İran, 1979 Devrimi’nden bu yana emperyalizmin hedefinde. İç ayaklanmalar, yaptırımlar, askeri müdahale senaryoları… Amaç hep aynı. Rejimi çökertmek ve ABD–İsrail çizgisinde bir yönetim kurmak.
Ancak 13 Haziran 2025 saldırıları sonrası tablo değişti.
İran, 12 günlük savaşın son 4 gününde karşı saldırılarla zor zamanda toparlanma ve birlik refleksi gösterebildi. Bugün de istenen 45 yıllık ambargo altında yorgun düşmüş halkı, bir dış saldırıyla birlikte ayaklanmaya sürüklemek. Buna Türk bölgelerinin katılacağını sanmıyorum; bu senaryoda en fazla Kürt bölgelerinin rol alacağını düşünüyorum.
İran’da rejim değişikliği kaçınılmaz bir iç savaş demektir ve bu herkes için kayıptır; en çok da Türkiye için.
İran’ın parçalanması, güneyimizde Akdeniz’e uzanan kukla Kürt devleti senaryosunu hızlandırır.
İran halkının bu tuzağa düşmeyeceğini umuyorum.
Dilerim İran halkı direnir ve finans kapital güdümündeki neocon ve siyonist yönlendirmedeki Amerikan politikalarının yeni bir bölgesel felakete yol açmasına izin vermez.
Çok Okunanlar
NATO aile fotoğrafında gündem 'ayakkabı' oldu
Savunma yapması beklenen İmamoğlu salondan çıkarıldı!
NATO’da liderler zirvesinin akıbeti belirsiz
Erdoğan-Trump görüşmesine 'alışılmışın dışında' yorumu
Dünya Kupası'nda çeyrek final heyecanı başlıyor
Fatih Altaylı Trump'ın neden o otelde kaldığını açıkladı
İran'da sabah saatlerinde patlama sesleri
Nurullah Efe Ankut Maltepe Cezaevi'ne gönderildi
Uzun ve sağlıklı yaşam; Longavity
Erdoğan'ın başdanışmanından Vali Yardımcısı'na fırça