanlı bir siyasi-stratejik baskı mimarisi var.
Ege, bunun askeri cephesi.
Dedeağaç’taki Amerikan üssü, Türkiye’nin Trakya ve kuzey Ege hattına dönük baskı kapasitesini arttıran lojistik bir omurga!
Güneyde, Girit’teki Suda Körfezi'nin ise ABD’nin Doğu Akdeniz’deki ileri harekât merkezi olarak yalnızca Orta Doğu krizleri için değil, Türkiye’nin güneybatı deniz erişimi açısından da kritik bir gözetleme ve sevkiyat üssü olduğunu söyleyelim.
Kuzeyde Dedeağaç, güneyde Suda, arada silahlandırılmış Doğu Ege adaları…
Tablo elbette tesadüfi değil.
Bu, Türkiye’nin Ege çıkışını kuzey-güney ekseninde baskı altına alabilecek katmanlı bir çevreleme hattı.
Meseleyi anlayıp anlamlandırmak için ahım şahım diplomasi okur yazarı olmak gerekmiyor; güncel haberleri takip eden, gelişmeleri yan yana koyan herkes bunu görebilir.
Ancak meselenin asıl kritik boyutu Kıbrıs çevresindeki enerji savaşı.
Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail arasında kurulan EastMed ekseni, ilk aşamada enerji projesi gibi sunuldu.
Oysa daha 2020’de imzalanan EastMed anlaşmasının jeopolitik özü, Türkiye’yi Doğu Akdeniz enerji denkleminden dışlama hedefiydi.
İsrail açıklarındaki Leviathan ve Tamar sahalarından çıkarılacak gazın,Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Girit üzerinden Avrupa’ya taşınması planı, teknik olarak bir boru hattı projesi olmanın ötesinde siyasi harita çizme girişimiydi. Lafı uzatmadan söyleyelim buradaki kritik nokta şu:
Enerji projeleri yalnızca ekonomik değildir; aynı zamanda deniz yetki alanı iddiasını da ortaya koyar.
Bir boru hattı güzergâhı çizdiğiniz anda, onun geçtiği deniz alanlarında fiili siyasi meşruiyet üretmeye başlarsınız.
Atina ile Kıbrıslı Rumların İsrail’i bu denkleme dahil etmesinin asıl değeri burada.
İsrail’in enerji ihtiyacı ve Avrupa pazarına erişim arayışı, Yunanistan’a Türkiye karşısında stratejik ortak kazandırdı. Son yıllarda bu ortaklığın enerji boyutundan güvenlik boyutuna evirildiği daha net görebiliyoruz.
Üçlü zirvelerde gaz sahalarının yanı sıra savunma koordinasyonu ve bölgesel güvenlik de konuşuluyor.
Bu durumun Türkiye açısından alarm seviyesinde olduğunu söyleyelim.
Çünkü Kıbrıs çevresindeki doğal gaz aramaları, tek bir başlık altında, hidrokarbon meselesi olarak okunmamalı; bu deniz yetki alanı haritasını da kalıcılaştırma operasyonudur.
Rumların tek taraflı ruhsat sahaları ilan etmesi, uluslararası enerji şirketlerini devreye sokması ve İsrail ile münhasır ekonomik bölge sınırlandırmaları üzerinden siyasi, stratejik pozisyon üretmesi, zaman içinde Türkiye ve KKTC’nin hak iddialarını ciddi anlamda aşındırabilecek fiili durumlar üretecektir.
Yani enerji burada ekonomik değer kadar hukuki egemenlik çarpanı işlevi görüyor.
Bu tabloya İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiasını eklediğinizde stratejinin siyasi-psikolojik cephesi ortaya çıkıyor.
Atina için patrikhane yalnızca dini bir kurum değil; İstanbul merkezli tarihsel ve sembolik bir etki alanı!
Ekümeniklik iddiası, hukuken Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul ettiği statünün ötesine geçen, uluslararası meşruiyet üretmeye dönük sembolik bir siyasal hamle olarak kullanılıyor.
Bu mesele ilk bakışta dini veya kültürel gibi görünse de aslında Yunanistan’ın Türkiye üzerindeki tarihsel diplomatik baskı başlıklarından biri.
Bir tarafta Ege’de askeri konumlanma;
Diğer tarafta Kıbrıs çevresinde enerji haritaları;
Bunun yanında İsrail’le kurulan güvenlik ortaklığı...
İstanbul’da patrikhane üzerinden sürdürülen sembolik statü siyaseti!
Bütün bunlar bir araya geldiğinde karşımıza parçalı değil, bütüncül bir stratejik çevreleme çıkıyor.
Ancak Yunanistan sıcak çatışma istemiyor.
Hedefi Türkiye’nin dikkatinin Ortadoğu’daki yangına çevrildiği sırada batı cephesinde yeni normaller oluşturmak.
Buna kuvvetli biçimde vurgu yapalım!
Bir gün deniz parkı.
Bir gün Dedeağaç’a yeni sevkiyat.
Bir gün Suda’ya savaş gemisi.
Bir gün Rumlara yeni ruhsat sahası.
Bir gün patrikhane üzerinden uluslararası siyasi açıklama.
Her biri tek başına sınırlı bir çerçeve içinde görünüyor ama öyle değil.
Birleştiğinde Türkiye’ye karşı çok cepheli oldu-bitti zinciri karşımıza çıkıyor..
İşte asıl risk bu.
Sessiz bir statü değişimi. Yavaş yavaş tamamlanan kuşatma.
Fiili durumun zaman içinde hukuk haline gelmesi.
Türkiye’nin buna vereceği cevap da aynı ölçüde bütüncül olmak mecburiyetinde; eğer ki mevcut iktidarın gerçekten cevap vermeye niyeti varsa.
Ege, Kıbrıs, enerji diplomasisi, İsrail’le bölgesel denge, Dedeağaç-Suda hattı ve İstanbul’daki sembolik başlıklar tek dosya halinde ele alınmalı. Çünkü bunlar ayrı başlıklar değil, aynı stratejik aklın farklı cepheleri.
Dünya İran’a bakarken Türkiye’nin batısında sessizce örülen bu hat, birkaç yıl içinde geri çevrilmesi çok daha zor sonuçlar doğurabilir.
Biz şimdiden tarihe notumuzu düşmüş olalım. Asıl tehlike top sesleri değil, haritalar, boru hatları, üsler ve sembolik statü oyunlarıdır. Bugün Yunanistan’ın yaptığı tam olarak budur.
Türkiye açısından bu, artık ertelenemez bir milli güvenlik alarmıdır, diyerek yazımıza noktayı koyalım.
Çok Okunanlar
İbrahim Tatlıses mirasını devlete bırakacağını açıkladı
Düğün gecesi şüpheli şekilde ölen uzman çavuşun eşinin yargılanmasına başlandı
Atlas Çağlayan’ın ailesini tehdit eden 3 sanığa tahliye
Kobani, Colani’nin yardımcısı olursa teröristbaşı ne istemez!..
Tuncay Sonel'in eşi hakkında gözaltı kararı!
Dünya İran’a bakarken, Türkiye’ye karşı çok cepheli kuşatma
CHP’ye sorumluluk çağrısı: 'Saraya Yürüyüş' öncesinde Ankara’da ikinci konferans
Barut kokulu ateşkes: Şarjör değiştirme molası
Lübnan'da ateşkes erken sarsıldı: Bekaa bölgesine hava saldırısında 1 ölü
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın anlamı