Euro
Arrow
55,7198
Dolar
Arrow
49,9308
İngiliz Sterlini
Arrow
66,8728
Altın
Arrow
6258,9529
BIST
Arrow
10.760
Anasayfa > Yazarlar > Hatice Topçu > Değişen dengelerin 'Saray' kadrosundan kopardığı parçalar

Değişen dengelerin 'Saray' kadrosundan kopardığı parçalar

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 31.10.2026 06:00

Siyaset sahnesinde taşlar yerinden oynamaya, iktidarın merkezinden kopuşlar hızlanmaya başladı. Uzun süredir ekonomi, hukuk ve toplumsal muhalefet kıskacında sıkışan AKP iktidarı, artık yalnızca dış krizlerle değil, kendi iç dinamiklerinde oluşan derin çatlaklarla da yüzleşmektedir.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın istifası ve 31 kişiye Azerbaycan’a giriş yasağı konulması, yaşanan olağan krizlerin ötesinde kronikleşmiş bir sistem tıkanıklığının göstergesidir. Nitekim Ankara’da 30-31 Ekim tarihlerinde toplanan Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi’ne İlham Aliyev’in gelmeyerek Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’u göndermesi, bu sistem tıkanıklığının aşılamadığını göstermektedir.

Öte yandan organize suç örgütü yapısı arz eden fon çatlağı, geminin iyiden iyiye su aldığını ve batan gemide kimin ayakta kalacağına dair güç mücadelelerinin başladığını göstermektedir.

Seçimleri dizayn etme, medyayı hizaya getirme ve yasaları kendi lehine evirme dönemine yönelik sancıların bir diğer göstergesi de meslek örgütleri seçimlerinde iktidarın desteklediklerinin kaybediyor olmasıdır.

Dünyada ise otoriter liderlerin sandıkta kaybettiği seçimler ve sokak eylemleri ile küresel bir siyasi kırılma dönemi yaşanmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye sokakta bulunmamıştır” ifadesi, dünyada yaşanan olayların ülkemize sıçraması kaygısını yansıtmakla birlikte Türkiye'de oluşan dip dalganın farkında olunduğunun göstergesidir.

Küresel Direniş Modelleri ve Sırbistan Örneği

Türkiye’deki bu daralma ve siyasi tıkanıklık, dünyadaki toplumsal dinamiklerle birlikte okunduğunda daha net anlaşılmaktadır. Brezilya’da Lula’nın kazanması (Bolsonaro’nun arkasındaki Trump desteğine rağmen) ve özellikle Sırbistan’da gençlerin başardığı siyasi hamle, küresel ölçekte dip dalganın gücünü ortaya koymuştur. Dolayısıyla Sırbistan’da yaşanan süreç, Türkiye’deki toplumsal muhalefet için önemli bir ders niteliği taşımaktadır.

Sırbistan’da üniversite gençliği mevcut siyasi kurumları reddetmiş ve bir hareket başlatmıştır. İşaret fişeği 1 Kasım 2024 tarihinde Sırbistan’ın Novi Sad kentinde tren garı çatısının çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi olmuş; sonrasında ihaleyi yapanların ortaya çıkarılması ve cezalandırılmalarına yönelik öğrenci hareketlerine iktidarın tepkisiz kalması, olayları baskıyla sindirmeye çalışması ve “dış güçler” açıklaması üniversiteli gençleri daha da tetiklemiş ve süreç 100 binleri aşan sokak eylemlerine dönüşmüştür.

Bu hareket Boşnak ve Sırp gençleri kimlik siyasetinden uzaklaştırmış, liyakat ve ortak akıl ekseninde birleştirerek ortak çözümler üretme noktasına taşımıştır. Akademisyenlerin de katıldığı çözüme yönelik toplantılar gerçekleştirilmiş ve bu toplantılarda gerek uzlaşarak gerek oylamayla ortak kararlar alınmıştır. Sonuçta 11 ilke belirlenmiştir. Bunlar:(1) Yargı bağımsızlığı, (2) Yolsuzluğa karışmış kamu görevlilerinin arındırılması, (3) İhalelerde şeffaflık, (4) Medya özgürlüğü, (5) Kamuda liyakat, (6) Eğitim reformu, (7) Girişimciliğe destek, (8) Daha iyi çalışma koşulları, (9) Tekellerin dağıtılması, (10) Sosyal konut ve kırsalda sağlık hizmetleri, (11) Dış politikada dengenin korunması ve evrensel hak ihlallerine tepki.

Özetle model ile yerleşik siyasi sistemlerin sorunları çözmekten uzak olduğu, çözümün birleşmekte ve liyakatli kadrolarda olduğu savunulmuştur.

Sırbistan seçimlerinin bir diğer önemi, lider döneminin kapanmaya yüz tuttuğunun ilk göstergesi olmasıdır. Çünkü tek kişi yönetimlerinin dünyayı sürüklediği krizler artık gizlenemez bir noktadadır. Kendini yenileyemeyen ve koltuk kavgalarından öteye gidemeyen sistemler, insanlığı geleceksizleştirmekte, toplumları çürütmektedir.

Baro Seçimleri Sonuçları Neyin İşaret Fişeği

İzmir Barosu'ndan sonra dünyanın en büyük barosu İstanbul Barosu seçimlerini Prof. Dr. Ümit Kocasakal kazandı, kutluyoruz.

Seçimlerde yapılan konuşmalar ve yaşanan coşku; üniter ulus devletin, laik cumhuriyetin ve dil birliğinin yılmaz savunuculuğunun, hukuk devletinin ödünsüz devamının ve etnik bölücülerin "çözüm süreci" adıyla başlattıkları girişimin reddinin bir sonucudur. Çünkü sözde silahsızlanma, barış ve demokrasi ambalajıyla yürütülen bu süreç, emperyalizmin amaçlarına hizmet etmekte ve ülkemizi bölünmenin eşiğine taşımaktadır.

Elli bin yurttaşın katilinin muhatap alınması, "Apo ile görüşmeler" değil "İmralı ile görüşmeler" adıyla kamufle edilerek tam bağımsızlık özünde kurulmuş cumhuriyetimiz ve ona bağlı hukukçularımız ile yurttaşlarımız için kabul edilebilir değildir. Baro başkanlığı seçimleri süreci ve sonuçları işte böyle bir döneme ve anlayışa karşı net bir duruş oluşturmuştur.

Bize Gelecek Yoksa, Sana Huzur Yok: Yusuf Tekin İstifa!

Bu tabloda ülkemiz üniversite gençliği ne yapmaktadır?

Yusuf Tekin’in Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde pankart asarak bakanı istifaya çağıran üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tutuklandı. Galatasaray Üniversitesi öğrencileri, arkadaşlarının tutuklanmasını protesto etmek amacıyla “Galatasaray Üniversitesi Öğrencileri” imzasıyla aynı pankartı üniversitelerine astılar.

Baro seçimleri, açılan pankartlar ve anayasal düzenin dışına çıkan keyfi yargı kararları, fon vurgunu, rejimin toplumsal tabandaki meşruiyet krizini derinleştirmiştir. Bu bağlamda:

Keyfi kararları verenler, avukatlara ve yurttaşlara eziyet çektirenler, organize suç ve hukuksuzluk sarmalında geminin batışını engelleyememektedir. Milyonlarca insanın mağdur olduğu ekonomik tablolar, devlet kurumlarının güvencesiyle yurttaşların fonlara yönlendirildiği soygun düzeni ve baro seçim sonuçları, iktidar tabanındaki çözülmeyi hızlandırmaktadır.

Sonuçta geçmişte herkese "suyun ısındı" diyerek parmak sallayanlar ve başkalarının tasfiyesini sağlayanların tasviye edildiği bir noktaya gelinmiştir. Aliyev’in Ankara’ya gelmemesi, içerideki güç savaşları, Sırbistan’dan yükselen gençlik dalgası, üniversiteli gençlerin Milli Eğitim Bakanına istifa çağrıları ve baro seçimlerindeki mesajlar aynı gerçeğe işaret ediyor: Artık algılarla olgular değiştirilemiyor. Gemi su alıyor ve bu sefer sadece muhalefet değil, batan gemide kimin kalacağını belirlemeye çalışanlar da batıyor.

Unutulmamalıdır ki; "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve bu gerçeğin karşısında hiçbir saray kadrosu veya organize yapı kalıcı olamaz. Dolayısıyla sırada kimin olduğundan çok sistemin kendisinin ömrünü tamamladığı gerçeği önümüzdeki dönemin dengelerini belirleyecektir.

Cumhuriyetin 103. yılında büyük Atatürk’ün "Cumhuriyet İlelebet Payidar Kalacaktır" sözünün ne kadar büyük bir öngörü olduğunu tüm berraklığı ile yaşıyoruz.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları