Hiç öyle hafife alınacak gibi değil.
Bu kadar gerginliğin Türkiye üzerinde etkisi olur. Hem de fena olur.
Almanya zaten sarsılır.
Peki, ne mi oluyor?
Türkiye’nin dış dünyadaki en önemli bağlantı merkezinden söz ediyoruz. Ankara’nın sadece ekonomik değil, siyasi dizginlerini de son 50 yıldır pek öyle bağırmadan büyük ölçüde elinde tutan bir merkez bu: Federal Almanya.
Berlin, zaman zaman burada da notlar düşüyoruz, korkunç boyutlarda bir silahlanma atağı içinde.
Toplumun da bu silahlanma atağını taşıması için “militarize edilmesi” gerekiyor.
Bu acı gerçek, sadece Ingar Solty gibi son dönemin çalışkan ilerici yazarlarını kitap (“Innere Zeitenwende”- İçerideki Büyük Dönüşüm) yazmaya itmiş değil. Sağın bile belli kesimleri bu gelişmelerden son derece tedirgin.
Nedense solda gösterilen SPD ile Yeşiller ve hatta Sol Parti’nin büyük bölümü, Rus düşmanlığında klasik sağla yarışacak kadar hırslı ve saldırgan bir profil verirken, muhafazakâr askerler endişelerini ilan etme gereği duyuyorlar.
Örnek mi? Eski bir genelkurmay başmüfettişi (genelkurmay başkanı) ve eski NATO Askeri Konseyi Başkanı Harald Kujat, alternatif medyada ve sosyal medyada, neredeyse bağırıyor. Berlin’in izlediği siyasetin doğru olmadığı konusunda sürekli uyarılarda bulunan Kujat için, bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu Rusya ile Ukrayna’nın derhal barış için masaya oturması. Kısa bir süre önce YouTube’da yayımlanan ve çok izlenen bir videoda Avrupa ile Almanya’nın da Rusya’nın nükleer hedefi haline gelebileceğine dikkat çekmeyi ihmal etmedi. Putin’in baskı altında olduğunu, ancak son derece itidalli davrandığını belirterek... Rusya uzmanlığı da olan Kujat’ın son analizlerini böyle özetleyebiliriz.
Almanya’nın paldır küldür silahlanması, bu atılım için kamu borçlanmasının önündeki frenleri iptal etmesi ve ödeyeceği faizleri vs. dünyaya ilan etmesi, durumun nezaketi konusunda ipucu veriyor olmalıdır.
Peki bu tutum, Türkiye’yi nasıl etkiler?
Bu satırlar yazılırken, Alman haber siteleri ve medya, Türkiye’nin NATO’nun yanında ve Rusya karşıtı bir konuma yöneldiğini bildiriyor.
Karadeniz’de hem de...
Tehlikeli, çok tehlikeli.
ABD’den farklı olarak yangına resmen körükle giden Berlin yönetiminin tutumundan şikayetçi olan Kujat, “Neden ABD’den farklı bir tutum alındığını” iki gerekçeye bağlıyor. 4,5 yıldır Ukrayna’da Batı değerlerini savunmak için Ukrayna hükümetine destek verildiğini, şimdi Kiev’le araya ABD gibi mesafe koymasının mümkün olamadığını savunuyor. Ayrıca 2011’de Alman silahlı kuvvetlerinde bir yeni yönelim gerçekleştirildiğini ve bunun anayasayı ihlal ettiğini ileri sürüyor. Yurtdışına askeri müdahale gibi... Alman anayasasının bu şekilde çiğnenmesinin bir türlü onarılamadığı saptamasında da bulunuyor.
Bunun sadece geçmişte NATO-Rusya Komisyonu başkanlığı da yapmış bir emekli generalin kişisel saptamaları olduğunu söyleyemeyiz. Bir yerleri temsil ettiği çok açık.
Ayrıca, sanayi sermayesinin önemli bir kesiminin ve özellikle de dargelirli milyonların böyle bir maceraya sıcak bakmadığını söylemek mümkün. Halkın bu tehlikeli militarizasyon eğilimine ikna edilmesi için medyanın, özellikle de “demokratik medyanın” pek iştahlı bir rol oynadığını görüyoruz. Bu açıdan Türkiye’deki medya ile Almanya’daki medya arasında pek öyle büyük bir fark yok. Bunu birkaç kez yazdık. Anlaşılan yeni örneklerle bunu daha sık yinelemek zorunda kalacağız.
Friedrich Merz hükümeti, Avrupa kaotik bir ortama geçiş yaparken, 2030’da, en az 180 milyar avro ile dünyanın dördüncü büyük “savunma harcamalarını” yapan bir ülke olmak için çalışıyor. Amaç Rusya’yı da geride bırakarak ABD ve Çin’in ardından dünyanın üçüncü büyük askeri gücü olmak.
Neden?
Askeri güç yüklemesinin, öyle medyadaki kahraman demokrasilerin savunması masallarıyla falan bir ilgisi olmadığını söylemek gerekir. Sanayi ağırlıklı dev tekellerin içerideki üretim sorunları ve özellikle de dış pazarlarda gerileyen konumunu dengelemek için bir gövde gösterisi şart. Avrupa içi askeri dengeleri bozsa da şart. Askeri güç, kapitalizmde, büyük sermayenin acil çıkarları dışında bir anlam taşımaz. Demokrasi, insan hakları, sözde ülkelerin bağımsızlığı vs... Bunlar bahane.
Eğer öyleyse, bu gerginliğin er ya da geç Türkiye üzerinde şaklayan bir kırbaca dönüşmeyeceğinin garantisi var mı? Yok.
Bir de şu var: Almanya’daki siyasi ortamın, eylül ayında ülkenin doğusundaki eyaletlerde yapılacak yerel seçimlerde faşizan AfD’nin (Almanya için Alternatif) büyük oy patlaması yaşaması halinde iyice gerginleşeceği çok açık. İçerideki sıkıntıları frenlemek için de militarist bir yönelim gerekebilir.
“Hedef olacak ülkeler” dedik. ABD’den Avrupa’ya gizlice nükleer silahlar dağıtılması için planlar yapıldığı yolunda iddialar var. Adresi Rusya’dan saklanacak bu nükleler silahların konuşlandırılacağı ülkeler arasında AKP Türkiyesi de olabilir mi?
Rusya'nın atom silahlarının hedefi olmak isteyen mi var?
Sahi, bu işlere Yeni Parti ne diyor? Olan biten hakkında, örneğin kardeş partisi SPD’den, bu arada Yeşiller’den falan farklı bir yaklaşımı var mı?
Hiç sormadık.
Çok Okunanlar
Şampiyonlar Ligi play-off turundaki eşleşmeler belli oldu
Süper Lig'de 2026-2027 sezonunun adı belli oldu
Deniz Göktaş’tan cezaevindeki ilk ayında mektup
Manifest grubu Türkiye'den taşınıyor
İstanbul için sağanak uyarısı: Tarih verildi
iOS 27 için çıkış takvimi ve destekli modeller
Trump: İran ikiyüzlü
Abdest alırken poz vermenin dayanılmaz hafifliği
İngiltere’de 100 bini aşkın polisin verileri sızdırıldı
YENİ Parti'nin ilk açık grup toplantısının saati belli oldu